PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Hürmüz’de iki haftada 24 geminin hedef alındığı bildirilirken, Umman boğazdaki deniz trafiğinin yeniden başlamasını Tahran-Washington müzakerelerinin sonucuna bağladı.

YDH- Tahran ile Washington arasındaki diplomatik süreç çıkmaza girerken Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim yeniden tırmandı. İran’ın “kuralları ihlal ettiği” gerekçesiyle hedef aldığını belirttiği gemilere yönelik saldırıların artması, ABD Başkanı Donald Trump’ın stratejik su yolunda tam kontrol sağlandığı yönündeki iddiasını da boşa düşürüyor.
İran Devrim Muhafızları dün, “kuralları ihlal eden” bir konteyner gemisinin boğazda deniz mayınına çarparak battığını duyurdu.
Uluslararası denizcilik kaynakları ise önceki gün 50 bin tonluk bir konteyner gemisiyle 19 bin tonluk başka bir geminin Hürmüz’de kaynağı belirsiz mühimmatla vurulduğunu bildirdi. Uluslararası deniz trafiği verilerine göre, 11 Ekim’e kadar geçen iki haftada boğazda ve çevresindeki sularda 24 gemi saldırıya uğradı. Bu, şubat sonunda başlayan çatışmalardan bu yana kaydedilen en yüksek sayı oldu.
Financial Times da kısa süre önce Hürmüz’den geçen gemilerin savaşın başlangıcından bu yana en yoğun saldırılarla karşı karşıya olduğunu yazdı.
Haberde, İran’ın enerji taşımacılığını aksatmak amacıyla boğazda ve çevresinde gemiden gemiye petrol transferi yapan ticari gemileri hedef aldığı değerlendirildi. Son haftalarda ABD’nin desteği ve koordinasyonuyla Hürmüz’ün güney güzergâhındaki gemi trafiğinin arttığına ilişkin haberlerin ardından saldırıların yoğunlaştığı belirtildi.
İran’ın saldırılarını artırarak deniz trafiğini aksatma kapasitesini korumayı ve elindeki baskı aracını güçlendirmeyi hedeflediği kaydedildi. Tahran’ın bu yolla, 3 Kasım’daki ara seçimler yaklaşırken petrol fiyatlarını düşürme çabasını ve Trump rejiminin seçimlerden önce İran’ı bir anlaşmayı kabul etmeye zorlama hesabını boşa çıkarmaya çalıştığı ifade edildi.
ABD’nin İran’ın “yedi günlük planını” reddetmesi ve herhangi bir adım atmadan önce nükleer tavizler istemesi, Tahran’ın denizdeki baskıyı artırmasına ve müzakerelerde elini güçlendirmesine zemin hazırlıyor. Habere göre İran, bu tırmanışla Washington’a, bölgede deniz güvenliğinin ancak bir anlaşmayla sağlanabileceği mesajını veriyor.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr Buseydi dün İslamabad ziyareti sırasında, Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş düzenine ilişkin görüşmelerin tamamlandığını açıkladı. Buseydi, mutabakatların uygulanmasının ve deniz trafiğinin yeniden başlamasının İran ile ABD arasındaki daha geniş kapsamlı müzakerelerin sonucuna bağlı olduğunu söyledi. Gerilimin tırmandırılmasına karşı çıkan Buseydi, kalıcı barış için diplomatik sürecin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Hürmüz’deki tırmanış Suudi rejimi ile Yemen güçleri arasındaki gerilimin yükseldiği bir döneme denk geldi ve bölgesel krizin yayılma riskini artırdı.
İran’daki olası yeni bir ABD-İsrail saldırısına ilişkin beklentiler de sürüyor. Tahran’da bu ihtimalin güçlü görüldüğü ve olası bir çatışmaya yönelik hazırlıkların hızlandığı belirtildi. Bu hazırlıklar arasında nükleer tesislerin tahkim edilmesi ve korunma önlemlerinin artırılması, yeni bir savaş durumunda hedef alınabilecek noktaların açıklanması ve askerî kapasitenin güçlendirilmesi yer alıyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin açıklamasına göre olası hedefler arasında bölgedeki yapay zekâ merkezleri ve deniz altından geçen kablo ağları da bulunuyor.
Devrim Muhafızları, İran’ın son savaşın ardından “çok gelişmiş silahlar” edindiğini duyurdu. Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, İran’ın “40 günlük savaşta ağırlıklı olarak eski nesil silahlar kullandığını, o tarihten bu yana çok daha gelişmiş silahlar edindiğini” söyledi. Silahların özellikleri ya da nasıl temin edildiği hakkında bilgi vermeyen Muhibbi, İran’ın yeni bir saldırıya şimdiye kadarkinden daha güçlü karşılık vermeye hazır olduğunu ve bu kez ABD açısından sonuçların daha ağır olacağını vurguladı