PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Lübnan milletvekili Hasan İzzeddin, İsrail’in güney Lübnan’daki saldırılarını ve yıkımını eleştirerek direnişi zayıflatmaya yönelik girişimlerin sonuç vermeyeceğini söyledi.

YDH ― Lübnan Meclisi’nde hükümete soru sorma oturumu sırasında konuşan Hizbullah bloğu üyesi Milletvekili Hasan İzzeddin, Lübnan’ın yaşadığı felaketlerin temelinde İsrail’in bulunduğunu söyledi. İzzeddin, Güney Lübnan’daki bombalamaların, ev ve köylerin yıkılmasının, ağaçların köklerinden sökülmesinin ve bölgenin sürekli hedef alınmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Güney Lübnan’dan olduğunu belirten İzzeddin, yaşanan saldırıların kendisini derinden etkilediğini ifade etti. İzzeddin, “Ben Güney’in bir evladıyım ve gerçekleşen bombalamalar, ağaçların köklerinden sökülmesi, evlerin ve köylerin yıkılıp küle çevrilmesi yüzünden gece gündüz uyuyamıyorum” dedi.
Bu gelişmelerin İsrail’in Lübnan açısından oluşturduğu tehdidi açık biçimde gösterdiğini belirten İzzeddin, “Bütün bunlar, İsrail düşmanının Lübnan için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu ve bu ülkeyi yutmayı amaçlayan bir projesi olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
İzzeddin, Lübnan’daki siyasi otoritenin İsrail’le doğrudan müzakere yolunu tercih etmesini de eleştirdi. Bu sürecin “Lübnan’ın konumunu sahadaki güç kozlarıyla desteklemeden” yürütüldüğünü söyleyen İzzeddin, bu tercihin siyasi sonuçlarının hâlâ devam ettiğini belirtti.
İzzeddin, bu çerçevede ortaya çıkan çerçeve anlaşmasının “İsrail mürekkebiyle Amerikan kağıdına yazılmış” olduğunu savundu.
Siyasi otoriteye ve Lübnan güçlerine bölgesel ve uluslararası gelişmeleri yeniden değerlendirme çağrısı yapan İzzeddin, Lübnan’ın kendi gücünü önceden ortaya koyması gerektiğini söyledi.
İzzeddin, “Lübnan’ın gücünü önceden ortaya koyması gerektiğini, ortaya koyup sonra düşmanın ne yapacağını beklememesi gerektiğini” ifade etti.
Müzakerelerin de baskı üzerinden değil, eşitlik, hak ve egemenlik temelinde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan İzzeddin, sürecin iptal anlayışı üzerine değil, eşitlik temelinde ilerlemesi gerektiğini belirtti.
İzzeddin, Lübnan’daki silah tartışmasına da değindi. Devletin güvenlik konusunda tam karar alma yetkisine ve silahlar üzerinde münhasır kontrole sahip olmak istemesi halinde, ülkenin nasıl korunacağına ilişkin açık bir yanıt vermesi gerektiğini söyledi.
İzzeddin, “Eğer devlet güvenlik konusunda tam karar alma yetkisine, yani silahlar üzerinde münhasır kontrole sahip olmak istiyorsa, o zaman bize Lübnan’ı kimin ve nasıl koruyacağını söylesin” dedi.
Bu sorunun, Lübnan’ı koruyacak araçların sağlanmasından ayrı ele alınamayacağını belirten İzzeddin, silahların devlet tekelinde toplanmasına yönelik her yaklaşımın Lübnan’ın savunmasına ilişkin açık bir stratejiyle bağlantılı olması gerektiğini vurguladı.
İç politikaya ilişkin değerlendirmesinde İzzeddin, ulusal anlayış temelinde yönetilen ve Lübnanlılar arasında güven oluşturan iç dengenin korunması gerektiğini söyledi. Bu dengenin, endişeleri ortadan kaldırdığını ve kimsenin sahip olduğu statü ya da etkinin büyüklüğüne bakılmaksızın değiştirilemeyeceğini ifade etti.
Merhum Cumhurbaşkanı Refik Hariri’nin “Ulus herkesten büyüktür” sözünü hatırlatan İzzeddin, “Kimse, ne kadar önemli olursa olsun, kimseyi ortadan kaldıramaz” dedi.
İzzeddin, ulusal ikilinin de istikrar ve ulusal ortaklık kaygısıyla hareket ettiğini belirtti. Kendi ifadesiyle ulusal ikilinin temel önceliğinin her zaman vatan ve ulusal ilkeler olduğunu söyleyen İzzeddin, anayasal ve siyasi hakların korunmasının da bu yaklaşımın parçası olduğunu vurguladı.
İzzeddin, direnişi zayıflatmaya veya yenmeye yönelik girişimlere karşı da uyarıda bulundu. Yabancı güçlere güvenilerek direnişin yenilmesinin ya da zayıflatılmasının mümkün olmadığını söyleyen İzzeddin, “Direnişi yenmeye veya zayıflatmaya yönelik bahisler oynamak ve yabancı güçlere güvenmek, bir yanılsamadan ve seraptan başka bir şey değildir” dedi.
Lübnan’ın geleceğine ilişkin yaklaşımını da ortaya koyan İzzeddin, ülkenin egemenlik, yıkım veya dışlama üzerinden inşa edilemeyeceğini söyledi.
İzzeddin, “Lübnan, egemenlikle, yok etmeyle veya dışlamayla değil, anlayışla, ortaklıkla, karşılıklı güvenle ve Lübnanlıların ilkeleri ve daha yüksek çıkarları etrafında kenetlenmesiyle inşa edilmiştir” ifadelerini kullandı.
İzzeddin konuşmasının sonunda direnişin temel niteliğinin toprakları, halkı ve egemenlik hakkını savunmak olduğunu teyit etti. Direnişin gücünün Lübnan’ın gücüne katkı sağlaması gerektiğini belirten İzzeddin, devletin gücünün de ülkenin topraklarını saldırılara açık bırakmak için bir gerekçe olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı.