PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran-Irak Savaşı’ndan bugüne yaşanan üç savaşı aynı mücadelenin aşamaları olarak değerlendiren İranlı amiral Seyyari, ABD’nin savaş gemilerini daha uzak bölgelere çektiğini ve İran’ın saldırılara rağmen silah üretimini sürdürdüğünü söyledi.

YDH- İran Ordusu Koordinatör Yardımcısı Amiral Habibullah Seyyari, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü koruduğunu belirterek geçişlere yalnızca izinle müsaade edildiğini söyledi. ABD’nin boğazı açmak istediğini ancak bunu başaramadığını savunan Seyyari, İran’ın düşman gemilerini hedef alma kapasitesine sahip olduğunu da vurguladı.
Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığına göre Seyyari, Kutsal Savunma Haftası dolayısıyla yaptığı konuşmada İran-Irak Savaşı’nı, 12 günlük savaşı ve devam eden “Ramazan Savaşı”nı aynı tarihsel mücadelenin üç aşaması olarak nitelendirdi. Üç savaşta da karşı tarafın İran yönetimini çökertmeyi ve ülkenin toprak bütünlüğünü hedef aldığını söyledi. Seyyari’ye göre bu hedeflere ulaşılamaması, saldıran tarafın başarısız olduğu anlamına geliyor.
İran-Irak Savaşı’nda Saddam Hüseyin’in Batılı ve Doğulu güçlerin desteğiyle hareket ettiğini belirten Seyyari, son iki savaşta da İsrail’in benzer bir rol üstlendiğini vurguladı. Fars Körfezi’nin güneyindeki ülkelerin geçmişte Saddam’a, bugün ise İran’a karşı kullanılan askerî üslere imkân sağladığını söyledi. Karşı tarafın her üç savaşta da İran halkının saldırılar karşısında yönetimine desteğini çekeceğini hesapladığını, ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini ifade etti.
Seyyari, son savaşta İran silahlı kuvvetlerinin saldırıya yaklaşık iki saat içinde karşılık verdiğini söyledi.
“Hürmüz’den geçiş izne bağlı”
Seyyari, Hürmüz Boğazı’nın batısında Devrim Muhafızları Ordusunun, doğusunda ise İran ordusunun görev yaptığını belirtti. Boğazın yanı sıra Fars Körfezi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyindeki faaliyetleri izlediklerini söyleyerek “İzin verilmedikçe her türlü geçişi engelliyoruz” dedi.
Hürmüz’ü İran’ın önemli güçlerinden biri olarak tanımlayan Seyyari, bu kontrolün karşı tarafa ağır darbe vurduğunu savundu.
ABD’nin açıkladığı askerî kayıp sayılarına da karşı çıkan Seyyari, İran’ın kullandığı füze ve İHA’lar karşısında bildirilen ölü ve yaralı sayısının inandırıcı olmadığını söyledi. Gerçek kayıpların daha yüksek olduğunu vurguladı.
İran’ın düşman savaş gemilerini vurabilecek durumda olduğunu, ABD güçlerinin ise bölgedeki varlıklarını azaltıp üslerini daha uzak noktalara taşıdığını belirtti.
Seyyari, İran’ın üç savaşta ayakta kalmasında “liderliğin, şehitlerin fedakârlığının ve halkın desteğinin” belirleyici olduğunu söyledi. Ordu, Devrim Muhafızları, Besic ve diğer kurumların birlikte hareket ettiğini vurgulayarak karşı tarafın silahlı kuvvetler arasında ayrılık yaratma girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirtti.
Üretim sürüyor, savunma düzeni değişiyor
Seyyari, İran-Irak Savaşı sırasında mühimmat sıkıntısı yaşadıklarını, bugün ise füze ve İHA’ları ülkede ürettiklerini bildirdi. Üretimin kullanılan silahların yerine yenileri konularak sürdürüldüğünü ve tesislere saldırı düzenlense bile durmayacağını söyledi.
Bir üretim tesisinde 15 kişinin hayatını kaybetmesine rağmen çalışmaların durmadığını aktardı.
Son savaşlardan çıkarılan derslerden birinin personeli, teçhizatı ve imkânları tek noktada toplamamak olduğunu kaydeden Seyyari, hareket kabiliyetine ve pasif savunmaya daha fazla önem verdiklerini anlattı. Mekran kıyıları ile güney bölgelerinde farklı saldırı senaryolarına karşı tatbikatlar yaptıklarını belirterek İran topraklarına yönelik bir kara harekâtına ordu, Devrim Muhafızları ve bölge halkının birlikte karşı koyacağını söyledi.
Seyyari, savaşın askerî alanla sınırlı olmadığını; ekonomik, siyasi, kültürel ve medya alanlarını da kapsadığını belirtti. Bu nedenle halkın desteğini, silahlı kuvvetler arasındaki birliği ve silah üretiminin sürmesini İran’ın dayanma gücünün temel unsurları arasında saydı.
İran’ın saldırılarda hayatını kaybedenler için karşılık verme iradesinin sürdüğünü söyleyen Seyyari, bunun askerî planlamalarında yer alması gerektiğini ifade etti.
Seyyari, “Bugün savaş, irade ve dayanıklılık savaşıdır; sahada daha uzun süre kalan başarılı olur” dedi.