Lübnanlı analist: İsrail, İran'la savaş çıkmazsa diğer cephelere yönelebilir Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
MEDYA
23 Ekim 2026 · 12:50

Lübnanlı analist: İsrail, İran'la savaş çıkmazsa diğer cephelere yönelebilir

Lübnanlı siyasi yazar Gassan Cevad, İran ile ABD arasında yeni bir savaş ihtimalinin Yemen, Lübnan ve Suriye’deki çatışmalardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, diplomatik temaslar sürerken bölgesel askeri hazırlıkların da devam ettiğini savundu.

YDH — Lübnanlı siyasi analist Gassan Cevad, Political Forum kanalındaki programında, İran ile ABD arasında yeni bir askeri çatışma ihtimalini ve bunun Yemen, Lübnan, Suriye ve Körfez bölgesine olası etkilerini değerlendirdi. 

Cevad, taraflar arasında kısmi bir anlaşma ihtimali gündemdeyken İran’a yönelik yeni bir saldırı hazırlığının da sürdüğünü savunarak, olası bir savaşın bölgedeki diğer cephelerle eşgüdümlü biçimde yürütülebileceğini öne sürdü.


ABD-İran arasında kısmi anlaşma ihtimali

Cevad, Pakistan Genelkurmay Başkanı'nın İran ziyaretinin ardından Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yapılan görüşmeye ve Katar heyetinin Tahran'daki temaslarına dikkat çekti. Bu diplomatik hareketliliğin, 3 Kasım'daki ABD ara seçimlerinden önce Washington ile Tahran arasında bir uzlaşma sağlanması ihtimalini gündeme getirdiğini söyledi.

Cevad'ın aktardığına göre, Katar medyasında taraflar arasında savaşı önlemeyi ve müzakerelere zaman kazandırmayı amaçlayan kısmi bir mutabakat üzerinde çalışıldığına ilişkin değerlendirmeler yer aldı. Bu çerçevede Hürmüz Boğazı, İran tesislerine uygulanan deniz ablukasının kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması gibi başlıklar öne çıkıyor.

Cevad, ABD Başkanı Donald Trump'ın ara seçimlere nükleer dosyada somut bir kazanımla girmek istediğini, bu nedenle olası bir anlaşmada İran'ın nükleer programına ilişkin bir adım atmasını şart koştuğunu savundu. Trump'ın, İran'ın 16 Eylül'de sunduğu öneriye olumlu karşılık verdiğini ancak anlaşmada somut bir nükleer kazanım talep ettiğini belirtti.

Washington ve Tahran'ın öncelikleri çatışıyor

Cevad'a göre İran, öncelikle savaşın durdurulmasını, dondurulmuş mali varlıklarının serbest bırakılmasını ve ülkeye ve limanlarına uygulanan deniz ablukasının kaldırılmasını istiyor.

Tahran'ın yaklaşımında bu adımların ardından nükleer program, balistik füze kapasitesi ve İran'ın bölgesel müttefikleriyle ilişkileri müzakere edilecek; iki aylık görüşme sürecinin sonunda kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması hedeflenecek.

ABD ise Cevad'ın değerlendirmesine göre, abluka kaldırılmadan ve İran'ın dondurulmuş varlıkları serbest bırakılmadan önce nükleer alanda somut bir kazanım elde etmek istiyor. Böylece taraflar arasındaki temel anlaşmazlık, hangi başlığın önce ele alınacağı ve ilk tavizi kimin vereceği noktasında yoğunlaşıyor.

Cevad, Tahran'a giden heyetlerin hem müzakere mesajları hem de anlaşma sağlanmaması halinde yeni bir Amerikan saldırısı düzenlenebileceğine ilişkin askeri tehditler taşıdığını ileri sürdü.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in İran'dan ayrıldıktan sonra savaşın yeniden başlama ihtimalinin yüksek olduğuna ilişkin açıklamasını da bu çerçevede değerlendirdi. Buna karşılık Katar'ın arabuluculuk girişimlerinin anlaşma ihtimalini canlı tutan bir atmosfer oluşturmaya çalıştığını söyledi.

Olası savaşın hedefi İran'da iç kriz yaratmak

Cevad, ABD ve İsrail'in yeni bir savaşta İran'ın altyapısını, enerji şebekelerini, köprülerini, sivil tesislerini ve nükleer reaktörlerini hedef alabileceğini savundu. Ona göre bu saldırılar, ülkede büyük bir iç kriz yaratarak halkı devlete ve yönetime karşı harekete geçirmeyi amaçlayabilir.

Cevad, İran'ın da olası saldırılara karşılık olarak bölgedeki Amerikan tesislerini ve çıkarlarını, İsrail'i, deniz altı internet kablolarını ve bazı Körfez ülkelerindeki yapay zekâ altyapılarını hedef alabileceğini ilan ettiğini söyledi. Tarafların tehditlerini hayata geçirmesi halinde çatışmanın bölgesel ölçekte genişleyebileceği uyarısında bulundu.

Cevad ayrıca ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa'nın yanı sıra bazı Arap ülkelerinin de katılabileceği iki haftalık bir askeri harekât ihtimalinin bazı çevrelerde dile getirildiğini aktardı. Ancak bu senaryonun gerçekleşeceğine ilişkin bağımsız bir doğrulama sunmadı.

