Mısır'ın Yemen hamlesinin ardında ne var? Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
ARAP DÜNYASI
19 Ekim 2026 · 20:59

Mısır'ın Yemen hamlesinin ardında ne var?

Mısır parlamentosunun, Suudi Arabistan'ın talep etmesi halinde orduya Yemen'deki savaşa müdahale yetkisi vermesi beklenirken, Kahire'nin bu hamlesinde Kızıldeniz ve Babülmendeb'deki güvenlik kaygıları, ekonomik çıkarlar ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri belirleyici rol oynuyor.

YDH ― Arap dünyasının en yüksek nüfuslu ülkesi Mısır, askeri gücünü kendi sınırları ötesine taşımaya hazırlanıyor.

Mısır parlamentosunun bu hafta, Suud’un destek talep etmesi durumunda orduya Yemen'deki savaşa doğrudan müdahil olma yetkisi vermesi bekleniyor.

Reuters'ın aktardığına göre bu adım, Kahire'yi, Şubat ayında ABD—İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından bölgede tırmanan krizin merkezine her zamankinden daha fazla yaklaştıracak.

Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, cumartesi günü yaptığı konuşmada parlamentodan bu yetkinin verilmesini talep etti.

Kahire'nin Suudileri korumak için "her türlü önlemi alacağını" vurgulayan Sisi, "Körfez'deki kardeşlerimizi asla unutmayacağız" ifadelerini kullandı.

Uzmanlar bu çıkışı, ABD öncülüğündeki bölgesel güvenlik sisteminin uzun süreli iki ortağı olan Mısır ve Körfez ülkeleri arasındaki dayanışmanın yeni bir aşamaya geçtiğinin göstergesi olarak değerlendiriyor.

Temkinli politikadan doğrudan desteğe

Sisi'nin bu son açıklamaları, İran'la savaşın başlangıcından bu yana Kahire yönetiminin benimsediği nispeten ılımlı tutumdan açık bir kopuş anlamına geliyor.

Mısır bugüne kadar Körfez'deki müttefiklerine güçlü desteğini sıkça dile getirse de, çatışmalarda doğrudan muharip bir rol üstleneceğine dair kamuoyuna açık bir taahhütte bulunmaktan kaçınmıştı.

Diplomatik ve askeri hareketlilik aslında son aylarda perde arkasında hız kazandı.

Mayıs ayında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) devlet medyası, Cumhurbaşkanı Sisi'nin resmi ziyareti sırasında Mısır'a ait Rafale savaş uçaklarının BAE'de konuşlandırıldığını duyurmuş; ancak Mısır basını bu detaya yer vermemişti.

Ağustos ayında Suudi Arabistan'ın Türkiye ve Pakistan ile imzaladığı ortak savunma anlaşmasına ise Mısır doğrudan katılmdı, yalnızca konuyu “değerlendirdiğini” belirtmekle yetindi.

Ancak Yemen’in, Suudilerin Yemen'deki operasyonlarına misilleme olarak Suud’un petrol ve altyapı tesislerine yönelik saldırılarını artırması denklemi değiştirdi.

Söylemin sertleştiği bu dönemde Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman geçtiğimiz ay Mısır'ı ziyaret ederek, uzun kıyı şeritlerine sahip her iki ülkenin ortak önceliği olan Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması konusunu masaya yatırdı.

Kararın arkasındaki itici güçler

Uzmanlara göre Mısır'ı askeri denkleme daha proaktif şekilde dahil olmaya iten temel faktörler, güvenlik endişeleri ve ekonomik zorunlulukların iç içe geçmesinden kaynaklanıyor.

Royal United Services Institute (RUSI) Araştırmacısı H.A. Hillier, Kahire yetkilileri için ekonomik ve güvenlik endişelerinin "birebir" örtüştüğünü belirterek, "Bence süresiz olarak kenarda duramayacaklarının farkındalar" değerlendirmesinde bulundu.

Bu zorunluluğun en net işareti geçtiğimiz temmuz ayında Mısır'ın Akdeniz kıyısındaki liman kenti Dimyat'ta görüldü. İki doğalgaz tankerini hedef alan insansız hava aracı saldırısı, Mısır'ın bölgesel çatışmaların tamamen dışında kalamayacağını kanıtladı.

