PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran savaşı, yoğun askerî saldırıların karşı tarafı teslim olmaya zorlayacağı varsayımının sınırlarını gösteriyor.

YDH- ABD merkezli Foreign Affairs dergisi, ağır askerî darbelerle karşı tarafı tamamen yenilgiye uğratıp savaşı sona erdirmenin mümkün olduğu düşüncesini “pahalıya mal olan bir yanılgı” olarak niteledi.
Stephen Biddle, Sam Winter-Levy ve Yuri Zhukov’un Foreign Affairs’te yayımlanan makalesine göre çağdaş savaşlar, taraflardan birinin bütünüyle yok edilmesiyle değil, genellikle müzakere ve anlaşmayla sona eriyor.
Makalede, savaşın bitmesi için tarafların çatışmayı sürdürmenin artık kendi çıkarlarına hizmet etmediği sonucuna varması gerektiği belirtildi. Bu noktaya ulaşmak içinse çoğu zaman müzakere ve uzlaşma gerekiyor.
Karşı tarafın direnme iradesini ve kapasitesini göz ardı ederek kısa süreli, yoğun askerî harekâtla teslimiyet dayatmak ise çatışmaları başlatıyor ya da uzatıyor.
“Kısa ve kesin savaş” beklentisi çıkmaza sürüklüyor
Foreign Affairs, ABD’nin İran’a karşı Şubat 2026’da başlattığı savaşta Trump rejiminin askerî güç kullanarak Tahran’ı koşulsuz teslimiyete zorlamayı beklediğini, ancak sürecin çıkmaza girdiğini yazdı.
Makalede, İsrail işgal rejiminin Hamas’ı askerî yolla yenme hedefinin Gazze’deki savaşı uzattığı; aynı yaklaşımın daha sonra Lübnan ve İran’a yöneltildiği belirtildi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’da sahada zafer kazanabileceği düşüncesinin de iki ülkeyi sonu belirsiz, uzun süreli bir savaşa sürüklediği kaydedildi.
Makaleye göre karşı tarafın direnme iradesini hesaba katmamak, başlaması kolay ama bitirilmesi zor savaşlara yol açıyor. ABD’nin askerî yapısı ise kısa ve kesin savaş varsayımına dayanıyor: mühimmat stokları sınırlı, uzun süreli çatışmalarda askerî güç ve teçhizatı yenileme kapasitesi yetersiz.
Foreign Affairs, Washington’ın askerî zafer beklentisinin bu yapısal eksiklikleri de göz ardı ettiğine dikkat çekti.