PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Suudi rejimi, Yemen'in güneyindeki grupları Sanaa'ya karşı savaşa katılmaya zorlarken, cepheye gitmeyi reddeden güçleri maaşlarını kesmekle tehdit ediyor.

YDH- Suudi rejimi, Yemen'in güney vilayetleri üzerindeki kontrolünü güçlendirmiş olmasına rağmen, uzun yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteğiyle hareket eden askeri oluşumlara siyasi iradesini bütünüyle kabul ettirebilmiş değil. Bu güçlerin savaşa kesin biçimde dahil edilmesi konusunda da henüz istenilen sonuç alınamadı.
Özellikle savaş yıllarında şekillenen karmaşık ittifak ve çıkar ağlarına dahil olan güneyli güçler bu noktada öne çıkıyor. Söz konusu ilişkiler ağı Sanaa ile kurulan temasları da kapsıyor.
Bu nedenle batı Taiz'deki savaş, Suudi rejiminin birbiriyle kesişen farklı bağlılıklara sahip grupları tek cephede birleştirme kapasitesi açısından önemli bir sınav niteliğinde.
Yerel basına göre Suudi subaylar, güneydeki bazı askeri cephelerin komutanlarıyla toplantılar düzenleyerek bu güçleri savaşa katılmaya zorladı.
Komutanların önüne iki seçenek konuldu: Ya kuzeydeki savaşa katılacaklar ya da Suudi rejimine karşı duran güçler arasında değerlendirilmeyi de içeren sonuçlarla karşılaşacaklar.
Savaşa katılmayı reddeden gruplara bağlı güçlerin maaşlarının kesilmesi de kullanılan baskı araçları arasında yer alıyor.
Washington şimdilik kara savaşının dışında
Batı Taiz'deki çatışmalar, batı kıyısına ve Babülmendep Boğazı'na uzanan güzergâhlarla bağlantısı nedeniyle stratejik önem taşıyor. Buna rağmen ABD'nin savaşa doğrudan müdahalesi şimdilik sınırlı düzeyde.
Washington'ın faaliyetleri ağırlıklı olarak ABD'nin Yemen'deki yeni Maslahatgüzarı Neil Hope'un diplomatik temasları ile Aden hükümeti ve Başkanlık Konseyi yetkilileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerden oluşuyor.
Bu durum, Washington'ın mevcut aşamada kara savaşının yönetimini yerel ve bölgesel müttefiklerine bırakmayı tercih ettiğine işaret ediyor. ABD'nin çatışmaların deniz taşımacılığının güvenliği ve Amerikan çıkarları üzerindeki etkilerini izleyerek kritik aşamalarda daha doğrudan müdahalede bulunması ihtimali ise devam ediyor.
ABD Büyükelçiliği ve Aden hükümetinin açıklamalarına göre Hope, sahadaki çatışmaları yakından takip ediyor. Yeni maslahatgüzar, "güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi, İran nüfuzunun sınırlandırılması ve Kızıldeniz ile Babülmendep çevresindeki uluslararası deniz yollarına yönelik tehditlerle mücadele" başlıklarının ele alındığı bir dizi üst düzey görüşme gerçekleştirdi.
ABD Büyükelçiliği, Hope'un ağustos ayında göreve başlaması sırasında öncelikleri arasında "Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün korunması, terörle mücadele ve ABD'nin ortaklarının güvenliğinin sağlanmasının" bulunduğunu açıklamıştı.
Washington'ın mevcut çatışmalara doğrudan katılımının hangi düzeyde olduğundan bağımsız olarak ABD'nin Yemen'deki güç dengelerini müttefikleri lehine değiştirmeye çalışacağı değerlendiriliyor.
Yemen cephesinde elde edilecek böyle bir değişiklik, Washington'ın Tahran'la devam eden mücadelesinde ABD'ye avantaj sağlayabilir. Ancak İran'la devam eden savaşın şu ana kadarki sonuçları Washington açısından umut verici görünmüyor.