PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Safevi, ABD’nin yeni bir saldırısına karşı Hürmüz’den Kızıldeniz’e uzanan bir karşılık verilebileceğini söyledi; İran’ın boğazdaki denetimini sürdüreceğini vurguladı.

YDH- İran Devrim lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’nin kıdemli askerî danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde savaşın Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi’nin ötesine yayılabileceğini söyledi.
Safevi, İran’ın Hürmüz üzerindeki denetimini sürdüreceğini, Kızıldeniz ve Babülmendep’in de olası bir savaşta yeni cepheye dönüşebileceğini belirtti.
Defapress’e verdiği söyleşide Safevi, son iki savaşın yalnızca askerî alanda yaşanmadığını, İran ile ABD öncülüğündeki Batı arasında bir medya mücadelesinin de yürütüldüğünü söyledi.
İran medyasının saldırıları, füze operasyonlarını ve denizdeki gelişmeleri hızla aktararak olayları ilk anlatan taraf olduğunu vurguladı. Batılı yayın organlarının ise ABD ve İsrail’in saldırılarını meşrulaştırmaya çalışırken İsrail’in uğradığı kayıpları gizlediğini belirtti.
İran medyasının Minab’daki saldırıyı ve hastaneler, köprüler ile sivil tesislere yönelik saldırıları dünya kamuoyuna duyurduğunu belirten Safevi, karşı tarafın yapay zekâ ve sahte görüntülerle kendisine bir zafer anlatısı kurmaya çalıştığını söyledi.
Gazze’deki savaşın bazı Avrupalıların İsrail’e bakışını değiştirdiğini, son savaşın da yurt dışında yaşayan milyonlarca İranlının ülkelerine yaklaşımını etkilediğini ifade etti. Medyaya ayrılan kaynakların askerî yatırımlar kadar önemli olduğunu vurguladı.
Safevi’ye göre Fars Körfezi ve Batı Asya’da İran’ın katılmadığı bir güvenlik düzeni kurulamaz. ABD’nin bölgenin geleceğini İsrail’e bırakma stratejisinin başarısız olduğunu söyleyen Safevi, Katar dahil bazı Arap ülkelerinin İsrail’i kendileri için de tehlike olarak görmeye başladığını belirtti. Kalıcı güvenliğin, yabancı güçlerin katılımı olmadan İran ve diğer bölge ülkeleri tarafından sağlanabileceğini söyledi.
ABD ve İsrail’in sonraki adımlarını bilemeyeceklerini kaydeden Safevi, İran silahlı kuvvetlerinin en kötü senaryolara karşı plan hazırladığını söyledi. Savaş alanının Fars Körfezi ve Hürmüz’den Kızıldeniz’e genişlediğini belirterek yeni bir saldırı halinde Hint Okyanusu’nun da çatışma alanına dönüşebileceği uyarısında bulundu. Amerikan gemilerini, uçaklarını ve kuvvetlerini Akdeniz’den Hint Okyanusu’na kadar izlediklerini ifade etti.
Savaşın askerî ve ekonomik boyutu
İran’ın savaş istemediğini, ancak saldırıya uğraması halinde daha sert karşılık vereceğini söyleyen Safevi, ülkenin savunmasında halkın katılımını öne çıkardı. Tahran’da 313 bin Besic mensubunun bir tatbikata katıldığını, “Canfeda” seferberliğine ise 30 milyondan fazla kişinin kaydolduğunu aktardı. Kent ve köylerde savunmaya dayanan “mozaik savunma” anlayışını deniz ve hava alanlarına da taşımak istediklerini belirtti.
İran Devim Lideri Mücteba Hamenei’nin savaş deneyimine de değinen Safevi, onu İran-Irak Savaşı sırasında cephede gördüğünü ve Devrim Muhafızları Komutanlığı döneminde kendisiyle askerî konularda istişare ettiğini anlattı. İran yönetiminin savaş ihtimaline karşı hazırlıklı olduğunu, ancak ülke üzerindeki savaş tehdidini kaldırmayı amaçladığını söyledi.
Safevi, çatışmanın aynı zamanda ekonomik dayanıklılık ve irade mücadelesi olduğunu belirtti. Hayat pahalılığının İran’da olduğu gibi ABD’de de halkı etkilediğini söyleyerek tarafların bu baskıya ne kadar dayanabileceğinin belirleyici olacağını vurguladı. ABD’nin Hürmüz’ü açma, İran’ı teslim alma, silahlı kuvvetlerini ve barışçıl nükleer enerji kapasitesini ortadan kaldırma hedeflerine ulaşamadığını söyledi.
“Hürmüz’ü kalıcı olarak yöneteceğiz”
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kalıcı olarak kontrol edip yöneteceğini söyleyen Safevi, gemilerin geçişine ilişkin Umman’la bir mekanizma üzerinde uzlaştıklarını, ABD’nin ise buna engel çıkardığını belirtti. Uluslararası hukuktaki “zararsız geçiş” kavramına atıfta bulunarak kıyı devletlerinin düşman saydıkları veya çevreye zarar verdiğini düşündükleri gemilerin geçişini engelleyebileceğini söyledi.
Çin gibi ülkelerin gemilerine geçiş izni verdiklerini, “düşman gemilerinin” geçişine ise izin vermeyeceklerini belirten Safevi, İran’ın petrol ihracatını deniz yoluyla yaptığını ve deniz ablukasına karşı boğaz üzerindeki denetimini koruması gerektiğini söyledi. Bu denetimi, İran’a yönelik yaptırımların ve deniz ablukasının kaldırılması için bir baskı aracı olarak tanımladı.
Safevi, Hürmüz’ün İsrail’e Lübnan’daki savaşı bitirmesi için baskı kurmak amacıyla da kullanılabileceğini söyledi. İsrail’in Lübnan’ın güneyini yerle bir etmeye çalıştığını belirterek buna karşı durulması gerektiğini vurguladı. ABD’nin İran’ın sunduğu yedi maddeyi kabul etmesi halinde boğazdaki gemi trafiğine ilişkin düzenlemelerin yeniden değerlendirilebileceğini kaydetti.
Yemen ve Babülmendep
Yemenlilerin yabancı müdahalelere karşı uzun bir direniş geçmişi olduğunu söyleyen Safevi, Sanaa hükümetine bağlı Yemen ordusunun Babülmendep üzerindeki hâkimiyetine dikkat çekti. Yemen ordusunun kendi hedefleri ve stratejileri bulunduğunu, silah üretiminde de ilerleme kaydettiğini belirtti.
Safevi’ye göre Fars Körfezi ve Kızıldeniz’in, Hürmüz ile Babülmendep üzerinden birbirine bağlanması savaşın seyrini değiştirebilir. ABD’nin yeni bir savaş başlatması halinde Kızıldeniz ve Babülmendep merkezli yeni bir cepheyle karşılaşabileceğini söyledi.
“Yemen’e yönelik tehdit İran’a yönelik tehdittir” diyen Safevi, iki ülkenin ortak çıkar ve tehditlere sahip olduğunu belirtti. Suudi rejiminin Yemen’in petrol bulunan bazı bölgelerini işgal altında tuttuğunu söyleyerek Yemenlilerin bu toprakları geri almasını umduğunu ifade etti.