PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Arnavutluk’ta Edi Rama rejimine karşıtı protestolar büyürken, İsrailli ajanların gösterilere müdahale ettiği, polis ekiplerinin İsrail menşeli mühimmat kullandığı ve İsraillilere geniş arazi satışları yapıldığı yönündeki iddialar ülke gündemine taşındı.

YDH — Arnavutluk'ta Başbakan Edi Rama rejimine karşı patlak veren ve 150. gününe giren gösteriler, Arnavut medyasında ve meydanlarda gündeme getirilen çarpıcı İsrail iddialarıyla bambaşka bir boyuta taşındı.

Arnavutluk gençleri, “kendilerinden koskoca bir gelecek çalan” Edi Rama’dan ülkelerini kurtarmaya çalışırken, başkent Tiran sokaklarına İsrailli ajanların indiği ve ülkenin gizlice satıldığı yönündeki haberler yerel basında geniş yankı uyandırıyor.
Arnavut medyasında yer alan haberlere ve ülkeden gelen görüntülere göre, Başkent Tiran'a 8 uçak dolusu İsrailli ajan indi.
https://x.com/zvonko2026/status/2112165594955235541Sokağa inen ve göstericilere sert müdahalelerde bulunan bazı polislerin Arnavutça bilmediği ve kendi aralarında İbranice konuştuğu ifade ediliyor.
Rejimin gençlere tazyikli su sıktığı araçların dahi malum kişiler tarafından hediye edildiğini belirten yerel kaynaklar, Arnavut polisinin kullandığı gaz fişeklerinin ve müdahale yöntemlerinin doğrudan İsrail menşeli olduğunu öne sürüyor.
Yaşanan sert olaylar, Arnavutluk basınında “Arnavutluk şu anda Filistin gibi oldu” manşetleriyle yankı buluyor.
Öte yandan sosyal medyaya düşen ve üzerinde "Arnavutluk'taki İsrail polisi, bu gerçek bir bilgidir" yazan çarpıcı bir video, bu iddiaların adeta fitilini ateşledi.
Elden ele dolaşan videoda, polislerin saldırısına yakından tanık olan bir kadın ile videoyu çeken bir vatandaş arasındaki şu sarsıcı diyaloglar dikkat çekiyor:
Vatandaşın "Hey, ama bu çok ciddi bir iddia, bunu paylaşırsan çok ciddi bir tanıklık olur" uyarılarına rağmen kadın ısrarla, "Onlar İsrailli, İsrailliler, sana söylüyorum! Yabancı dilde konuştular!" diyerek haykırıyor.
Videoyu çeken kişinin "Yani az önce bu saldırıya katılan o polisler..." sorusunu kesen kadın, "Siyah giyinenler, onlar İsrailli! Hatta diğeri ona konuşmaması için işaret yaptı. Kolundan çimdikledi ve o da başını öne eğdi" diyerek polislerin kendi aralarındaki iletişimi gizlemeye çalıştığını öne sürüyor.
Videonun devamında kamerayı kendisine çeviren adam, "Millet, hanımefendinin ne dediğini duydunuz; kendi ağzıyla polis birimleri arasında yabancı dil konuşulduğunu duyduğunu ifade ediyor. Bu çok ciddi bir durum." derken, arka plandan göstericilere yönelik müdahalelere atfen "Korkak, git buradan! İçlerinden biri de Sırp'tı" sesleri yükseliyor.
Arnavutluk'ta gençlerin ve ergenlik çağındaki çocukların yüzüstü yere yatırıldığı, başlarında polislerin beklediği görüntüler tartışma yarattı.
Arnavutluk merkezli Tesheshi haber sitesi, görüntüleri İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların durumuna benzeterek Edi Rama rejimini ve Arnavutluk Devlet Polisi'nin protestolara müdahale yöntemlerini eleştirdi.

