Körfez liderleri için kötünün iyisi kalmadı Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
ARAP DÜNYASI
22 Eylul 2026 · 11:09

Körfez liderleri için kötünün iyisi kalmadı

Körfez ülkeleri, İran savaşı nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump’tan güvenlik desteği beklerken Washington’ın savaşı büyütmesinden ve bölgedeki askeri varlığını azaltmasından endişe ediyor.

YDH ― Körfez ülkelerinin liderleri, ABD Başkanı Donald Trump’la İran savaşını görüşmek üzere New York’ta bir araya gelirken, Washington’ın savaşı daha da büyütmesi ve buna karşılık bölgedeki askeri varlığını azaltması Körfez başkentlerinin temel kaygıları arasında yer alıyor.

CNN’in haberine göre Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar liderleri, Trump’ın İran yönetimini “yok etme” tehdidinin ardından ABD başkanıyla savaşın geleceğini görüşecek.

Körfez liderleri, ağustos ayında Trump’ın İran’a yönelik büyük bir saldırı planından vazgeçmesinde etkili olmuştu. Ancak aradan geçen sürede Tahran’la beklenen anlaşma sağlanamadı, petrol fiyatları yüksek kalmaya devam etti ve ABD’de ara seçimler yaklaşırken savaşın bölgesel etkileri genişledi.

Trump, 17 Eylül’de Axios’a yaptığı açıklamada savaş konusunda “büyük bir karar” vermesi gerektiğini ve Körfez liderlerinin görüşlerini doğrudan dinlemek istediğini söyledi. Körfez ülkeleri ise bir yandan İran’ın misillemelerine karşı ABD desteğini korumaya, diğer yandan yeni bir Amerikan saldırısının kendilerini savaşın daha da içine çekmesini önlemeye çalışıyor.

Körfez ülkeleri iki arada

CNN’e konuşan İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden İran uzmanı Danny Citrinowicz, Trump ile Körfez liderlerinin görüşmesini savaşın bu aşamasındaki en önemli diplomatik toplantılardan biri olarak nitelendirdi. Citrinowicz, Washington açısından temel sorunun Körfez ülkelerinin yeni bir tırmanış ile diplomatik çıkış arasında nasıl bir tercih yaptığı olacağını söyledi.

Körfez liderlerinin geçen ay Trump’a yaptığı ortak çağrı, ABD başkanının İran’a yönelik saldırıyı durdurmasına katkı sağlamıştı. Ancak savaşın genişlemesiyle birlikte İran’ın bölgedeki müttefikleri Yemen ve Irak üzerinden Suudi Arabistan’ın enerji altyapısını hedef almaya başladı.

CNN’e göre Suudi Arabistan, 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana karşı karşıya kaldığı en kapsamlı güvenlik tehditlerinden biriyle mücadele ediyor. Buna rağmen Trump yönetimi Riyad’ın yanında doğrudan askeri müdahaleye sıcak bakmıyor ve Washington’da Körfez’deki Amerikan askeri varlığının uzun vadede azaltılması da tartışılıyor.

Bu durum, 1991 savaşından sonra şekillenen ABD-Körfez güvenlik düzenini de sınava sokuyor. Körfez ülkeleri Amerikan askerlerine ev sahipliği yapıyor ve ABD’den silah alırken Washington’ın bölgesel tehditleri caydırmasını bekliyor.

Washington'ın askeri varlığı tartışılıyor

CNN’in daha önce aktardığı bilgilere göre Pentagon’daki üst düzey yetkililer, ABD’nin bölgedeki savunma yükünün daha büyük bölümünü bölgesel ortaklara devretmek amacıyla Körfez ülkelerindeki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor.

Suudi yetkililerin yaklaşımını bilen bir kaynak, saldırılar bölgeye yayılırken ABD askeri varlığının azaltılmasının gündeme getirilmesinin İran’ın çıkarına olacağını söyledi. Kaynak, bu tür bir tartışmanın mevcut koşullarda yapılmasının doğru olmadığını ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin İran karşısında ortak bir tutum sergilemeye çalıştığını belirtti.

Trump ise İran savaşının başlamasından yaklaşık iki hafta sonra, Körfez enerji güzergâhlarının güvenliğinin yükünü ABD’nin neden bu kadar fazla üstlenmesi gerektiğini sorgulamıştı. Trump mart ayında ABD’nin Körfez’deki askeri varlığı için “belki de orada hiç olmamamız gerektiği” görüşünün savunulabileceğini söylemişti.

CNN’in aktardığına göre İran uzun süredir Körfez’deki Amerikan üslerini kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor ve savaş boyunca bu üslerin kapatılmasını talep ediyor. İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney de mart ayında yaptığı açıklamada, ABD’nin güvenlik ve barış sağlama iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak Körfez ülkelerinin Amerikan üsleri nedeniyle hedef haline geldiğini söyledi.

