PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Sanaa yönetiminin uyarılarına ve ABD’den gelen istihbarata rağmen Suudi rejimi, Yemen’deki askerî hareketliliği öngöremedi; çatışmalar rejimin Washington’a bağımlılığını da açığa çıkardı.

Son çatışmalar açısından Suudi rejiminin hazırlıksız yakalandığını söylemek mümkün değil. Sanaa yönetimi, çatışmalar başlamadan önceki haftalar boyunca “yol haritası”nın uygulanmamasının askerî güçle karşılık bulacağı yönünde hem kamuoyuna açık hem de arabulucular üzerinden uyarılar yaptı.
Savaştan önceki aylarda Yemen’de kapsamlı asker alımı ve eğitim faaliyetleri yürütüldü. Ülkenin farklı bölgelerinde düzenlenen tatbikatlarda, daha sonra çatışmalarda kullanılan taktikler uygulandı ve aynı silah türleri kullanıldı.
New York Times’ın haberine göre Tarık Salih, kıyı hattının düşmesinden haftalar önce, güçlerinin mevzilerini tehdit eden askerî hareketlilik konusunda Suudileri uyardı.
Yemen güçlerinin Babülmendeb yönünde ilerleyeceğini öngören Salih, saldıran birliklerin haberleşmesini engellemek için Suudi rejiminden hava desteği ve teknik yardım istedi.
Gazete, ABD’li yetkililerin de Suudi rejimine aynı yönde istihbarat sağladığını bildirdi.
Suudi rejiminin istihbarat başarısızlığı, askerî yığınakların boyutunu öngörememekle sınırlı kalmadı; Yemen’in askerî sanayisinde nicelik ve nitelik bakımından yaşanan gelişmeler de göz ardı edildi.
Suudi rejimi müttefikleri, füze ve İHA programlarının yanı sıra istihbarat teknolojilerinin geliştirilmesiyle bağlantılı parçaları taşıyan bazı sevkiyatları ele geçirmeyi başardı.
Buna rağmen Suudiler, bu gelişmelerin Yemen’in askerî kapasitesini nasıl dönüştürdüğünü değerlendiremedi.
Suudi rejimi, güneyde “Amalika” gibi selefi güçleri yanına çekti ve “Vatan Kalkanı” gibi yeni birlikler kurdu. Ancak sonuçta, Birleşik Arap Emirlikleri’nin yıllar içinde kurduğu ittifak ağını koruyamadı.
Suudi stratejisindeki en büyük açık ise geçmiş deneyimler ABD’nin koruma desteğinin sınırlarını defalarca göstermesine rağmen bu desteğe güvenmeyi sürdürmesi oldu.
Mevcut çatışmalarda Washington’ın Suudi rejimine destek vermemesi güçlü bir olasılıktı. ABD, İran’la savaşın içindeydi ve başka bir cephede çatışmaya girme riskini göze alamazdı.
Savaşın yayılmasından ve müdahalenin maliyetinden kaygı duyan Avrupa ülkeleri için de benzer bir durum söz konusuydu.
Suudi rejimi uzun süredir stratejik ortaklıklarını çeşitlendirmeye çalışsa da ABD’ye bel bağlamaktan vazgeçemedi.
Yemen’deki savaşın ortaya koyduğu istihbarat ve ittifak sorunları, bu bağımlılığın yanı sıra Suudilerin sahadaki gelişmeleri ve güç dengelerini okuyamamasını da gözler önüne serdi.