Ritter: Yemen mutlak zafere yürüyor; Ensarullah konvoylarını Riyad'ın caddelerinde görürüz Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
MEDYA
12 Ekim 2026 · 00:55

Ritter: Yemen mutlak zafere yürüyor; Ensarullah konvoylarını Riyad'ın caddelerinde görürüz

Eski ABD istihbarat subayı Scott Ritter, İran’a yönelik olası ABD saldırısının askerî ve ekonomik açıdan başarısızlığa mahkûm olduğunu ve Ensarullah’ın saldırıları karşısında Suud rejiminin çöküş riskiyle karşı karşıya olduğunu savundu.

YDH ― Eski Birleşmiş Milletler Silah Denetçisi ve eski ABD Deniz Piyadeleri istihbarat subayı Scott Ritter, gazeteci Danny Haiphong'un programına katılarak ABD'nin İran'a yönelik olası askerî harekâtını, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri, küresel enerji krizini ve Suudi Arabistan'ın geleceğini değerlendirdi. 

Programın sunucusu Danny Haiphong, bölgedeki dikkat çekici askeri hareketliliğe vurgu yaparak, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığına (CENTCOM) yapılan C-17 nakliye uçağı sevkiyatlarını gündeme taşıdı.

İsrail kaynakları ve New York Times'ın ABD'nin üç günlük bir bombardıman planladığı yönündeki iddialarına değinen Haiphong, bu durumun ABD Başkanı Donald Trump'ın “ara seçimler öncesi saldırı olmayacağı” yönündeki açıklamalarıyla açıkça tezat oluşturduğunu belirtti.

Haiphong, İran'ın deniz ablukasını yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı tutmadığını, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar yakınlarındaki gemilerin hedef alındığını ancak ABD'nin buna henüz askeri bir karşılık vermediğini ifade etti.

“Trump, Avrupa'nın rezervlerini açtırarak zaman kazandı”

Körfez'deki bu karmaşık tabloyu yorumlayan Ritter, meselenin sadece jeopolitik gerçeklikler üzerinden değil, İsrail—ABD'nin iç siyasi dinamikleri çerçevesinde okunması gerektiğinin altını çizdi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun siyasi geleceğinin tehlikede olduğu kritik bir seçim sürecine girdiğini hatırlatan Ritter, benzer bir baskının Trump için de geçerli olduğunu belirtti.

Temsilciler Meclisi'nin Demokratların kontrolüne geçme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çeken analist, “Bu senaryo gerçekleşirse Trump, Demokratlar için kesintisiz bir azil süreciyle karşı karşıya kalacaktır,” tespitinde bulundu.

Asıl tehlikenin Senato çoğunluğunun kaybedilmesi olduğunu vurgulayan Ritter, hoşnutsuz Cumhuriyetçilerin desteğiyle “Trump'ın mahkûmiyetinin dahi gündeme gelebileceğini” ifade etti.

Ritter'a göre, Trump'ın görevden azledilmesi durumunda parti içi bir tehdit olmaktan çıkacak olması, kendisini çok ciddi bir siyasi baskı ve çıkmazın içine itiyor.

Süreci tetikleyen en önemli faktörün ekonomi olduğunu belirten eski istihbarat subayı, Bill Clinton'ın 1992'deki meşhur “Mesele ekonomi, aptal” kampanya stratejisine atıfta bulundu.

İran'ın karşı abluka operasyon sahasını genişletmesinden kaçış olmadığını vurgulayan Ritter, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin her noktada felç olacağını belirtti.

ABD'nin ekonomik baskılarına değinen eski istihbaratçı, “Trump sevk edilen varillerle övünüyor; ancak oradan tek bir varil dahi sevk edilemeyecektir ve bunu değiştirebilecek hiçbir gücünüz yoktur,” ifadelerini kullandı.

Trump'ın askeri bir harekatın ertelendiğine dair verdiği mesajların arkasında küresel enerji piyasalarındaki tansiyonu düşürme hedefinin yattığını iddia eden Ritter, durumu şu sözlerle özetledi:

“Ara seçimlere kadar saldırı yapılmayacağını belirterek küresel dizel piyasasındaki şoku hafifletmek amacıyla Avrupa'nın yaklaşık 50 milyon varillik dizel ve akaryakıt rezervini serbest bırakmasını sağladı.”

