PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Tahran, Hürmüz’ün açılmasını savaşın ve ablukanın sona ermesi şartına bağlarken Washington, ekonomik baskıları hafifletmeden boğazın açılmasını ve nükleer tavizler verilmesini istiyor.

YDH- İran’ın savaşı sona erdirmek için önerdiği “yedi gün” planı ile ABD’nin talepleri arasındaki temel anlaşmazlık, Hürmüz Boğazı’nın açılması ve ekonomik baskıların kaldırılmasında hangi tarafın önce adım atacağı üzerinde yoğunlaşıyor.
Lübnan'dan yayın yapan el-Ahbar gazetesinin Tahran’daki kaynaklara dayandırdığı haberine göre Washington rejimi baskıların hafifletilmesi veya yaptırımların kaldırılması dahil herhangi bir tavizden önce İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasını ve nükleer programına ilişkin tavizler sunmasını istiyor.
Rejimin, İran'ın önerisine verdiği cevabın içeriği ise resmen açıklanmış değil.
İran’ın planı, önce bütün cephelerde düşmanca eylemlerin sona erdirilmesini, deniz ablukasının kaldırılmasını, petrol satışına imkân tanınmasını ve dondurulmuş mali varlıkların bir bölümüne erişim sağlanmasını öngörüyor.
Hürmüz Boğazı’nın yedi günlük sürenin sonunda açılması, nükleer müzakerelerin ise ancak bu adımların ardından başlaması planlanıyor.
Trump rejimi, yaklaşık on yıllık “azami baskı” politikasının ve İran’la iki doğrudan savaşın ardından, ekonomik baskıların hafifletilmesi karşılığında İran’ın nükleer kapasitesini sınırlandırmayı yeniden muhtemel bir anlaşmanın merkezine yerleştiriyor.
Trump, böyle bir anlaşmayı 2015 nükleer anlaşmasının tekrarı olarak değil, daha katı koşullar içeren bir mutabakat olarak sunmak istiyor.
ABD rejiminin bu aşamadaki talepleri şunlar:
- Nihai anlaşmaya kadar yeni zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması,
- Özellikle yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının durumunun çözüme kavuşturulması,
- Hasar gören tesislerle nükleer stokların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimine açılması,
Öte yandan uranyum zenginleştirmesinin durdurulmasına ilişkin güvenceler ve bölgesel su yollarında çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi de bu talepler arasında yer alıyor.
ABD rejiminin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve son bir buçuk yılda diplomatik yükümlülüklerini yerine getirmemesi, Tahran’ın diplomasiye ve anlaşmaya duyduğu güveni azalttı.
İran, artık yalnızca yaptırımların hafifletileceğine dair sözler karşılığında Hürmüz’ü açmaya ve elindeki baskı araçlarından vazgeçmeye hazır görünmüyor.