PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
ABD, Teksas’a giden iki enerji tankerinin Cebelitarık Boğazı’ndan geçerken siber saldırıya uğramasının ardından İran veya İran bağlantılı bir aktörün olası rolünü araştırıyor.

YDH ― Teksas rotasında ilerleyen iki dev enerji tankerinin, İran tarafından doğrudan bir siber sabotaja uğradığı şüphesi giderek güçleniyor.
Wall Street Journal'ın aktardığı detaylı bilgilere göre Amerika Birleşik Devletleri, ağustos ayının başlarında Cebelitarık Boğazı'ndan geçen bu gemileri hedef alan dijital müdahaleleri derinlemesine inceliyor. Soruşturmayı yürüten yetkililer, gemi sistemlerine yönelik bu eşgüdümlü eylemlerin arkasında doğrudan İran'ın veya Tahran yönetimiyle bağlantılı aktörlerin parmağı olup olmadığını tespit etmeye çalışıyor.
Siber saldırıların hedefi olan gemilerden VL Prosperity, Mısır'dan yola çıkarak Galveston limanına doğru iki milyon varilin üzerinde ham petrol taşımak üzere demir almıştı. Olayın merkezindeki diğer tankerin ise sıvılaştırılmış petrol gazı taşıdığı kayıtlara geçti. Bu iki dev tanker Meksika Körfezi'ne sorunsuz bir şekilde giriş yaptıktan hemen sonra, Amerikan Sahil Güvenlik ve FBI ekipleri acil koduyla güverteye çıktı. Uzmanlardan oluşan bu özel ekipler, her iki tankerin de dijital donanımlarını ve ağ bağlantılarını günlerce süren kapsamlı bir incelemeye tabi tuttu.
Yaşanan bu kritik olayı sadece sıradan bir veri hırsızlığı girişimi şeklinde tanımlamak, arka plandaki asıl tehlikenin boyutunu oldukça küçültüyor. Zira modern enerji tankerleri; geminin sevk, idare, seyir ve mühendislik faaliyetlerini tek bir merkezden yöneten son derece karmaşık ve birbirine entegre sistemlere dayanıyor. Başarıya ulaşan olası bir siber müdahale, mürettebatın gemi üzerindeki tüm kontrol mekanizmalarını tamamen kaybetmesine yol açma riski barındırıyor. Böyle bir kontrol kaybı senaryosu ise beraberinde devasa gemilerin birbiriyle çarpışması, ölümcül patlamalar yaşanması veya denize tonlarca petrol sızması gibi çevresel felaketleri getiriyor.
Yürütülen soruşturmaların sonucunda saldırı emrini Tahran'ın verdiği kanıtlanırsa, geleneksel deniz savaşı konsepti Hürmüz'den binlerce kilometre öteye sıçramış yeni bir boyuta ulaşıyor. Ortaya çıkan bu tablo aynı zamanda, doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ne doğru yola çıkan enerji sevkiyatlarının dijital altyapılarının da artık savaşın bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı halihazırda uluslararası güçlerin çarpıştığı sıcak bir çatışma alanı kimliği taşıyor. Son yaşanan dijital sabotaj girişimleri ise Cebelitarık Boğazı'nın da yakın gelecekte bir sonraki savaş cephesine dönüşme potansiyelini açıkça gözler önüne seriyor.