PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Devrim Muhafızları sözcüsü, İran halkının 230 gecedir sürdürdüğü direnişi ülkenin birlik ve iradesinin göstergesi olarak niteledi; savaşın İran’ın varlığını ve tarihî kimliğini hedef aldığını söyledi.

YDH- Devrim Muhafızları Sözcüsü General Muhibbi, Kaşan’da düzenlenen şehitleri anma töreninde, İran Devrim Liderinin şehadetinin yeni bir mücadele aşamasının başlangıcı olduğunu söyledi.
İran halkının inancına, iradesine, birliğine ve tarihî kimliğine dayanarak düşmana karşı direnişi sürdüreceğini belirtti.
Şehadetin İslam düşüncesinde kaçınılmaz bir ölüm değil, düşmanla mücadele yolunda bilinçli bir tercih olduğunu söyleyen Muhibbi, şehitlerin toplum üzerindeki etkisinin ölümleriyle sona ermediğini kaydetti.
Kerbela’dan ve İran-Irak Savaşı’ndan örnekler veren Muhibbi, şehitlerin ardından oluşan toplumsal hareketliliğin yeni kuşakları mücadeleye yönelttiğini ifade etti.
“ABD’nin güvenlik
iddiası savaşta sarsıldı”
Muhibbi, ABD’nin savaşın başında İran’da yönetimi değiştirmeyi ve ülkeyi parçalamayı hedeflediğini, daha sonra bu hedefleri 13 alt başlığa ayırdığını; ancak hiçbirine ulaşamadığını söyledi.
ABD’nin bölgedeki askerî varlığını güvenliğin teminatı olarak sunduğunu belirten Muhibbi, savaşın bu iddiayı boşa çıkardığını ifade etti.
Devrim Muhafızları sözcüsü, savaşın ABD’nin istihbarat ve
teknoloji üstünlüğü iddialarını da sarstığını söyledi.
Savaş uçaklarının hedef alınmasını, hava savunma sistemlerinin imha edilmesini ve ABD’nin deniz unsurlarına yönelik operasyonları bu üstünlüğün aşılabildiğinin göstergeleri olarak sıraladı.
Yakıt fiyatlarındaki artış ve alüminyum gibi ham
maddelere duyulan ihtiyaçtan söz ederek savaşın ABD ekonomisinde yarattığı
sorunlara da dikkat çekti.
ABD’nin İran’ı parçalamayı ve ülkenin tarihî-medenî kimliğini zayıflatmayı amaçladığını söyleyen Muhibbi, savaşın İran’ın varlığı üzerine yürütüldüğünü belirtti.
ABD’nin İran halkının dinini ve kimliğini hedef aldığını söyleyen Muhibbi, ülkenin savunulmasının İran-İslam kimliğinin korunmasını da gerektirdiğini vurguladı.
İran’ın gücünün yalnızca askerî kapasite ve teknolojiden ibaret olmadığını belirten Muhibbi; dinî inanç, liderlik, ulusal irade, toplumsal birlik ve medeniyet bilincini de bu gücün temel unsurları arasında saydı. İran halkının direnişini ülkenin gücünün dayanağı olarak nitelendirdi.