Trump'ın petrol fiyatlarını aşağı çekerek seçmene “Ortada bir tehdit yok, endişelenmeyin. Her şey kontrolüm altında,” mesajı vermeye çalıştığını ifade eden Ritter, sözlerini çarpıcı bir uyarıyla noktaladı:

“Vermek istediği mesaj tam olarak budur. Ancak işin gerçeği şudur ki, hiçbir şey kontrolü altında değildir. Şu anda görmezden gelinemeyecek iki temel gelişme yaşanmaktadır. Ensarullah misillemeleri ile şu anda Suudi Arabistan'ı fiziki olarak tahrip etmektedirler ve bu yıkımı engelleyebilecek hiçbir güç yoktur. Hakikat budur. Dolayısıyla Suudi Arabistan petrolünün piyasadan çekilmesi ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması gerçeği karşısında, Trump'ın piyasa baskısını azaltmak adına "saldırmayacağız" demesi veya Avrupalıların dizel rezervlerini piyasaya sürmesi hiçbir fayda sağlamayacaktır. Petrol fiyatları fırlayacak ve ABD yönetimi üç günlük bir askeri harekât yürütmek zorunda olduğuna inanacaktır. Danny, ben meslek icabı füze avcılığı yapmış biriyim; açıkça ifade ediyorum ki, bu yaklaşım tamamen yanılgıdır.”

“Bessent yanlış ata oynuyor; enerji kesilirse bütün sistem kilitlenir”

İran’a karşı planlanan hamlelerin bir “güç gösterisinden” ibaret olduğunu savunan Ritter, yetkililerin “Üç günlük yoğun harekât başarısızlığa uğradığında sonraki adım ne olacak?” sorusuna verecek hiçbir yanıtları olmadığını belirtti.

Ekonomi ve enerji krizine de değinen Ritter, ABD'li yetkili Scott Bessent'in “İran ekonomisinin Amerikan ekonomisinden daha önce çökeceği” varsayımı üzerine kumar oynadığını ve bunun son derece hatalı olduğunu vurguladı.

Avrupa'nın stratejik dizel rezervlerini piyasaya sürmesinin Batı'ya en fazla birkaç hafta kazandıracağını belirten Ritter, durumu şu sözlerle özetledi:

“Mevcut durum şuna benzemektedir: Bankadaki tüm birikimimiz tükenmiş, kredi kartı limitleri sonuna kadar kullanılmıştır; dolayısıyla eşyaları rehin vermeye başlarız. Ancak rehin verecek eşya tükendiğinde, geliriniz olmadığı halde faturalar gelmeye devam eder ve sistem iflas eder. Enerji arzı kesildiğinde bütün sistem kilitlenir.”

“Füzeleri nasıl vuracağımızı hâlâ bilmiyoruz”

ABD'nin olası bir operasyon için “üç günlük yoğun harekât” planları yaptığına dikkat çeken Ritter, bu yaklaşımı 1991'deki Çöl Fırtınası Harekâtı'na benzetti.

O dönemde ABD'nin Irak füzelerinin nasıl imha edileceğini bilmediğini itiraf eden eski istihbaratçı, “Bugün de İran füzelerinin nasıl imha edileceğini bilmiyoruz,” dedi.

ABD istihbaratının süper zekâ (yapay zeka) teknolojilerine sırtını dayayarak kusursuz bir üç günlük zafer hayal ettiğini belirten Ritter, planın başarısızlığa mahkûm olduğunu savundu.

Böyle bir saldırı karşısında İran'ın çok ağır bir misillemede bulunacağını ifade eden Ritter, Netanyahu için de çarpıcı bir yorumda bulundu:

“Fiziki olarak sığınabileceği derin bir sığınak mutlaka bulunacaktır, ancak maruz kalacağı böylesi yoğun bir füze salvosundan siyasi olarak sağ çıkıp çıkamayacağı şüphelidir.”

“Ya altın kaplama uçağıyla kaçacak ya da infaz edilecek”

Eski BM Silah Denetçisi Scott Ritter, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın (MbS) ve Suud Hanedanı'nın “sonunun geldiğini” ifade etti.

Suudi Arabistan'ın petrol üretim kapasitesinin yüzde 70'ini Yanbu'ya kaydırarak Babülmendeb Boğazı ve Süveyş Kanalı üzerinden Batı'ya sevkiyat yapabileceği yönündeki “Hürmüz'ün önemi azaldı” tezlerini de çürüten Ritter, “Yemen'deki Ensarullah hareketinin bu denkleme sert bir şekilde müdahil olduğunu” dile getirdi.

Ritter'a göre, Ensarullah sadece pasif bir deniz ablukası uygulamıyor; Suudi Arabistan'ın doğrudan petrol üretim altyapısını ve kuyularını vurarak ülkeyi fiziki bir yıkıma sürüklüyor.

