PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Abu Dabi toplantısı, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki güvenlik ve istihbarat ilişkilerini İran ve Yemen ekseninde daha kapsamlı bir bölgesel yapılanmaya dönüştürme iradesini yansıttı.

YDH ― İsrail'in Netanyahu yanlısı TV kanalı Kanal 14’e göre, Başbakanı Benyamin Netanyahu ile Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid’in (MbZ) Abu Dabi’de gerçekleştirdiği görüşmede, İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki güvenlik ve istihbarat işbirliğinin derinleştirilmesi ele alındı.
Habere göre bu kapsamda İran ve Yemen’e karşı ortak eylem planı oluşturulması, Suudi Arabistan’a güvenlik ve istihbarat desteği sağlanması, ortak tehditlere karşı bölgesel savunma mekanizması kurulması ve yeni bir bölgesel koalisyon oluşturulması ihtimali de görüşüldü.
Görüşmenin, İsrail-BAE ilişkilerinin ötesine geçen daha geniş bir bölgesel güvenlik yapılanmasının zeminini oluşturduğu belirtiliyor.
Kanal 14 muhabiri Dror Balazada, toplantının Netanyahu, MbZ ve iki ülkenin heyetlerinin katıldığı dar kapsamlı ilk bölümün ardından diğer ülkelerin temsilcilerinin katıldığı geniş oturumla iki aşamalı gerçekleştiğini aktardı ve toplantıyı iki bölüme ayıran kişinin Netanyahu olduğunu öne sürdü.
BAE’den üst düzey bir yetkili de Kanal 14’e yaptığı açıklamada toplantı masasında on ülkenin temsil edildiğini doğruladı.
Buna göre toplantıya İsrail ve BAE’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Amerika, Fas, Kuveyt, Bahreyn, Libya, Umman ve Mısır katıldı.

Toplantıda İran ve Yemen’e karşı izlenecek eylem planı ile Suudi Arabistan’a istihbarat ve güvenlik desteği sağlanması görüşüldü.
Netanyahu, yaptırımların ve ekonomik baskıların İran yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı ve katılımcı ülkelerden kendi kanalları üzerinden İran’a yönelen para akışını kesmelerini istedi.
İran’ın petrol ve doğalgaz akışını bir baskı aracına dönüştürmesi ihtimaline karşı Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakacak alternatif petrol güzergâhları, Körfez ülkelerindeki su arıtma tesisleri ile diğer kritik altyapıların olası saldırılara karşı korunması ve bu alanlardaki hazırlık seviyeleri de ele alındı.
Bu başlıkların önem kazanmasında bölgedeki çatışmaların enerji ve ulaşım hatları üzerindeki etkisi belirleyici oldu.
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin ciddi biçimde zarar görmesi üzerine Suudi Arabistan petrol ihracatı için alternatif güzergâhlar ararken Kızıldeniz hattı da Yemen’deki savaş nedeniyle güvenlik riskiyle karşı karşıya kaldı; bu nedenle Sanaa merkezli Yemen hükümetinin oluşturduğu tehdit toplantının öne çıkan başlıklarından biri oldu.
Toplantıda ortak gündemin yanı sıra Netanyahu ile Bin Zayid arasında İran’a karşı yürütülen mücadele konusunda görüş ayrılığı da yaşandı.
Netanyahu mücadelenin hız kesmeden sürdürülmesini savunurken MbZ, Körfez ülkelerinin bu sürece devam edebilmesi için öncelikle sağlam ve yeterli bir savunma mekanizması oluşturulmasını istedi.

Toplantıda Suudi Arabistan’ın İsrail’den açık biçimde yardım talep ettiği de öne sürüldü.
Netanyahu’nun talebi geri çevirmediği ancak karşılığında bazı şartlar öne sürdüğü belirtildi.
Bu gelişmenin, Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki normalleşme sürecinin yeniden gündeme gelmesine zemin hazırlayabileceği, Yemen tehdidine karşı Tel Aviv ile Riyad arasında gelişen istihbarat işbirliğinin iki ülke arasındaki diplomatik temasların yeniden canlandırılmasında etkili olabileceği ve böylece Yemen ve İran eksenli güvenlik işbirliğinin daha önce tıkanan Suudi-İsrail normalleşme sürecinin yeniden ele alınması için yeni bir kanal oluşturabileceği ifade ediliyor.
Toplantının arka planında ise Arap devletlerinin Washington yönetimine yönelik güven kaybının bulunduğu belirtiliyor.
Kanal 14’e göre Arap ülkeleri, ABD’ye uzun vadeli güvenlik garantisi konusunda duydukları güven azalırken İsrail’i “bölgesel güvenlik açısından daha doğrudan bir ortak” olarak görüyor.