PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Amerikalı tarihçi Peter Kuznick, Washington’ın stratejik başarısızlığına dikkat çekerken, çaresiz kalan Trump’ın taktik nükleer silahlara başvurabileceği uyarısında bulundu.

YDH- Tarih Profesörü ve Nükleer Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Peter Kuznick, el-Meyadin’in “Büyük Karşılaşma: İran ve Dünya” programında, ABD’nin bölge genelinde zayıf bir konumda olduğunu ve gönüllü olarak çekilmek yerine bölgeden çıkarıldığını söyledi.
Kuznick, Washington’ın 2011’den beri odağını Batı Asya ve Avrupa’dan Pasifik’e kaydırmayı tartıştığını, ancak mevcut geri çekilmenin kendi isteğiyle gerçekleşmediğini vurguladı. “ABD, özellikle İranlılar tarafından bölgeden çıkarılıyor. Dolayısıyla bu, ABD açısından çok ağır bir stratejik başarısızlık” dedi.
Amerikan askerlerinin Ürdün’e kaydırılması planına ve bölgeye üçüncü bir uçak gemisinin konuşlandırılmasına işaret eden Kuznick, Washington’ın bölgedeki askerî konumunu daha olumlu göstermeye çalıştığını belirtti.
“ABD, gerçekte bölgede bir yenilgi ve geri çekilme olan duruma umutsuzca daha kabul edilebilir bir kılıf geçirmeye çalışıyor.” ifadelerini kullandı.
İran’ın askerî kapasitesi ve nükleer tırmanma riski
Kuznick, ABD’nin geri çekilişini İran’ın askerî kapasitesiyle ilişkilendirerek Tahran’ın yirmi yılı aşkın süredir bu savaşa hazırlandığını ve bölgedeki Amerikan ve müttefik hedeflerini vurma yeteneğini gösterdiğini söyledi.
“İranlıların kapasitesi var. İranlılar bu savaşa yirmi yılı aşkın süredir hazırlanıyor” diyen Kuznick, İran’ın yer altına yerleştirdiği unsurlara ve bölge genelinde saldırı düzenlemesine imkân tanıyan füze ve İHA kapasitesine dikkat çekti.
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini aksatabileceğini de gösterdiğini belirterek, “Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceklerini de söylediler. Daha salı günü Hürmüz Boğazı’nda gemilerin vurulduğuna ilişkin yeni haberler vardı.” dedi.
Irak direnişinin eylemlerine ve Sanaa hükümetine bağlı Yemen ordusunun Kızıldeniz’de gemi trafiğini durdurma kapasitesine de değinen Kuznick, İran’ın Hürmüz üzerinden geçişleri fiilen kesebileceğini söyledi.
ABD’nin askerî varlığını artırmasının çözüm olmadığını vurgulayan Kuznick, “ABD daha fazla askerî unsur gönderiyor. İhtiyacımız olan şey diplomatik bir çözüm. Bu süreç nihayetinde müzakere masasında sonuçlanacak.” dedi.
En büyük kaygısının taktik nükleer silahların kullanılması dahil çatışmanın daha da tırmanması olduğunu belirtti.
“Beni en çok kaygılandıran şey, çaresiz bir Trump’ın taktik nükleer silahlara başvurabilecek olması. Bu, ilgili herkes için bir kâbus senaryosu olur. Üçüncü Dünya Savaşı’na yol açabilir. Gezegendeki yaşamın sonuna yol açabilir.” ifadelerini kullandı.
İran’ın nükleer programının savaşa gerekçe yapıldığını söyleyen Kuznick, Tahran’ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) kapsamında zenginleştirilmiş uranyumunun yüzde 90’ını ülke dışına gönderdiğini, santrifüjlerinin çoğunu devre dışı bıraktığını ve zenginleştirmeyi yüzde 3,67 ile sınırlandırdığını hatırlattı.
“İran nükleer silahtan çok uzaktı. Nükleer silah geliştirilmesine karşı bir fetva vardı” diyen Kuznick, İran’ın nükleer silah geliştirmeye çalıştığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.
Anlaşmanın işlediğini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın önceden haber vermeden denetimler gerçekleştirdiğini söyleyerek, “İranlılar anlaşmaya bağlı kalıyordu. Onu havaya uçuran Trump oldu.” dedi.
1953 darbesinden Amerikan hâkimiyetinin gerilemesine
Kuznick, İran ile ABD arasındaki mevcut karşı karşıya gelişi, Başbakan Muhammed Musaddık’ı deviren 1953 CIA destekli darbeyle de ilişkilendirdi.
ABD büyükelçisinin Washington’a Musaddık’ın İran halkının yüzde 95 ila yüzde 98’inin desteğine sahip olduğunu bildirdiğini söyledi. Musaddık’ı, Time dergisinin “Yılın Adamı” seçtiği bölgesel bir kahraman olarak tanımladı.
“Ancak CIA onu devirdi; çünkü İngiliz petrol çıkarlarını millîleştirme cüretini göstermişti. Oysa bu, İran halkı için gerekli bir şeydi. Ardından ABD, Şah’ı, SAVAK’ı ve baskıyı dayattı.” dedi.
İran halkının daha sonra bu sisteme karşı ayaklandığını belirten Kuznick, bugünkü bölgesel değişimi ABD hâkimiyetine yönelik daha geniş bir meydan okumanın parçası olarak değerlendirdi.
“Bölgenin tamamında çıkarları tahrip eden başlıca güç ABD olmuştur. Ve İranlılar şimdi ABD’yi bölgeden çıkarıyor.” ifadelerini kullandı.
Irak’taki gelişmeleri bu yönde önemli bir adım olarak nitelendiren Kuznick, Washington’ın artık aynı düzeyde hâkimiyet kuramadığını söyledi.
“Daha geniş ölçekte yaşananlar, ABD’nin orada hegemon olmadığını, egemen güç olmadığını, kararları belirleyemediğini gösteriyor.” dedi.
Çok kutuplu dünyada ilişkilerin tehditler yerine barışçıl temellere dayanması gerektiğini vurgulayan Kuznick, İran’ın ABD baskısına karşı tutumunu şu sözlerle aktardı:
“İranlılar, ‘Atıp tutarsanız, bizi tehdit ederseniz bunların hiçbirine boyun eğmeyeceğiz. Adil ve eşit bir ilişki istiyoruz’ dedi.”
Kuznick, Washington’ın bölgedeki askerî duruşunun bu karşı karşıya gelişi çözemeyeceğini belirtti.