PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İsrail bağlantılı düşünce kuruluşu Alma'nın bir Lübnanlı subayın mezhebini hedef alması, Tel Aviv'in Lübnan ordusunun güneydeki konuşlanmasına müdahale çabalarını yeniden gündeme getirdi.

YDH - Siyonist rejimin güvenlik kurumlarıyla bağlantılı Alma Araştırma Merkezinin 18 Eylül'de Deyr Mimas'ta yaşanan olaya ilişkin yayımladığı rapor, Tel Aviv'in Lübnan ordusunun güneydeki varlığına ve personel yapısına doğrudan müdahale etmeye çalıştığını ortaya koydu.
Lübnan ordusu, 7. Tugay askerlerinin topraklarını denetleyen çiftçileri korumak amacıyla Deyr Mimas yakınlarında geçici bir gözlem noktası kurduğunu ve bunun uluslararası koordinasyon mekanizmasıyla yürütüldüğünü bildirdi.
İsrail askerlerinin açtığı ateş ve attığı ses bombaları sonucu gerginlik tırmanırken, Alma Merkezi olaydan çok mevki komutanı Binbaşı Muhammed Nebih Nasreddin'in kimliğini gündeme taşıdı.
İsrailli merkez, Bekaa bölgesindeki Hermel kökenli subayın Şii kimliğini öne çıkararak Hizbullah bağlantılı olduğunu ima etti.
Herhangi bir somut kanıt sunulmayan raporda Şii subaylar genel olarak hedef gösterilerek, Hizbullah'ın ordu içindeki Şii personeli kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam edeceği öne sürüldü.
Bu mezhepçi yaklaşım, İsrail'in Lübnan ordusundaki subaylara yönelik itirazlarının ilk örneği değil. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu, Temmuz 2026'da Tel Aviv'in ABD'li arabulucu aracılığıyla Beyrut'a güneyde görev yapmasını istemediği üst düzey subayların listesini ilettiğini aktarmıştı.
Bu süreçle birlikte güneyde Şii unsurların yer almadığı özel bir tugay kurulması gibi tartışmalar da gündeme taşındı.
Lübnan ordusu aynı zamanda askeri doktrinini değiştirmeye yönelik yoğun bir siyasi baskıyla karşı karşıya bulunuyor. ABD yönetimi, ordu bildirilerinde İsrail için "düşman" veya "işgal gücü" ifadelerinin kullanılmamasını talep ederken, Lübnan Kuvvetleri ve Ketaib Partisi gibi yerel aktörler de ordudan Hizbullah'ı silahsızlandırmak için güç kullanmasını istiyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise orduyla ilişkilerinde bu baskılardan kısmen farklı bir hat izliyor.
Lübnan hükümeti ise İsrail'in bu baskılarına net bir sınır çizmek yerine yatıştırma politikası yürütmekle eleştiriliyor.
Yetkililerin Washington'ın askeri yardımları kesme tehditleri ve yaptırım ihtimalleri karşısında taviz vermesi, İsrail'in Lübnan ordusunun iç yapısı üzerindeki fiili vesayet arayışını tırmandırıyor.