Arnavut avukat Altin Goxhaj, Tiran'daki protestolar sırasında Arnavutluk polisinin İsrail'de üretilen mühimmat ve spreyler kullandığını öne sürdü.
Ora News'te yayımlanan “Ora e Betit” programına konuk olan Goxhaj, polis ekiplerinin kullandığı bazı mühimmat kovanları ile özel spreyleri tespit ettiklerini ve fotoğraflarını çektiklerini söyledi.
Arnavut polisinin İsrailli uzmanlar tarafından eğitilip eğitilmediğini sorgulayan Goxhaj, İsrail'in Arnavutluk ekonomisini kontrol altına almaya çalıştığını ve ülkeye çok sayıda yerleşimci getirmeyi planladığını da ifade etti.
El-Cezire’ye konuşan Arnavutluk Siyasi Araştırmalar Enstitüsünden siyaset bilimci Prof. Afrim Krasniqi’ye göre öğrenciler yaklaşık üç aydır barışçıl eylemler düzenliyordu.
Krasniqi, hükûmetin bu süreçte öğrencilerle gerçek bir diyalog kurmak yerine öğrencilerin taleplerini itibarsızlaştırmaya çalıştığını ifade ediyor. Yaşanan son gelişmeleri ise biriken toplumsal hoşnutsuzluğun dışa vurumu olarak değerlendiriyor.
Sokaklardaki gerilimin ve şiddetin boyutunu gözler önüne seren bir diğer sarsıcı an ise, kameralara konuşan Arnavut bir yaşlı teyzenin feryatları oldu.
Öfke ve acı içinde hem halka hem de güvenlik güçlerine seslenen yaşlı kadının şu sözleri protestoların sembolü haline geldi:
"Hepiniz ayağa kalkın, ne yapıyorsunuz böyle? Çocuklarınızı öldürdüler, ey Arnavutlar! Ayağa kalkın, ey insanlar! Ayağa kalkın, çocuklarınız için sokağa çıkın! Ayağa kalk, ey Arnavutluk! Sizin hiç utanmanız yok mu ey polisler? Akşamları çocuklarınızın yanına nasıl dönüyorsunuz? Ailenizin karşısına nasıl çıkıyorsunuz? Yüzsüzsünüz, utanmazsınız, haysiyetsizsiniz!"
Haberlere göre, protestoların ve bu derin öfkenin altında yatan tek neden polis müdahaleleri değil. Meydanlarda, “Arnavutluk bir sonraki Filistin olmasın” korkusuyla insanlar ayaklandı.
Arnavutluk'un güneyinde Siyonistlerin geniş çaplı arazi alımları yaptığı ve gösterilerin Siyonist dostu rejime karşı bu yüzden büyüdüğü belirtiliyor.

Arnavut medyasında yer alan en çarpıcı iddialardan biri ise Başbakan Edi Rama'nın Arnavutluk'un üçte birini (1/3) İsraillilere sattığı yönünde.
Rama’nın istifasını talep eden protestolar giderek büyüyor. Başkent Tiran’da 13 Ekim’de öğrencilerin öncülüğünde yeniden başlayan son gösteriler, güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından ülkenin farklı şehirlerine yayıldı.
Eğitim Bakanlığı, bankalar ve çeşitli kamu kurumlarının hedef alındığı eylemlerde yüzlerce kişi yaralandı. 17 Ekim’deki çatışmalarda ise Yüksek Mahkeme binasının bir bölümü alev aldı.
Mayıs ayından bu yana ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı lüks turizm projelerine karşı düzenlenen gösteriler, zamanla hükûmetin ekonomi politikalarını, yolsuzluk iddialarını ve ülkedeki siyasi düzeni hedef alan daha geniş bir harekete dönüştü.
İlk günlerde Tiran’da yoğunlaşan gösteriler, kısa sürede Lezha, Elbasan, İşkodra ve Görice gibi şehirlere yayıldı. Öğrencilerin yanı sıra çeşitli meslek grupları ve hükûmet karşıtı göstericiler de eylemlere katıldı.

Protestolar sırasında Reuters’a konuşan 19 yaşındaki Klea, aylardır barışçıl gösteriler düzenlemelerine rağmen taleplerinin karşılanmadığını belirtti. Benzer şekilde 22 yaşındaki tıp öğrencisi Juri Taullahu, 13 yıllık Edi Rama iktidarını yolsuzluk ve yerine getirilmeyen vaatlerle eleştirdi.
"Özgür Arnavutluk" nidalarıyla yürüyen ve "Kalbimiz sizinle" mesajlarıyla birbirine destek olan göstericiler, olayları küresel bir direniş boyutuna taşıyor.
Yerel kaynaklarda ve sokaklarda dolaşan söylentilere göre, halkın öfkesi kontrolden çıkmış durumda; "Arnavutluk'taki İsrail köpek rejiminin Arnavut halkı tarafından ateşe verildiği" ve Başbakan Edi Rama'ya şu anda ulaşılamadığı iddia ediliyor.

Göstericilerin yayımladığı manifestolarda ise çok daha sert ifadeler yer alıyor:
"Siyonist rejimlerden başlayarak, tüm İsrail yanlısı rejimler dünyanın halkları tarafından tamamen yok edilecek! 1. Dünya öfkeyle kaynıyor.. O günler çok yakında!"
Arnavutluk yetkilileri yabancı güç iddialarını reddetse de; yaşlı teyzelerin gözyaşları, sosyal medyaya düşen tanıklık videoları ve sokakların gündemine oturan bu iddialar, ülkedeki yangının kolay kolay sönmeyeceğine işaret ediyor.