PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah, el-Menar’a verdiği röportajda ateşkes sonrası Lübnan’daki siyasi ve askeri denklemi değerlendirerek direnişin geleceği, hükümetle ilişkiler, diplomatik girişimler ve Güney Lübnan’daki Ali Tahir cephesinde üç ay süren çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

YDH ― Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah, Lübnan’da ateşkes sonrasında şekillenen siyasi ve askeri tabloya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Fadlallah, el-Menar’a verdiği röportajda direnişin geleceği, Lübnan yönetimiyle ilişkiler, İsrail’le çatışmanın ardından ortaya çıkan yeni denklemler, diplomatik girişimler ve Güney Lübnan’daki Ali Tahir cephesinde yaşanan çatışmalar hakkında açıklamalarda bulundu.
Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah, Genel Sekreter Şeyh Naim Kasım liderliğindeki İslami Direnişin, şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın halkın yanında olma iradesini sürdürdüğünü belirterek,“Direnişin amacı halkı korumaktır. Halk da direnişi korur. Direnişi ortadan kaldırabileceğini düşünen herkes yanılıyor” dedi.
Fadlallah, el-Menar’a verdiği röportajda, Seyyid Nasrallah’ın tüm ülke için kaygı duyduğunu ve içeride aşırı güç kullanmadığını belirterek, amacının Emel Hareketi ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile ilişkileri sürdürmek olduğunu söyledi.
Fadlallah, çağrı cihazlarının patlatıldığı saldırı sırasında Seyyid Nasrallah ile yaptığı telefon görüşmesini hatırlatarak, Seyyid Nasrallah’ın şu sözlerini aktardı:
“İsrail 3 bin mücahide zarar vererek direnişi ortadan kaldırabileceğini düşünüyorsa yanılıyor. Direniş 3 binden fazla kişiden oluşuyor. Acı var, doğru, ama biz hazırız ve buradayız.”
Fadlallah, direniş çevrelerine şu mesajı verdi:
“Sağlam durun, sabırlı olun ve direniş liderliğine bağlı kalın. Çünkü zorlukla birlikte kolaylık gelir ve işler böyle devam etmeyecek.”
Siyasi cepheye ilişkin ise “İran-Amerika mutabakat zaptı imzalandığı anda içeride herkesin kafası karıştı ve hemen bizimle görüşmek için koştular” dedi.
Fadlallah, Amerikalıların ve İsrail rejiminin “yenilgilerle dolu tarihlerini silmek, bugüne kendi denklemlerini dayatmak ve kendilerine karşı hiçbir silahın doğrultulmadığı bir gelecek tablosu çizmek” istediğini söyledi.
Direnişe Vefa Bloğu üyesi Milletvekili Hasan Fadlallah, direnişin 27 Kasım 2024’ten bu yana 15 ay beklediğini ve taleplerine verilen cevabın “hiçbir garanti yok” şeklinde olduğunu söyledi.
Fadlallah, bu aylar boyunca savunduğu temel tutumun “ülkenin kaderi deneme konusu değildir” olduğunu vurgulayarak, güç dengesinin değiştiğini ancak bu değişimin kalıcı olmadığını belirtti.
Milletvekili Hasan Fadlallah, direnişin bölgesel durumu, “Lübnan’ı etkileyecek, son derece elverişli ve umut vadeden yeni denklemler” olarak değerlendirdiğini ve toprakları özgürleştirmekle halkı korumak için yeni bir denklem kurmayı amaçladığını belirtti. Cumhurbaşkanını da Parlamento’daki seçim oturumu sırasında bloğa verdiği sözden dönmekle suçladı.
Fadlallah, kurulması istenen denklemin unsurlarından birinin direnişin kararlılığı ve düşmanla sürekli yüzleşmeye hazır olması olduğunu belirterek, İsrail düşmanının ateşkes olmadan güneyde işgal ettiği topraklardan çekilmediğini söyledi.
Şunları da ekledi: “Bazıları direnişçilerin anlaşmaya neden uyduğunu, düşmanın ise neden uymadığını soruyor. Biz de onlara bir çözüm ve çıkış yolu aradığımızı söylüyoruz.”
Fadlallah, İran’ın desteğine ilişkin olarak, “İran kendi kaderini Lübnan’ın kaderine bağladı ve nükleer meselesini Lübnan’la ilişkilendirdi. Bundan daha fazlasını ne isteyebiliriz ki?” dedi.