Kuveyt Üniversitesi tarih bölümünden Bedir Sayf, savaşın yalnızca Amerikan üslerinin geleceğini değil, bölgede onlarca yıldır devam eden güvenlik düzenini de sınadığını söyledi. Sayf’a göre 1991 Körfez Savaşı, ABD öncülüğündeki düzenin güçlendiği dönemin başlangıç noktalarından biri olurken, bugünkü savaş bunun ters yönde bir değişimin “test alanına” dönüşmüş durumda.

Sayf, ABD’nin bölgeden tamamen çekilmesinin söz konusu olmadığını, ancak ABD ile Körfez ülkeleri arasındaki ilişkinin farklı bir biçime dönüşebileceğini ifade etti.

Suudi Arabistan ABD desteği bekliyor

Körfez ülkelerinin Trump’la görüşmesindeki en somut başlıklardan biri ise Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar olacak.

CNN’e göre Yemen’deki İran destekli Ensarullah güçleri Suudi petrol tesislerini hedef aldı ve Kızıldeniz üzerinden Suudi limanlarına giden ve bu limanlardan çıkan gemilere yönelik abluka ilan etti. Irak’taki İran destekli milisler de Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakan kritik Doğu-Batı petrol boru hattına saldırmakla suçlandı.

Suudi Arabistan’ın petrol tesisleri ve ihracat güzergâhlarına yönelik saldırılar, küresel petrol arzını tehdit ederken petrol fiyatlarının ve ABD’de benzin maliyetlerinin yükselmesi riskini de beraberinde getirdi.

CNN daha önce, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Trump’tan Ensarullah’a yönelik saldırı düzenlemesini istediğini ancak ABD başkanının bunu reddettiğini bildirmişti. Bu karar, Washington’ın Riyad’la savunma anlaşması imzalamasından ve Suudi Arabistan’ı NATO dışı önemli müttefik olarak tanımlamasından bir yıldan kısa süre sonra geldi. ABD buna rağmen Suudi güçlerine istihbarat ve hedefleme desteği sağlamayı sürdürüyor.

Suudi Arabistan örneği, Körfez ülkelerinin Trump’a iletmek istediği temel ikilemi ortaya koyuyor: Körfez ülkeleri yaklaşan saldırılara karşı ABD’nin yardımını istiyor ancak İran’la yeni ve daha kapsamlı bir savaşın kendilerini daha güvensiz hale getirmesinden de çekiniyor.

İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Citrinowicz, Körfez hükümetlerinin yeni bir savaş turundan ziyade istikrarı tercih ettiğini belirtti. Bunun Washington’dan uzaklaşmak anlamına gelmediğini söyleyen Citrinowicz, ABD gücünün vazgeçilmez olduğunu ancak yalnızca Washington’a güvenmenin de kendi içinde riskler taşıdığını ifade etti.

Hürmüz için sınırlı anlaşma arayışı

Sayf, Körfez ülkelerinin Trump’tan kapsamlı bir barış anlaşmasından önce Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması gibi daha sınırlı bir hedefe odaklanmasını önerdi. Buna karşılık İran’ın petrol satışlarına yönelik sınırlı bir rahatlama ve ticari mallara erişim imkânı sağlanabileceğini belirten Sayf, Körfez ülkelerinin savaşın “yeni normal” haline gelmesini engellemek için somut talepler ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Ancak CNN’e göre böyle sınırlı bir anlaşmaya ulaşılması da kolay görünmüyor. Körfez liderleri ağustosta Trump’a İran’la anlaşmanın yakın olduğunu aktarmıştı. Bu kez ise arabulucu konumundaki Katar’ın değerlendirmesi daha temkinli.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mecid Ensari, bu ay Abu Dabi’de düzenlenen bir konferansta İran’ın uzun süreli bir savaşa dayanabileceğini söyledi. Ensari’ye göre Washington daha fazla baskının Tahran’ı zayıflatacağını umarken İran da savaşın ABD’deki siyasi hesapları değiştirmesini bekliyor. Bu nedenle tarafların şu aşamada beklemeyi sürdürmek için gerekçeleri bulunuyor.

Ensari, tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi halinde bile her iki tarafın kazanım olarak görebileceği ortak bir anlaşmanın ne olacağının belirsiz olduğunu belirtti.

Katar sözcüsü, “Bu savaşta her iki taraf için istenen sonuç nedir?” sorusunu yönelterek bu soruya cevap verebilen kişiye kendi parasından 1 milyon dolar ödeyebileceğini söyledi.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 22.09.2026 13:02 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/44959/korfez-liderleri-icin-kotunun-iyisi-kalmadi