Yemen'deki savaş İran cephesiyle eşgüdümlü yürütülebilir

Cevad'ın değerlendirmesinde Yemen, İran'a yönelik olası yeni bir savaşın bölgesel boyutunu oluşturan başlıca cephelerden biri olarak öne çıktı. Suudi Arabistan'ın Yemen'deki çatışmanın içinde bulunduğunu, Ensarullah ve Sanaa'daki hükümetin ise Krallığın ekonomik tesislerini ve bazı altyapı unsurlarını hedef aldığını söyledi.

Cevad, Suudi Arabistan'da askeri yığınakların yanı sıra askeri heyetlerin, uzmanların, danışmanların ve bölgesel ve uluslararası istihbarat servislerinin faaliyet gösterdiğini öne sürdü. Yemen'deki Sanaa hükümeti ve Ensarullah'a yönelik yoğun bir askeri harekâtın, İran'a karşı başlatılabilecek saldırılarla eşzamanlı yürütülebileceğini veya bu saldırıları izleyebileceğini savundu.

Cevad'a göre böyle bir harekâtın amacı, İran'ın Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresindeki stratejik ortağı Ensarullah'ı ve Sanaa yönetimini baskı altına almak, böylece Tahran'ı bölgedeki kazanımlarından mahrum bırakmak olabilir.

Lübnanlı yazar, ABD-İran arasında bir anlaşmaya varılmasının da Yemen dosyasını doğrudan etkileyeceğini belirtti. Böyle bir mutabakatın yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerle sınırlı kalmayacağını, Körfez ülkelerinin siyasi ve güvenlik düzenlemelerinin parçası haline geleceğini ve bölgedeki çatışmaların seyrini değiştirebileceğini söyledi.

Trump'ın Netanyahu'ya desteği savaş hazırlıklarıyla bağlantılı

Cevad, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a karşı savaşı yeniden başlatmak için uygun koşulları beklediğini savundu. Trump'ın Netanyahu'ya verdiği güçlü desteği de bu siyasi ve askeri tablonun bir parçası olarak değerlendirdi.

Cevad'a göre Trump, hem ABD ara seçimleri öncesinde kendi siyasi hedeflerini gerçekleştirmeye hem de Netanyahu'nun başbakanlık görevini sürdürmesini desteklemeye çalışıyor. Trump'ın Netanyahu'ya desteğinin, İsrail kamuoyunda ABD'nin gücünün ve desteğinin vazgeçilmez olduğu algısını pekiştirmeyi de amaçladığını ileri sürdü.

Cevad, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik açık desteğinin askeri operasyonları yeniden başlatma hazırlıklarıyla bağlantılı okunabileceğini söyledi. Bununla birlikte bu bağlantıyı doğrulayacak bağımsız bir kanıt ortaya koymadı.

Cevad, İran ile doğrudan bir savaşın yaşanmaması halinde Netanyahu rejiminin Gazze, Lübnan ve Suriye'deki operasyonlar üzerinden askeri ve siyasi baskıyı sürdürmeye çalışabileceğini savundu.

Suriye'nin güneyindeki Süveyda bölgesinde İsrail'in askeri üs kurmaya veya stratejik tepeleri kontrol altına almaya başladığına ilişkin raporlar bulunduğunu aktaran Cevad, bu girişimleri İsrail'in Gazze ve Güney Lübnan'daki faaliyetleriyle birlikte değerlendirdi.

Lübnan cephesinde İsrail rejiminin ve savunma yetkililerinin tehditlerinin, İran'la olası bir çatışma ihtimaliyle bağlantılı olduğunu belirten Cevad, doğrudan savaş çıkmaması durumunda bile İsrail'in Hizbullah'ın toparlanmasını ve askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemek amacıyla baskıyı sürdürebileceğini söyledi.

Cevad, İsrail Savunma Bakanı'nın Hizbullah'ın İran'la yaşanacak olası bir çatışmaya katılması halinde ağır sonuçlarla karşılaşacağı yönündeki uyarısına da değindi. Ancak Hizbullah'ın mevcut tutumunun yeni bir savaş başlatmaya değil, İsrail'in olası hamlelerine karşı hazırlıklı olmaya dayandığını savundu. İsrail'in saldırı düzenlemek için ayrıca bir bahaneye ihtiyaç duymadığını ileri sürdü.

İran'a saldırı halinde Direniş Ekseni’nin tutumu belirleyici olacak

Cevad, Lübnan'ın siyasi ve askeri gelişmelerden bağımsız bir konumda bulunmadığını, bölgesel çatışma denklemine doğrudan dahil olduğunu belirtti. İran'a karşı savaşın kesin olarak başlayacağını söylemenin mümkün olmadığını, ancak Netanyahu rejiminin hiçbir adım atmayacağını varsaymanın da gerçekçi olmayacağını savundu.

Cevad'a göre İran'a yönelik doğrudan bir saldırı gerçekleşirse öncelik İran cephesine verilecek, ardından ülkenin bölgesel müttefikleri hedef alınabilecek. Bu aşamada direniş cephesindeki güçlerin çatışmaya katılıp katılmama konusunda karar vermesi gerekecek.

Lübnanlı yazar, 7 Ekim 2023'te başlayan bölgesel çatışmanın kritik bir aşamaya girdiğini, ancak yakın vadede kesin bir sonuca ulaşılmasının beklenmediğini belirtti.

Son olarak Lübnanlı analist, diplomatik girişimler devam ederken askeri gerilimin de sürdüğünü vurguladı.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 23.10.2026 14:42 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46296/lubnanli-analist-israil-iran-la-savas-cikmazsa-diger-cephelere-yonelebilir