Diplomatik çabalara desteğini yineleyen Fadlallah, “Diplomasi istemediğimizi kim söyledi?” diye sordu ve diplomasinin “hak, ulusal uzlaşı ve güç” temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Fadlallah, iç politikaya ilişkin olarak ise bloğun General Jozef Aun’u seçmek için öne sürdüğü şartların; Lübnanlıların işgale direnme hakkının korunması, 1701 sayılı kararın ve Litani Nehri’nin güneyindeki 27 Kasım anlaşmasının uygulanması ve iç diyaloğa bağlılık olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanının bu taahhüdü ihlal ettiğini belirten Fadlallah, şunları ekledi:
“Cumhurbaşkanı konusundaki tutumumuz açık ve atması gereken adımlar var. Yetkililerin performansı ve söylemleri ise yardımcı olmuyor.”
Fadlallah, İsrail rejimiyle yaşanan düşmanlık halinin “anayasal” olduğunu vurgulayarak, bu duruma son vermenin cumhurbaşkanının yetkisinde olmadığını vurguladı. “Bu hükümet, Lübnan halkının bir kesimiyle arasında böylesine büyük bir uçurum yaratmışken nasıl başarılı olabilir?” diye sordu.
Direnişe Vefa Bloğu üyesi Milletvekili Hasan Fadlallah, partinin siyasi ve hizmet gerekçeleri nedeniyle hükümette kalmaya hâlâ ihtiyaç duyduğunu belirterek, şu anki en büyük kaygılarının İsrail saldırganlığının yol açtığı yerinden edilme ve zararların yükünü hafifletmek için gerekli maddi kaynakları sağlamak olduğunu söyledi.
Fadlallah, hükümette yer almanın siyasi gerekçesinin partinin tutumunu içeriden ifade etmek ve alınan kararlardan haberdar olmak olduğunu, hizmet gerekçesinin ise partinin geniş halk desteğiyle ve başında bulunduğu iki bakanlığın üstlendiği bilinen ulusal ve hizmet rolüyle ilgili olduğunu açıkladı.
Etkilenenlere yapılacak yardımlara ilişkin istatistiklerin hazırlanması ve ihtiyaçların belirlenmesi de dahil olmak üzere tüm pratik işlemlerin tamamlandığını, ancak kısmi değil, tam finansmana ihtiyaç duyulduğunu söyledi. “İnşallah, abluka altında olsak da para gelecek” diye ekledi. Sorunun, abluka ve kısıtlamalar altında finansman sağlamaktan kaynaklandığını, ancak “durumun umutsuz olmadığını” ifade etti.
Fadlallah, yetkililerle ilişkileri hakkında şunları söyledi:
“Onlarla yaşadığımız sorun, Lübnan ordusunu İsrail vesayeti altına sokmayı kabul etmeleridir.”
İsrail’in başaramadığını herhangi bir partinin gelip onun adına başarabileceğini düşünen herkesin “yanılgı içinde” olduğunu da belirten Fadlallah, “Biz hâlâ buradayız ve güçlüyüz. Güçlü olduğumuz için de iç barışa ve istikrara önem veriyoruz” diye vurguladı.
Milletvekili Hasan Fadlallah, direnişin, İsrail rejiminin toprakların kurtarılmasının maliyetini artırmak amacıyla kurmaya çalıştığı denklemi değiştirmek için çalıştığını vurgulayarak, savaş istemediklerini ve savaş arayışında olmadıklarını, aksine topraklarını ve ülkelerini savunma pozisyonunda olduklarını belirtti.
Fadlallah, düşmanın toprakları özgürleştirmek için yapılacak her yeni operasyonun ağır bir bedeli olacağı yönünde bir denklem dayatmaya çalıştığını, bu denklemi değiştirmenin ise direnişin sorumluluğunda olduğunu söyledi.
Yerel denklemi bölgesel denklemle bütünleştirmek için sağlam durmak, direnmek, yüzleşmek ve güç unsurlarını biriktirmek gerektiğini vurguladı.
İç cepheye ilişkin olarak Fadlallah, mevcut seçeneklere açık olduklarını teyit etti, ancak direnişe gerçekçi ve uygulanabilir bir seçenek sunulmadığını belirterek, “Çerçeve anlaşması sona erdi. Eğer yetkililer başka bir şey arıyorsa, bunu aramak onlara kalmış” dedi.
Şunları da ekledi:
“Bu hükümete duyduğumuz güven ciddi biçimde sarsılmış durumda ve yaklaşımını ve tarzını değiştirmesi gerekiyor. Ancak değişme kapasitesinden şüphe duyuyoruz.”
