PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Baskın ve sorguların, Filistinlileri yıldırarak yerleşimlerin genişlemesine karşı koyma iradelerini zayıflatmayı amaçladığı belirtildi.

YDH- İsrail işgal güçlerinin dün gece başlayıp perşembe sabahına kadar sürdürdüğü gözaltı ve saha sorgusu operasyonlarında, işgal altındaki Batı Şeria’da 95 Filistinli gözaltına alındı ya da sorguya çekildi.
Evlere baskın düzenlendi, eşyalar tahrip edildi ve Filistinlilere saldırıldı.
Baskınlar zeytin hasadı döneminde yoğunlaştı
Filistinli Esirler Derneği, bu operasyonları zeytin hasadı döneminde yerleşimci saldırılarının artmasıyla ilişkilendirdi.
Dernek, tutuklamanın toprak ve halk üzerindeki denetimi sıkılaştırmak için kullanılan bir araca dönüştüğünü belirtti.
Perşembe günü yayımlanan açıklamada, belgelenen vakaların büyük bölümünü saha sorgularının oluşturduğu bildirildi.
Gözaltı ve sorgular, Tubas vilayetindeki Akabe, Nablus’un güneyindeki Madme ve Halil’in güneyindeki Yatta beldelerinde; ayrıca Cenin, Beytüllahim, Bire ve Kalkilya’daki bölgelerde yoğunlaştı.
Kalkilya’da özellikle eski esirler ile mevcut ve eski esirlerin aile üyeleri hedef alındı. Gözaltına alınanlar arasında eski bir esirin annesi ve bir esirin eşi de bulunuyordu. İşgal güçleri, Duvar ve Yerleşimlere Karşı Direniş Komisyonu Başkanı Müeyyed Şaban’ın evi de dahil onlarca eve baskın düzenledi.
Filistinli Esirler Derneği, baskın ve gözaltılara Filistinlilere yönelik saldırıların ve evlerdeki tahribatın eşlik ettiğini bildirdi. Dernek, bu uygulamaları Batı Şeria’daki askerî operasyonlara eşlik eden şiddetin tırmanması çerçevesinde değerlendirdi.
Derneğe göre gözaltı ve sorgular, zeytin hasadı döneminde Filistin kasaba ve köylerine yönelik yerleşimci saldırılarındaki artıştan ayrı düşünülemez. Çiftçiler bu dönemde kendilerine, topraklarına ve mülklerine yönelik tehdit ve saldırılara maruz kalıyor.
Dernek, saldırılara topraklara el konulmasının ve yerleşimlerin genişletilmesinin eşlik ettiğini belirterek baskın, gözaltı ve saha sorgularının Filistinli toplulukları yıldırmaya ve yerleşimci yayılmasına karşı koyma kapasitelerini zayıflatmaya hizmet ettiğini kaydetti.
Askerî operasyonların yerleşimci saldırılarıyla aynı döneme denk gelmesinin, işgal ordusu, işgal kurumları ve yerleşimci gruplar arasındaki rollerin iç içe geçtiğini gösterdiğini belirten dernek, gözaltıların etkisinin hedef alınan kişilerle sınırlı kalmayıp ailelerine ve çevrelerine de yayıldığını vurguladı. Bu uygulamaların, topraklarına el konulmasıyla karşı karşıya olan bölgelerde yaşayanlar üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.
Batı Şeria’da 26 bini aşkın tutuklama
Dernek, tutuklamaların yalnızca baskı ve intikam amacı taşımadığını; sahadaki gerçekliği yeniden şekillendirmek, toprak ve halk üzerindeki denetimi artırmak için de kullanıldığını belirtti. Derneğe göre bu sistem evlerin yıkılmasını, mülklere yönelik saldırıları, işkenceyi ve öldürmeleri de kapsıyor.
Filistinli Esirler Derneği, Gazze Şeridi’ne yönelik soykırım savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da 26 binden fazla tutuklama vakasının, Gazze Şeridi’nde ise binlerce tutuklama vakasının belgelendiğini bildirdi.
Açıklamada, işgal güçlerinin dün Batı Şeria’da aynı dönem içinde Filistinlilere yönelik 46 bin tutuklama ve sorgu işlemi gerçekleştirdiğini duyurduğu aktarıldı.
Dernek, tutuklama ve saha sorgusu politikalarının onlarca yıldır sürdürüldüğünü, ancak Gazze’deki savaşın başlamasının ardından bu uygulamaların kapsamının ve yoğunluğunun, eşlik eden şiddetle birlikte arttığını belirtti.
Uluslararası düzeyde hesap sorulmamasının bu uygulamaların sürmesine ve yayılmasına imkân verdiği uyarısında bulunan dernek, uluslararası ve insan hakları kurumlarını toplu tutuklama, işkence, öldürme ve yerleşim faaliyetleri nedeniyle işgal rejimini hesap vermeye zorlamak için harekete geçmeye çağırdı.
Filistinlilerin hasat ürünlerini toplamakla meşgul olması gereken zeytin hasadı döneminde gözaltı operasyonlarına maruz kaldığını belirten dernek, bu baskıların Filistinlilerin topraklarında kalma ve topraklarını koruma imkânlarını sınırladığını kaydetti.