Diğer taraftan jeopolitik gerçekler iki ülkeyi birbirine bağlıyor: Hürmüz Boğazı'ndan petrol çıkışının yasaklanmasıyla Kızıldeniz, Suudi petrol ihracatı için tek hayati güzergah haline geldi. Aynı Kızıldeniz, Süveyş Kanalı geçiş ücretlerinden her yıl milyarlarca dolar gelir elde eden Mısır için de can damarı konumunda.

Mısırlı siyasi analist ve gazeteci Şerif Aref bu çıkar örtüşmesini, "Suudi Arabistan'ın güvenliği, Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır" sözleriyle özetliyor.

Kararın arkasındaki bir diğer belirleyici güç ise ekonomi. Reuters'a göre Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri, Sisi'nin 2013'te dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi devirmesinden bu yana Kahire'nin en büyük finansörleri oldu ve on milyarlarca dolarlık yardım, merkez bankası mevduatı ve yatırım sağladı.

Gıda ve yakıt fiyatlarının tetiklediği artan enflasyonla boğuşan Mısır'da, Körfez'de çalışan Mısırlı işçilerin ülkelerine gönderdiği dövizler aileler için hayati önem taşıyor.

Sisi'nin son konuşmasındaki, "O dönemde Körfez ülkelerindeki kardeşlerimizin Mısır'ın yanında nasıl durduğunu asla unutamayız" sözleri de bu tarihsel mali desteğe doğrudan bir atıf niteliği taşıyor.

Mısır ordusunun kapasitesi ve operasyonun olası kapsamı

Parlamentonun onay vermesi halinde sahaya inecek olan Mısır ordusu, yüz binlerce muvazzaf personeli ve devasa hava, kara ve deniz kuvvetleri cephaneliğiyle Arap dünyasının en büyük askeri güçlerinden biri olarak biliniyor. F-16, Rafale ve MiG-29 savaş uçaklarını aktif olarak kullanan Mısır Hava Kuvvetleri, ekipmanını farklı ülkelerden tedarik ediyor.

Ordunun en büyük dış destekçisi ise ABD. Mısır, Amerikan askeri teçhizatlarının alımını finanse eden yıllık yaklaşık 1,3 milyar dolarlık askeri yardım alıyor.

ABD yönetimi bu yıl, İran'la savaşın başlangıcından bu yana Kahire'nin üstlendiği "yardımcı rolü" gerekçe göstererek, bu fonların bir kısmına uygulanan insan hakları şartlarını dahi askıya aldı.

Cumhurbaşkanı Sisi, sağlanacak askeri desteğin niteliğine dair henüz bir detay paylaşmadı. Ancak askeri analistler, Mısır kara birliklerinin Yemen içlerine konuşlandırılmasını düşük bir ihtimal olarak görüyor.

1991 Körfez Savaşı'nda Irak güçlerini Kuveyt'ten çıkarmak için ABD öncülüğündeki koalisyona katılan Mısır, o tarihten bu yana büyük ölçekli hiçbir kara askeri harekatına girmedi.

Ordu son yıllarda daha çok 2011'deki "Arap Baharı" sonrasında Sina Yarımadası'ndaki militanlara yönelik isyan bastırma operasyonlarına odaklandı.

Mısır ayrıca, 2015 yılında Yemen'de Suudi öncülüğündeki koalisyona hava ve deniz gücüyle destek vermiş, Libya iç savaşı sırasında ise IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenlemişti.

Emekli Mısırlı subay ve Arap Kalkınma ve Stratejik Çalışmalar Vakfı Başkanı Samir Ragheb'e göre en olası müdahale senaryosu hava savunması ve deniz desteği üzerinden şekillenecek.

Ragheb, "Füze ve insansız hava araçları gibi tehditler hava savunması ve hava kuvvetleri gerektiriyor" diyerek, Mısır donanmasının gemileri korumak, deniz operasyonlarında korsanlığı engellemek ve Suudi Arabistan'ın kıyı şeridinin güvenliğini sağlamak amacıyla etkin rol oynayabileceğini ifade etti.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 19.10.2026 23:02 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46123/misir-in-yemen-hamlesinin-ardinda-ne-var