Hizbullah milletvekili Fadlallah, direnişin Güney Lübnan’daki stratejisini ve Ali Tahir cephesindeki kuşatma sürecini kapsamlı bir biçimde el-Menar’a anlattı.
Fadlallah, direnişin Ali Tahir konusunda bir sessizlik politikası izlediği yönündeki eleştirilere yanıt verdi. Direnişin normalde sahada yaşananları açıklamalara yansıttığını belirten Fadlallah, bu bölgeye özel olarak sahada farklı ve kendine has bir taktiksel tutum sergilediklerini ifade etti.
Kendi memleketi Bint Cubeyl ile Hıyam'ı örnek gösteren milletvekili, bu bölgeler için de özel bir açıklama yapmadıklarını hatırlatarak Güney Lübnan'daki her karış toprağın ve her evin kendileri için aynı derecede kıymetli olduğunu vurguladı.
Ali Tahir'de yaşanan çatışmaları "eşine ender rastlanan kahramanca ve tarihi bir destan" olarak tanımlayan Fadlallah, “İsrail üç ay boyunca bir tepeyi kuşattı” dedi. Bölgenin yüzölçümünün küçüklüğüne vurgu yapan milletvekili şöyle dedi:
“İsrail, orayı Hizbullah'ın komuta merkezi olarak gördü ki bu kesinlikle doğru değildir. Ali Tahir hakkında söylenenlerin büyük bir kısmı İsrail'in abartılarından ibarettir”
Direnişin savaşın detaylarını, mücahitlerin sayısını ve operasyonların nasıl yürütüldüğünü kasten açıklamadığını söyleyen Fadlallah, bunun meseleyi gizemli bırakma politikasının bir parçası olduğunu ifade etti.
Direnişin konuşmaktan aciz olmadığını belirten milletvekili şöyle dedi:
"Direnişin elinde anlatacak kendi tam hikâyesi ve tüm görüntüleri mevcuttur. Direniş, bu görüntülerin şu aşamada bir amaca hizmet etmediğini, belki ileriki bir aşamada fayda sağlayacağını değerlendirmektedir”
Savaşın İsrail cephesindeki yansımalarına değinen Fadlallah, İsrail’in kendi kayıplarını gizleyerek kamuoyuna yalan söylediğini açıkladı.
Fadlallah, İsrail’in bölgeye asker veya paralı asker gönderdiğini ifade ederek “Ali Tahir'de, Şakif'te, Arnun'da cesetler bıraktılar... Onları yerde öylece terk ettiler” diyerek işgalcilerin kendi kayıplarını geride bıraktığını ifade etti.
Fadlallah, üç aylık bu çetin mücadelenin Ali Tahir'i direnişin kalıcı sembollerinden biri haline getirdiğini vurguladı:
“Ali Tahir'in bu savaşta direniş için büyük bir sembolik anlamı vardır ve bu tepe, direnişin simge mekânlarından biri olacaktır”
Hizbullah'ın gizli bir anlaşma yaptığına dair iddiaları "cevap verilmeye dahi değmeyecek kadar asılsız" olarak nitelendiren Fadlallah, Lübnan ordusunun bölgedeki rolüne yönelik tartışmalara da değindi.
Ordunun neden görevi devralmadığını sorgulayanların doğrudan ordu yetkilileriyle görüşmesi gerektiğini belirten milletvekili, ordunun kendi çıkar dengelerini gözettiğini ifade etti.
Garantiler konusuna da açıklık getiren Fadlallah, kimseden bir şey istemediklerini, Amerika'nın de Lübnan ordusuna hiçbir garanti vermediğini belirterek, “Ordu devralsaydı şöyle olurdu” şeklindeki senaryoların tamamen gerçek dışı olduğunu savundu.
Son olarak, direnişin dostları veya bazı aktivistler tarafından iyi niyetle de olsa yanlış tablolar çizilebildiğini belirten Fadlallah, İran veya Lübnan menşeli bazı açıklamalara dayandırılan senaryoların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Medyada günlerce işlenen ve dönüm noktası olarak sunulan “Ali Tahir'den sonrası” söylemlerini eleştiren milletvekili şu sözlerle açıklamasını noktaladı:
"Ali Tahir, direnişin onurla, şerefle, cesaretle ve şehadetle savaştığı, düşmanın üç ay boyunca kontrolü ele geçirmesini engellediği direniş mevzilerinden sadece biridir. Ali Tahir'den öncesi ile Ali Tahir'den sonrası aynıdır"