MbS’nin 2014 yılında rüştünü ispatlama hevesiyle Ensarullah'a karşı başlattığı savaşın “12 yıllık bir kâbusa” dönüştüğünü belirten Ritter, Suudi rejiminin Sanaa Havalimanı'nı vurarak çatışmayı genişletme yönünde aldığı kararları “akılsızlık” olarak nitelendirdi.

Ritter, 1979'da İran Şahı'nın devrilişinde dünyanın yaşadığı şokun bir benzerinin 2026'da MbS'nin çöküşüyle tekerrür edeceğini vurguladı.

Yaşanan bu stratejik çöküşü, şah rejiminin devrilmesiyle Batı dünyasında yaşanan büyük şoka benzeten ünlü analist, dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter'ın hazırlıksız yakalandığını ancak uzmanların bu çöküşü çok önceden gördüğünü hatırlattı.

Aynı durumun şu an Riyad için geçerli olduğunu savunan Ritter, çok konuşulacak şu ifadeleri kullandı:

“Şu anki kanaatime göre, Muhammed bin Selman'ın çöküşü kaçınılmazdır; onun dönemi fiilen kapanmıştır. Şansı yaver giderse Riyad'dan kalkacak altın kaplama son Boeing 747 uçağına binerek Londra'da kendisi için hazırladığı sığınağa ya da ABD'ye kaçabilecektir. Talihi yaver gitmezse, tekbir getiren birileri tarafından kılıçla infaz edilecektir. Ancak her hâlükârda bu durum Suud Hanedanı'nın sonudur.”

“Amerikan ekonomisinin çöküşü daha yakın bir ihtimal”

Washington'un, İran'ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve para birimindeki değer kaybı üzerinden toplumsal bir çöküş beklediğini ifade eden Ritter, bunun bir “ayna projeksiyonu” (kendi zayıflığını karşı tarafa yansıtma) olduğunu söyledi.

Rusya'nın bu süreçte asla kenara çekilmeyeceğini ve Hazar Denizi üzerinden gerçekleşen deniz taşımacılığı hacminin şimdiden iki katına çıktığını belirten analist, Çin'in de denklemde etkin rol oynadığını hatırlattı.

İran'ın Batı'nın göz ardı ettiği devasa bir “gri piyasa” ağına sahip olduğunu ve son elli yılda eşsiz bir ekonomik hayatta kalma tecrübesi geliştirdiğini vurgulayan Ritter, sözlerini şöyle tamamladı:

“Scott Bessant öyle öngörüyor diye İran'ın bu birikimden aniden vazgeçeceğini, teslim olup çökeceğini varsaymak akıl dışıdır. Amerikan ekonomisinin sarsılması ihtimalini, İran ekonomisinin çöküşünden çok daha yakın bir olasılık olarak değerlendiriyorum. Sarsılan bir Amerikan ekonomisi ise Donald Trump için siyasi bir felaket anlamına gelecektir.”

Haiphong, Trump yönetiminden ismi açıklanmayan bir yetkilinin ABD'nin hamlelerini “Ara seçimlerden önce bir zafere ihtiyacı var” şeklinde savunduğunu hatırlatarak, ABD'nin İran'ı her hedef aldığında petrol fiyatlarının ve enflasyonun tırmanışa geçtiğine dikkat çekti.

Sahadaki somut gelişmelere de değinen Haiphong, Füceyre Limanı açıklarında petrol sızdıran tankeri örnek göstererek İran'ın genişletilmiş deniz operasyonlarının sonuç verdiğini belirtti.

Emtia veri analiz şirketi Kpler'in iddialarını da gündeme taşıyan Haiphong, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin büyük ölçüde Körfez üreticilerinin fiilen İran'a “haraç” (koruma bedeli) ödemesi sayesinde yapılabildiğini ifade etti.

Haiphong'un tespitlerine katılan Scott Ritter, Ensarullah'ın son 72 saat içindeki ağır saldırıları nedeniyle Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı da dahil olmak üzere üç Suudi havalimanının fiilen uçuşlara kapatıldığını doğruladı.

Kızıldeniz kıyısındaki hayati Yanbu boru hattının devreden çıktığını belirten Ritter, Suudi ekonomisinin kalbine vurulan asıl darbeyi şu sözlerle özetledi:

“Ensarullah yalnızca boru hatlarını vurup devre dışı bırakmakla veya petrol depolama tesislerini hedef almakla yetinmeyip doğrudan üretim tesislerini ve kuyu başlarını imha etmeye başlamıştır. Bu durum Suudi Arabistan için yolun sonudur; bu gerçekleştiğinde her şey biter.”

