İran Savunma Bakanlığı: Savaşın yöntemi değişti, hedefler değişmedi Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
İRAN
26 Eylul 2026 · 19:20

İran Savunma Bakanlığı: Savaşın yöntemi değişti, hedefler değişmedi

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rıza Talai Nik, İran’ın son savaşlarda askeri baskının yanı sıra ekonomik, toplumsal, medya ve bilişsel alanları kapsayan çok boyutlu bir savaşla karşı karşıya kaldığını belirterek, düşmanın İslam Cumhuriyeti’ni devirme ve İran’ı parçalama hedeflerinin değişmediğini söyledi.

YDH ― Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rıza Talai Nik, İran’ın son savaşlarda askeri baskının yanı sıra ekonomik, toplumsal, medya ve bilişsel alanları kapsayan çok boyutlu bir çatışmayla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Tuğgeneral Talai Nik, düşmanın İslam Cumhuriyeti’ni devirme ve İran’ı parçalama hedeflerinin üç dayatılmış savaş döneminde de değişmediğini belirtti.

Elburz eyaletindeki din adamları ve siyasi rehberlerle bir araya geldiği toplantıda konuşan Talai Nik, İmam Humeyni’yi (r.a.) ile sekiz yıllık Mukaddes Savunma ve 12 günlük Mukaddes Savunma şehitlerini yad etti.

İlk dayatılmış savaşın başlangıcının yıl dönümünde bulunulduğunu belirten Talai Nik, üç savaş döneminin karşılaştırılmasının, düşmanın hedeflerinde ve savaş yöntemlerinde yaşanan değişimin genç nesle aktarılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Talai Nik, üç dayatılmış savaşta düşmanın temel hedeflerinin büyük ölçüde ortak olduğunu söyledi. Bu hedeflerin başında İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek ve İran’ı parçalamak geldiğini belirtti.

Düşmanın hedef aldığı coğrafyanın dönemlere göre değiştiğini ifade eden Talai Nik, temel stratejik hedeflerin ise korunduğunu söyledi.

İslam Devrimi’ni kontrol altına alma çabasının da ortak hedeflerden biri olduğunu belirten Talai Nik, düşmanların devrimin ilk günlerinden itibaren onun bölgeye ilham veren ve bağımsız bir model ortaya koyan niteliğinden tehdit duyduğunu söyledi.

Talai Nik, son savaşlarda da İslam Cumhuriyeti ile Direniş Cephesi’nin bölgesel gücünün zayıflatılmaya çalışıldığını belirtti.

İran’ın bölgedeki stratejik konumunu etkileme çabalarını da savaşların ortak başlıkları arasında gösteren Talai Nik, bu kapsamda İran’ın enerji kaynaklarına, Basra Körfezi’ndeki konumuna ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekti.

Talai Nik, son savaşlarda sekiz yıllık dayatılmış savaş dönemindeki hedeflere yeni başlıkların eklendiğini söyledi. Bunlar arasında İran’ın barışçıl nükleer kapasitesinin, füze gücünün, bölgesel gücünün ve deniz gücünün zayıflatılmasını saydı.

Buna karşın düşmanın stratejik hedeflerinin hiçbirine ulaşamadığını savunan Talai Nik, savaşların İran’a maliyet ve zarar verdiğini ancak İslam Cumhuriyeti’nin de düşmana maliyetler yüklediğini söyledi.

“Dış desteğin niteliği değişti”

Sekiz yıllık savaş sırasında Baas rejiminin geniş bir dış destek aldığını belirten Talai Nik, bölge ülkelerinin yanı sıra Batı ve Doğu ülkelerinin de rejime destek verdiğini söyledi.

Bazı değerlendirmelere göre onlarca ülkenin Baas rejimine doğrudan veya dolaylı destek sağladığını belirten Talai Nik, son savaşlarda ise düşmana verilen desteğin niteliğinin ve kapsamının değiştiğini söyledi.

Talai Nik, iki temel düşmanın doğrudan varlığının yanı sıra bazı bölge ülkeleri ile Batılı ülkelerin topraklarının ve imkânlarının da düşmanın kullanımına sunulduğunu ifade etti.

“Düşmanın savaş hesapları”

Talai Nik, düşmanın sekiz yıllık savaşın başındaki hesaplamalarının genç İslam Cumhuriyeti’nin o dönemdeki koşullarına dayandığını söyledi.

Düşmanın siyasi sistemdeki zayıflıklara, iç anlaşmazlıklara, silahlı kuvvetlerin elverişsiz durumuna ve İran’ın askeri bağımlılığına güvendiğini belirten Talai Nik, İran’ın kısa sürede yenileceğinin düşünüldüğünü ifade etti.

