Haseke, 'entegrasyon anlaşması'nın kırılganlığını sınıyor Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
SURİYE DOSYASI
14 Ekim 2026 · 12:21

Haseke, 'entegrasyon anlaşması'nın kırılganlığını sınıyor

❝Sahada olup bitenler, entegrasyon anlaşmasının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunun açık bir göstergesi.❞

YDH ― El-Ahbar gazetesinin Suriye editörü Emir Ali, son analizinde Suriye’de yeni yönetim altında yürütülen entegrasyon sürecinin, geçmişten devralınan kimlik, temsil, güvenlik ve iktidar sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını açıkladı. 

✱✱✱


Haseke vilayeti, sosyal medyadaki bitmek bilmeyen kışkırtmaların ve iki tarafın radikal kesimleri arasındaki çatışmaların alevlendirdiği, Arap ve Kürt unsurlar arasında dinmek bilmeyen bir gerilimin pençesinde.

Öyle ki bu süreçte her iki taraf da birbirlerinin kutsal saydığı sembollere saldırmaktan geri durmadı. Aslında bu gerilim yeni değil; Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) geçiş yönetimi kurumlarına entegrasyonunu öngören 10 Mart 2025 tarihli anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana sular bir türlü durulmadı.

ABD'nin desteğini tamamen çekmesinin ardından geçiş yönetiminin SDG'ye yönelik saldırılarıyla tırmanan bu süreç, nihayet 29 Ocak 2026'da imzalanan yeni bir anlaşmayla sonuçlandı. 

Ancak Arap aşiretlerinin SDG'ye karşı sert bir tavır takınması ve buna karşılık aşırı milliyetçi Kürt örgütü “Devrimci Gençlik”in çok daha sert bir misillemeyle cevap vermesi, krizi zaman zaman içinden çıkılmaz bir hale getirdi; zaman zaman da kriz zar zor kontrol altına alınabildi.

Gerilimin son perdesi ise geçtiğimiz günlerde Haseke'de sahnelendi. Kürtlerin, valilik de dahil olmak üzere kilit yönetim kademelerini devralması ve Kürt güvenlik güçlerinin (Asayiş) geçiş yönetimine bağlı güçlerle birleşmesi bu yeni safhanın fitilini ateşledi.

Tam da bu entegrasyon adımları tamamlanırken, geçtiğimiz perşembe günü Haseke'nin ana meydanında Suriye bayrağının göndere çekilmesi tansiyonu bir anda zirveye taşıdı. 

Arap aşiretleri protesto çağrıları yaparak tabela ve fotoğraflar gibi Kürt sembollerini tahrip ederken; Kürtlerin düzenlediği karşı gösterilerde kalabalık, güvenlik güçlerini taş yağmuruna tuttu. Güvenlik güçleri ise bu öfkeye havaya ateş açarak karşılık verdi.

Takip eden günlerde sosyal medya ve bazı basın yayın organları üzerinden yürütülen kışkırtma ve tehdit kampanyaları hız kesmedi. Sokaklarda taş atma ve araç kundaklama vakaları birbirini izlerken, yaralı sayısına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. 

Ne var ki sahadan gelen güvenilir kaynaklar, Kürt bayrağı taşıyan bir araca açılan ateş sonucu üç Kürt vatandaşın ve bir güvenlik görevlisinin yaralandığını doğruluyor.

Geçiş yönetimi yetkilileri ve SDG suları durultmak için çabalasa da el-Ahbar gazetesine konuşan yerel kaynaklar, sahada olup bitenlerin aslında entegrasyon anlaşmasının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunun açık bir göstergesi olduğunu vurguluyor.

Bu kaynaklara göre, on yıllar boyunca sistemin ayrıcalıklı yüzü olan Araplar, artık sahadaki ağırlıklarını ve etkinliklerini kaybettiklerini hissediyor.

