PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Alaeddin Burucerdi, bölge ülkelerinin, kendi güvenliklerini sağlamak için ABD’ye güvenebilecekleri düşüncesinden uzaklaştığını ve güvenlik politikalarını yeniden değerlendirdiğini açıkladı.

YDH ― İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Alaeddin Burucerdi, ABD ile müzakerelerin başlaması için İran’ın yedi şartının yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
El-Meyadin’e özel açıklamalarda bulunan Burucerdi, yeni bir savaş ihtimalini dışlamadıklarını belirterek böyle bir durumda İran’ın şartlarını ağırlaştıracağını ve çok daha sert karşılık vereceğini ifade etti.
İran’ın vereceği yanıtın bütün bölgeye zarar verebileceği uyarısında bulunan Burucerdi, ABD’nin bölge ülkelerinin güvenliğini sağlayamayacağını savundu.
ABD’nin yeniden “aptalca bir işe kalkışması” ihtimalini göz ardı etmediklerini belirten Burucerdi, İran’ın füze stokunun yüzde 50’den fazla arttığını öne sürdü. Burucerdi, savaşın iki yıl sürmesi halinde bile İran’ın füze stokunun tükenmeyeceğini iddia etti.
İran’ın füze ve insansız hava aracı kapasitesinin nükleer bombaya denk bir güç oluşturduğunu savunan Burucerdi, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmeyi kabul etmeyeceğini vurguladı.
İran’da bazı çevrelerin, ABD Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) uymadığı sürece İran’ın da bu antlaşmaya bağlı kalmasının anlamını sorguladığını aktardı.
Burucerdi, yeni bir savaş çıkması halinde İran’ın daha ağır şartlar öne süreceğini ve çok daha sert karşılık vereceğini yineledi. İran’ın olası yanıtının yalnızca çatışmanın taraflarını değil, bütün bölgeyi etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Burucerdi, Umman’ın İran’la üzerinde anlaşmaya varılan yeni güzergâhı kabul ettiğini söyledi. Boğazla ilgili ortak bir açıklama yayımlanmasının planlandığını, ancak ABD’nin baskısı nedeniyle bu girişimin sonuçsuz kaldığını belirtti.
İran’ın petrol ihracatının engellenmesi halinde bölgedeki hiçbir ülkenin petrol ihraç edemeyeceğini savunan Burucerdi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımı düzeninin artık eskisi gibi olmayacağını vurguladı.
Burucerdi, Tahran’da düzenlenen dörtlü toplantıyı, kendi ifadesiyle ABD’nin bölgedeki yenilgisinin ardından ortaya çıkan olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Suudi rejimi, Pakistan ve Türkiye’nin İran’a bir güvenlik heyeti göndererek diyalog kurma niyetlerini ilettiğini aktaran Burucerdi, Tahran yönetiminin bu girişimi memnuniyetle karşıladığını söyledi.
İlk adım olarak düzenlenen dörtlü toplantıda tarafların görüş alışverişinin olumlu geçtiğini belirten Burucerdi, görüşmelerin İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai’nin yönetiminde yapıldığını kaydetti.
İran tarafının açıklamasına göre toplantıya Rızai’nin yanı sıra Suudi Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve Türkiye Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın katıldı.
Toplantının ardından yayımlanan açıklamada, katılımcıların işbirliğini güçlendirmek, özellikle bölgesel barış ve güvenlik alanlarında ortak çalışmaları ilerletmek amacıyla görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştığı belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran karşısında yenilgiye uğradığını öne süren Burucerdi, bu durumun bölgesel güvenlik politikalarına da yansıdığını savundu.
Burucerdi’ye göre bölge ülkeleri, kendi güvenliklerini sağlamak için ABD’ye güvenebilecekleri düşüncesinden uzaklaşıyor ve güvenlik politikalarını yeniden değerlendiriyor.
Bölge ülkelerinin ABD’nin kendi güvenliklerini sağlayamayacağını anlamaları gerektiğini söyleyen Burucerdi, İsrail’le ilişkiler kuran bazı ülkelerin hesap hatası yaptığını ileri sürdü. Bu ülkelerin söz konusu tercihlerinin sonuçlarından zarar göreceğini savundu.
İran’a dayatıldığını söylediği iki savaşın sonuçlarından birinin bölgedeki ABD üslerinin yıkılması olduğunu öne süren Burucerdi, Avrupa’da yönetimlere karşı düzenlenen halk protestolarını da İran’a yönelik “terörist saldırı” olarak nitelendirdiği gelişmenin yansımaları arasında gösterdi.
Burucerdi, Lübnan’ın güvenliğinin İran’ın güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. İslam ülkelerinin kendi kapasitelerine güvenmelerinin zamanının geldiğini belirten Burucerdi, İslam dünyasının kendi güvenliğini sağlayabilecek büyüklükte bir güce sahip olduğunu ifade etti.
ABD kamuoyunun Trump’a yönelik tutumunun son derece olumsuz olduğunu da öne süren Burucerdi, bölge ülkelerine yeni bir yol haritası oluşturmak için çaba gösterme çağrısında bulundu.
Katar’ın arabuluculuk girişimlerine de değinen Burucerdi, bu çabaların ABD ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü söyledi. ABD seçimlerinin yaklaşmasını gerekçe gösteren Burucerdi, söz konusu girişimlerin sonuç vermesini beklemediğini ifade etti.
Yemen’deki çatışmaya ilişkin değerlendirmesinde Burucerdi, çözümün anahtarının İran’da değil, Suudilerde olduğunu savundu. Suud rejiminin izlediği politikaları yeniden gözden geçirmesini umduğunu dile getirdi.
İran ile Rusya arasındaki ilişkilere de değinen Burucerdi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Moskova ziyaretinin büyük önem taşıdığını söyledi.