Son savaşlarda ise düşmanın halk ile yönetim arasındaki bölünmeye, bazı ekonomik ve toplumsal hoşnutsuzluklara, iç kırılganlıklara ve bilişsel savaşın etkilerine bel bağladığını belirten Talai Nik, bu hesaplamalarda iman, velayet ve liderliğin rolünün, silahlı kuvvetlerin cihatçı ruhunun ve halkın direnişinin gerektiği şekilde hesaba katılmadığını söyledi.

“Savaşın karakteri değişti”

Talai Nik, son kırk yılda savaş modelinin de önemli ölçüde değiştiğini belirtti.

Sekiz yıllık savaşın büyük ölçüde kara merkezli ve klasik bir savaş olduğunu söyleyen Talai Nik, insan gücü ile savaşçının savaş alanının temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti.

Son savaşlarda ise teknoloji ve uzmanlığın belirleyici hale geldiğini belirten Talai Nik, bu savaşları "teknoloji savaşı, uzmanlar savaşı ve hibrit savaş" olarak nitelendirdi.

Askeri alanın yanı sıra toplumsal, ekonomik, medya ve bilişsel alanların da çatışmanın başlıca cephelerine dönüştüğünü söyledi.

Son savaşlarda kullanılan silahların miktarı ve çeşitliliğine de değinen Talai Nik, ateş gücünün yoğunluğu, operasyonların hızı, çatışmanın coğrafi kapsamı, kullanılan silahların çeşitliliği ve yeni teknolojilerden yararlanılması bakımından bu savaşların sekiz yıllık savaşla kıyaslanamayacağını söyledi.

Ekonomik ve bilişsel baskı

Talai Nik, düşmanın son savaşlarda askeri baskıyla eş zamanlı olarak ekonomik baskı ve bilişsel savaşı da devreye sokmaya çalıştığını belirtti.

Düşmanın hoşnutsuzluk yaratmayı ve ülke yönetiminde aksama meydana getirerek toplumu içeriden etkilemeyi hedeflediğini söyledi.

Savunma kapasitesinin korunması

Savunma kapasitesinin korunması için geçmiş yıllarda çeşitli önlemler alındığını belirten Talai Nik, silahlı kuvvetlerin stratejik kabiliyetlerinin bir bölümünün güvenli ortamlara ve yeraltı altyapılarına yerleştirildiğini söyledi.

Bu durumun, düşmanın İslam Cumhuriyeti’nin savunma kapasitesi ve silah üretim kabiliyetine ilişkin hesaplamalarının bir bölümünün gerçekleşmesini engellediğini belirtti.

Talai Nik, konuşmasının sonunda caydırıcılığın korunması için askeri gücün yanı sıra ülkenin iç kapasitesinin de güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İslam Cumhuriyeti’nin farklı alanlarda dayanıklılığını artırması gerektiğini belirten Talai Nik, askeri gücün ekonomi, altyapı, enerji, kültür, medya ve toplumsal sermayeyle desteklendiğinde daha etkili olacağını ifade etti.

Din adamları ve siyasi rehberlere görev

Talai Nik, din adamları ve siyasi rehberlerin toplumsal bilinç oluşturmadaki rolüne de dikkat çekti.

Sahadaki gerçeklerin açıklanması, toplumun bilinç düzeyinin artırılması, umudun güçlendirilmesi, elde edilen kazanımların anlatılması ve kırılganlıkların doğru biçimde tespit edilmesinin kültürel, tebliğ ve medya alanlarında faaliyet gösteren kurumların önemli görevleri arasında bulunduğunu söyledi.

Savaş deneyiminin verdiği mesaj

Talai Nik, dayatılmış savaşların deneyiminin, düşmanın iman gücünü, liderliği, milli bütünlüğü, bilimsel kapasiteyi ve halkın direnişini göz ardı ettiğinde hesaplamalarında hata yaptığını gösterdiğini belirtti.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü, sekiz yıllık savaş ile son dayatılmış savaşlar arasındaki farkların yalnızca kullanılan teknolojiyle sınırlı olmadığını söyledi. Düşmanın yeni hedeflerle ve gelişmiş teknolojilerle savaşa girdiğini belirten Talai Nik, buna rağmen stratejik hedeflerin hiçbirine ulaşamadığını savundu.

Talai Nik, İslam Cumhuriyeti’nin imanına, yerli savunma kapasitesine ve teknolojik imkânlarına dayanarak bu sınavdan da başarıyla çıktığını ifade etti.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 26.09.2026 21:29 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/45091/iran-savunma-bakanligi-savasin-yontemi-degisti-hedefler-degismedi