MbS’nin 2014 yılında rüştünü ispatlamak için başlattığı savaşın bugün bir “ölüm sarmalına” dönüştüğünü ifade eden ünlü analist, MbS’nin Suudi hanedanı içindeki husumeti bugüne dek sahip olduğu muazzam servet ve ABD güvenlik şemsiyesiyle bastırdığını söyledi.

Ancak gelinen noktada Amerikan güvenlik şemsiyesinin işlevsiz kaldığını belirten Ritter, Fransız güçlerinin Cibuti'den Cidde'ye kaydırılmasının bile Ensarullah füzelerini durduramayacağını vurguladı.

MBS'nin Batı'yı geride bırakmayı hedefleyen "Vizyon 2030" projesine atıfta bulunan eski istihbarat subayı, çarpıcı bir yorumda bulunarak, “Petrolü elinden alındığında Suudi Arabistan, geçmişte olduğu gibi çölün ortasında mahsur kalmış bir bedevi coğrafyasına geri dönecektir,” ifadelerini kullandı.

Suudi ordusunun muharip yeteneği olmadığını, sahadaki savaşın tamamen vekil unsurlara ve sadakati Birleşik Arap Emirlikleri ile Riyad arasında bölünmüş paralı askerlere ihale edildiğini belirten Ritter, Yemen'de Ensarullah'ın mutlak bir zafere yürüdüğünü söyledi.

Taiz ve petrol zengini Marib'in düşmek üzere olduğunu hatırlatan analist, Suudi Arabistan'ın 1990'dan beri en çok korktuğu senaryoyu şu sözlerle dile getirdi:

“Belki ileride önüme sürülecek bir öngörüde bulunayım: Bu savaş devam eder, Muhammed bin Selman iktidardan uzaklaştırılır ve Suudi Arabistan iç çatışmalara sürüklenirse, Ensarullah konvoylarının Suudi başkenti Riyad sokaklarında ilerlediğine şahit olabiliriz. Gidişat bu yöndedir; çünkü Suudi Arabistan bu savaşı kesin bir biçimde kaybetmektedir ve onları kurtarabilecek hiçbir güç yoktur.”

Riyad rejiminin olası bir çöküşe karşı bölgesel güçlerle kurduğu varsayılan savunma mimarisini sert sözlerle eleştiren Ritter, Pakistan'ın kendi iç karışıklıklarıyla boğuştuğuna dikkat çekti.

Başkentte yüz binlerce insanın İmran Han'a özgürlük talebiyle sokaklara döküldüğünü hatırlatan eski istihbaratçı, Pakistan ordusunun kendi halkını karşısına alıp 30 bin askerini Yemen çöllerine ölüme göndermeyeceğini ifade etti.

Trump'ın ilk başkanlık dönemindeki meşhur “kılıç dansı” görüntülerine aldanılmaması gerektiğini belirten Ritter, Trump ile MbS arasında köklü bir gerilim ve şahsi husumet olduğunu söyledi.

Pandemi sürecindeki petrol krizinde Trump'ın Suudi Arabistan'a giderek enerji politikalarını değiştirmeleri için ricacı olduğunu ancak MbS'nin onu eli boş gönderdiğini hatırlatan analist, “Trump aşağılanmaktan nefret eder ve bunu asla unutmadı,” dedi.

MbS'nin Cemal Kaşıkçı cinayetinin emrini veren figür olduğunu ve Suudi Arabistan'ı küresel liderlikte ABD'nin alternatifi gibi konumlandırmaya çalıştığını hatırlatan Ritter, Beyaz Saray'ın bölge dinamikleri konusunda “akıl tutulması” yaşadığını ifade etti.

Washington'ın “İran çökerse Husiler de çöker” şeklindeki stratejisini “büyük bir yanılgı” olarak niteleyen Ritter, Ensarullah'ın İran'ın bir kuklası olmadığını, Tahran'dan bağımsız bir varlık gerekçesine sahip olduğunu belirtti ve ekledi:

“MbS'nin devrinin kapandığı kanaatindeyim; aynı şekilde Donald Trump'ın da siyasi geleceğinin tükendiğini düşünüyorum. Trump'ın basiretsiz politikalarının tetikleyeceği enerji krizi, ABD enerji maliyetlerinde geri döndürülemez devasa bir artışa yol açacaktır. James Carville'in 'Mesele ekonomi, aptal' sözü bir kez daha teyit edilecek. Seçim günü sandık başına giden Amerikalılar benzin fiyatlarına bakacak ve faturayı Donald Trump'a kesecektir.”