Diğer yanda ise önceki rejimin yıllarca yok saydığı ve büyük bir kısmını vatandaşlıktan dahi mahrum bıraktığı Kürtler var. Onlar da özerk yönetimin ve bazı güçlerin lağvedilmesiyle birlikte, savaş yıllarında tırnaklarıyla kazıyarak elde ettikleri kazanımları ellerinden kaçırma korkusu yaşıyor.

Gelişmeler üzerine bir açıklama yapan Haseke İç Güvenlik Komutanlığı, kaosu "yasa dışı silahlı kişilerin" ateş açarak kışkırttığını belirtti ve sahaya ek devriyeler indirerek güvenlik önlemlerini artırdığını duyurdu.

Haseke Valisi Nureddin Ahmed ise talepleri dile getirmenin meşru bir hak olduğunun altını çizerken, kamu mallarına ve sembollere yönelik vandalizmin asla kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Suriye bayrağının göndere çekilmesini “ülkenin birliğini pekiştirmek ve entegrasyonu tamamlamak” adına atılmış bir adım olarak savunan Vali Ahmed; isim vermeden bazı kesimleri milliyetçi duyguları istismar edip süreci baltalamakla suçladı.

Ancak Kürt sembollerini hedef alan saldırıları doğrudan kınamaktan kaçındığı gibi, bu saldırıların faillerini de işaret etmedi.

Özerk Yönetim'in eski yetkililerinden İlham Ahmed ise olayları tamamen farklı bir açıdan okuyarak, yaşananları "Kürtlere karşı dışarıdan tezgâhlanan bir fitne girişimi" olarak nitelendirdi. 

Gerilimi yatıştırmak için geçiş yönetimiyle güvenlik ve siyaset ekseninde koordinasyonun devam ettiğini belirten Ahmed; Kürtlerin temel haklarının ve Kürtçenin anayasal güvence altına alınması konusundaki kararlılıklarını bir kez daha yineledi.

Ne var ki 28 Ağustos'ta Ahmed el-Şara tarafından cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atanan eski SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, tüm bu fırtınanın ortasında derin bir sessizliğe gömüldü ve şu ana kadar kamuoyuna açık, net bir tutum sergilemedi.

Abdi'nin yeni görevi için ilk ciddi sınav niteliğindeki bu kriz, onun Kürt meselesinin yönetiminde gerçekten söz sahibi mi olduğunu, yoksa yalnızca vitrinde duran sembolik bir figürden mi ibaret kaldığını sorgulatıyor.

Aslında patlak veren bu son kriz, entegrasyon anlaşmasının sumen altı ettiği yakıcı sorunlardan bağımsız değil. Tutuklu ve kayıpların akıbeti, idari ve güvenlik makamlarının nasıl paylaşıldığı, Kürtçe eğitimin geleceği ve yerel yetkililerin yetki sınırları gibi devasa sorunlar hâlâ masada duruyor.

Haseke, bu kurumsal tıkanıklığın ayak seslerini geçtiğimiz aylarda da duymuştu. Bunun en somut örneği, mayıs ayında Adalet Sarayı'nın hem Arapça hem de Kürtçe olan tabelasının sökülüp yerine sadece Arapça bir tabela asılmasının ardından patlak veren protestolardı.

Bu kriz sonradan tatlıya bağlanmış olsa da kurumların entegrasyon sürecinin, kâğıt üzerindeki basit idari düzenlemelerden çok daha derin fay hatlarıyla yüzleştiğini gözler önüne serdi.

Kürtçenin statüsü, yerel semboller ve devlete ait kurumların Haseke'de nasıl bir kimliğe bürüneceği etrafında şekillenen bu hassas zemin; sıradan bir idari anlaşmazlığın ya da bir sembole yapılan ufak bir saygısızlığın, iki tarafı anında topyekûn bir çatışmanın eşiğine getirebileceğini tüm çıplaklığıyla kanıtlıyor. 


Çeviri: YDH

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 14.10.2026 14:37 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/45900/haseke-entegrasyon-anlasmasi-nin-kirilganligini-siniyor