PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Daher Baydar’da direnişe ait bir kamyona el konulması, Hizbullah’ın askerî kapasitesini hedef alan yeni adımların zeminini hazırlarken ABD, soruşturmanın genişletilmesi için Beyrut’a baskı yapıyor.

YDH- El-Ahbar yazarı Meysem Rızk, Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah’ın Beyrut-Bekaa yolu üzerindeki Daher Baydar kontrol noktasında durdurulan patlayıcı yüklü kamyonla ilgili açıklamasının, olayın koşullarını izah etmenin ötesine geçtiğini yazdı.
Rızk’a göre Hizbullah, savaşın başlamasından bu yana ilk kez bu dosya üzerinden vesayet altındaki yönetimle bu düzeyde açık bir karşı karşıya geliş yaşadı; yükün kendisine ait olduğunu açıklayarak kamyonun ve yükünün iadesini, gözaltındakilerin serbest bırakılmasını istedi.
Fadlallah, kamyondaki malzemelerin İsrail işgaline karşı direnişin kullandığı imkânlardan olduğunu belirtti. Bu malzemeleri kullananların “bilindiğini” söyleyen milletvekili, direniş komutanlığını, direnişin toplumsal çevresini ve şehitlerle güney cephelerinde savaşanların ailelerini kastetti. Rızk, bu açıklamanın yalnızca kamyonun sahiplenilmesi değil, direnişin askerî kapasitesini suç kapsamına sokacak herhangi bir yaklaşımın da reddedilmesi anlamına geldiğini kaydetti.
Fadlallah ayrıca hükümetin 2 Mart’ta Hizbullah’ın tüm askerî ve güvenlik faaliyetlerini yasaklayan kararını “hükümetin alnında bir utanç lekesi” olarak niteleyerek kararın sahadaki sonuçlarını tanımadıklarını söyledi.
Kararın anayasa ve insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayan Fadlallah, hükümeti dış dayatmalara uymakla suçladı ve yetkilileri, direnişin iç barışı koruma hassasiyetini istismar etmemeleri konusunda uyardı.
Rızk’a göre bu açıklamalar, kamyon dosyasının direnişe karşı yeni adımların zeminini hazırlamak için kullanıldığı değerlendirmesini yansıtıyor.
Lübnan yönetimi ise dosyayı Adalet Divanı’na sevk edip etmeme konusunda henüz karar almadı. Adalet Bakanı Adil Nasır, konuyla ilgili kararname taslağı üzerinde çalıştığını açıklarken Bakanlar Kurulu toplantısında taslağın tamamlanmadığı ve oylamaya sunulmadığı belirtildi.
El-Ahbar’ın aktardığına göre Nasır, toplantı öncesinde Cumhurbaşkanı Jozef Aun’a sevk önerisini iletti; Aun ise soruşturmanın sonuçları netleşmeden bu adımın atılmasını uygun bulmadı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Cumhurbaşkanı Aun’u arayarak dosya hakkında görüştü. Görüşme öncesinde Washington’ın soruşturmanın genişletilmesini, patlayıcıların taşınmasının arkasındaki kişilerin ve finansman kaynaklarının takip edilmesini isteyeceğine ilişkin haberler yayımlanmıştı.
Cumhurbaşkanlığı açıklamasına göre Aun, ordu ve güvenlik güçlerinin silahlı faaliyetlerin önlenmesi, silah ve mühimmatın müsadere edilmesi ve kaçakçılıkla mücadele konularında görevlerini yerine getirdiğini; yargının da kendisine iletilen dosyaları takip ettiğini Rubio’ya bildirdi.
Rızk, ABD’nin Lübnan’daki güvenlik dosyasını yakından izleyerek belirli adımlar için baskı yapmasının ülkenin egemenliği konusunda soru işaretleri doğurduğunu belirtti. Yazara göre Hizbullah’ın silahlarının ve kamyon dosyasının takibine yönelik Amerikan baskısı öne çıkarken İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi ve güneydeki saldırılarını durdurması için benzer bir baskı görülmüyor.