PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İsrail’deki Amit Terör ve İstihbarat Araştırmaları Enstitüsü’nün yayımladığı araştırma, Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısı öncesinde dini ideolojisinin karar alma sürecinde belirleyici rol oynadığını ve örgüt liderlerinin İsrail’in güçlü karşılık vereceğini öngörmesine rağmen saldırı kararını aldığını savunuyor.

YDH ― İsrail’deki Amit Terör ve İstihbarat Araştırmaları Enstitüsü’nde bugün yayımladan Dr. Uri Rost imzalı araştırmaya göre, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırı kararı almasında dini boyut belirleyici rol oynadı.
Araştırmada, Gazze’de savaş sırasında ele geçirilen belgeler ile Hamas yöneticilerinin saldırı hazırlıkları sırasında ve saldırının başlamasının ardından yaptığı açıklamaların bu etkiyi ortaya koyduğu savunuldu.
Araştırmanın temel bulgularına göre İslam, Hamas’ın 1987’de kuruluşundan bu yana hareketin kimliğinin ayrılmaz bir parçası oldu. Hamas’ın kuruluş belgesinde İslam’ın hareketin bütün faaliyetlerine yön verdiği ve “cihadın yolu, Allah uğruna ölümün ise arzularının en yücesi” olduğu vurgulandı.
Gazze’deki Hamas yönetiminin, siyasi büro başkanı Yahya Sinvar ile askeri kanat komutanı Muhammed ed-Deyf öncülüğünde 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırı kararı almasının ise yalnızca dini gerekçelere dayanmadığı kaydedildi.
Aksa Tufanı operasyonunun arkasında İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini engelleme ve İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluları serbest bırakma gibi rasyonel askeri ve siyasi hesapların da bulunduğu belirtildi.
Amit Enstitüsü’nün değerlendirmesine göre Hamas’ın Gazze’deki yönetiminin 7 Ekim 2023 saldırısı kararında dini hesaplar önemli bir yer tuttu.
Araştırmada, Hamas’ın İsrail’in vereceği karşılığın güçlü olacağını bildiği ve Hizbullah ile İran’ın savaşa katılmayabileceği ihitmalini değerlendiği savunuldu.
Buna rağmen Hamas liderlerinin, zafer için ilahi bir vaat bulunduğuna ve Allah uğruna savaşırken şehit olmanın zaferle eşdeğer olduğuna inandığı, bu inancın Sinvar ile Deyf’i İsrail topraklarına yönelik saldırı kararını almaya yönelttiği belirtildi.