“Rasyonel bir plan yok”

Haiphong'un, Hint Okyanusu'ndaki USS George Washington ve intikal halindeki USS Theodore Roosevelt uçak gemilerine, Diego Garcia üssündeki lojistik aksaklıklara ve Hürmüz kıyısındaki tahliye hazırlıklarına dikkat çekerek yönelttiği "ABD bu harekâtı fiilen nasıl icra edecek?" sorusuna Ritter manidar bir yanıt verdi.

Trump yönetiminin ve Pete Hegseth'in askeri kararlarında mantık aramanın beyhude olduğunu belirten Ritter, planlamacıların rasyonel bir işleyişe sahip olmadığını ve sahadaki lojistik engellerin göz ardı edildiğini belirtti.

Olası bir İran operasyonunda Washington'un teknolojik kibrini eleştiren Ritter, ABD ordusunun "dünyanın askeri açıdan en kırılgan ülkesi olduğunu ifşa edeceğini" iddia etti.

ABD yönetiminin “üç günlük savaş” beklentisine askeri gerçeklik perspektifinden yanıt veren Ritter, ordunun verilen emirlere itaat edeceğini ancak karargâhtaki generallerin bu sürede başarıyı garanti edemeyeceklerini belirtti.

Kendi görev yaptığı dönemlerde komutanların karar alıcılara gerçekleri açıkça söyleyebildiğini hatırlatan analist, şu ifadeleri kullandı:

“Umarım şu anda karargâhta oturup 'Bizden bunu yapmamızı istiyorsunuz ama bunu üç günde başarmamız imkânsız' diyebilen komutanlar vardır. Üç günlük bir harekât emrediyorsanız icra ederiz; ancak resmi kayıtlara geçsin ki, bizden beklediğiniz hedeflere ulaşma ihtimalimiz yok denecek kadar azdır. Uygun hedef verilerimiz dahi mevcut değildir.”

ABD karar alıcılarının "süper zekâ" veya yapay zekâ olarak adlandırılan sistemlere körü körüne bağlandığını belirten Ritter, bu durumu büyük bir zafiyet olarak niteledi.

Eski ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı General Chris Donahue'nun Maven yapay zekâ hedefleme sistemi hakkındaki övgü dolu açıklamalarına atıfta bulunan Ritter, sistemin sahadaki gerçekliğinin çok farklı olduğunu savundu.

Maven sisteminin daha önce İran sahasında da kullanıldığını ve sonucun bir fiyasko olduğunu ifade eden eski istihbaratçı, “Çok sayıda boş bina vuruldu; çocuklarla dolu bir okul ve hastaneler hedef alındı. İran'ın balistik füze ve insansız hava aracı üretim altyapısı ile operasyonel kabiliyetleri haricindeki her yer vuruldu,” dedi.

“Mühimmatlar boşa gidecek; envanterler tükenecek”

Yapay zekâ tarafından yönlendirilecek üç günlük bir harekâtın, kısıtlı sayıdaki uzun menzilli mühimmatın boşa harcanmasıyla sonuçlanacağını belirten Ritter, operasyon sonrası tabloyu şu çarpıcı sözlerle özetledi:

"Gidip ateş açacaklar, kesinlikle hiçbir somut netice elde edemeyecekler, süre dolacak ve ardından İran balistik füzelerle karşı saldırılarını sürdürecek. Bizimse buna verebilecek hiçbir askeri karşılığımız olmayacak. Kendimizi savunacak kapasiteye sahip değiliz."

ABD'nin İsrail'i ve Amerikan üslerini savunmak uğruna elinde kalan kısıtlı PAC-3 (Patriot) füze envanterini çaresizce tüketeceğini savunan analist, İran'ın üç günün sonunda teslim olacağı beklentisinin “mesnetsiz bir hayal” olduğunu vurguladı.

“İran Amerikan etki sınırının dışına çıktı”

Devasa bir askeri kapasiteye sahip olmanın, sahada arzu edilen sonucu üretmedikçe hiçbir anlam taşımadığını belirten Ritter, sözlerini hem Amerikan askeri doktrinini hem Amerika'nın peşinden gidenleri sarsacak şu tespitle noktaladı:

“Yaptığımız tek şey, dünyanın askeri açıdan en kırılgan ülkesi olduğumuzu ifşa etmekten ibarettir. İran'a diz çöktüremiyoruz; çünkü İran, konvansiyonel Amerikan askeri gücünün etki sınırlarının tamamen dışında bir savunma mimarisi inşa etmiştir.”

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 12.10.2026 02:31 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/45795/ritter-yemen-mutlak-zafere-yuruyor-ensarullah-konvoylarini-riyad-in-caddelerinde-goruruz