PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
KAN muhabiri Yara Shapira, üç kritik eğilimin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu bloğunu zorlayabileceğini ve seçimden beraberlik çıkabileceğini yazdı.

YDH — KAN muhabiri Yara Shapira’ya göre, İsrail’de seçime bir gün kala yayımlanan anketler, Netanyahu bloğu açısından kaygı verici bir tablo ortaya koyuyor.
Muhalefet destekçilerinin sandığa gitme isteği koalisyon seçmenlerinden daha yüksek görünürken ultra-Ortodoks Yahudi toplumunda katılımın düşmesi, Arap seçmenler arasında ise yükselmesi bekleniyor.
Bu üç eğilimin de gerçeğe dönüşmesi, Netanyahu ile Eisenkot bloklarını başa baş bir sonuçla karşı karşıya bırakabilir.
Öte yandan Likud’un planı, Eisenkot bloğundaki dört parti 61 sandalyeyi aşamadığı her durumda seçim zaferini ilan ederek hükümeti kurma görevini talep etmek.
Seçime katılım oranı, önceden tahmin edilmesi en zor göstergelerden biri. Çok sayıda seçmen, sandığa gidip gitmeyeceğine son anda karar veriyor. Bu kararı seçim kampanyalarının etkisi, seçmenlerin ruh hâli ve hava durumu gibi seçim gününe özgü kısa vadeli etkenler belirleyebiliyor.
Buna rağmen seçime iki gün kala ortaya çıkan eğilimler, Netanyahu bloğu açısından pek iç açıcı görünmüyor. Netanyahu destekçileri, son anda sandığa giderek anket tahminlerini boşa çıkarmaya alışkın olsa da bu kez aynı tablonun ortaya çıkacağı kesin değil.
Öncelikle İsrail seçimlerinde merkez-sol blokun destekçilerinin neredeyse her zaman sağ blokun destekçilerinden daha yüksek oranlarda sandığa gittiğini belirtmek gerekiyor. Genel olarak ekonomik ve toplumsal açıdan daha varlıklı yerleşimlerde seçime katılım daha yüksek oluyor. İsrail de ultra-Ortodoks Yahudi nüfusunun oluşturduğu istisna dışında bu genel eğilime uyuyor. Bu istisnayı ilerleyen bölümlerde daha ayrıntılı ele alacağız.
Önceki seçimlerde muhalefet destekçileri ile koalisyon destekçilerinin sandığa katılım oranları arasındaki farkın, muhalefet lehine yalnızca 1 ila 2 puan olduğu tahmin ediliyordu. Buna rağmen Netanyahu seçimi kazandı.
Mevcut seçim kampanyasının belirli bir aşamasında da KAN News anketörü Dudi Hasid’in anket verilerine ilişkin analizleri, koalisyon destekçilerinin sandığa gitme isteğinde geçici bir artış yaşandığını gösteriyordu. Ancak son anketler bu eğilimin devam etmediğine işaret ediyor.
Cuma günü yayımladığımız ankete göre muhalefet destekçilerinin yüzde 80’i kesinlikle sandığa gideceğini söylerken koalisyon destekçilerinde bu oran yüzde 75’te kaldı. Aradaki fark seçim gününe kadar bu düzeyde kalırsa Netanyahu bloğu ciddi bir sorunla karşı karşıya kalabilir.
Ultra-Ortodoks Yahudi seçmenlerin bulunduğu cephede de beklenmedik bir gelişme yaşanabilir. İsrail seçimlerinde yaygın kabul gören, hatta bilinen bir kural var: Ultra-Ortodoks Yahudi toplumu, genel seçmen kitlesine kıyasla çok daha yüksek oranlarda sandığa gidiyor.
Önceki seçimlerde genel katılım oranı yaklaşık yüzde 70,6 olurken ultra-Ortodoks Yahudi toplumunda bu oran yüzde 82 civarındaydı. Ancak KAN News anketörü Dudi Hasid’in modeline göre bu toplumda şu anda sandığa gitme isteği yaklaşık yüzde 75 düzeyinde. Bu tahmin seçim günü gerçeğe dönüşürse önceki seçimlerle arasında önemli bir fark ortaya çıkacak.
Ultra-Ortodoks Yahudi toplumundaki olası düşüşün aksine Arap toplumunda sandığa katılımın artması bekleniyor. Önceki seçimlerde Arap seçmenler arasındaki katılım oranı yaklaşık yüzde 53’tü. Aynı KAN News anketörünün analizine göre bu kez Arap toplumunun yaklaşık yüzde 65’i yaklaşan seçimlerde sandığa gitmeye hazır. Üstelik söz konusu analiz, önceki seçimlerdeki katılım oranlarını oldukça isabetli biçimde tahmin etmişti.
Bu gelişme hem Eisenkot hem de Netanyahu açısından benzer ölçüde kötü haber. Partiler seçimden sonraki gün de verdikleri sözleri tutarsa Arap partilerinin kazanacağı sandalyeler, herhangi bir hükümetin kurulmasını engelleyebilir.
Seçime katılıma ilişkin bu üç tahminin de gerçekleşmesi, İsrail’i yeni bir siyasi kaos dönemine sürükleyebilecek bir sonuç doğurabilir: Sandalye dağılımında beraberlik.
İlk bakışta Netanyahu, en azından şimdilik, geçiş hükümetiyle görevini sürdürmeyi başarabilir. Ancak yarın seçmenler milletvekili sandalyelerinin dağılımını belirlediğinde mücadele yeni Knesset’te yeniden başlayacak. Parlamentodaki siyasi mücadele ise artık bambaşka kurallara göre işleyecek.
Seçime iki gün kala Netanyahu ile Ben-Gvir, “seçimleri sabote etmek ve sandık merkezlerini kapatmak isteyen anarşist gruplardan” endişe duyduklarını belirterek emniyet müdüründen “önleyici tedbirler” hakkında bilgi istedi.
Seçim Komisyonu Başkanı, adaylarla yaptığı görüşmelerde ele almalarının yasak olduğunu söylediği konu tam da buydu.
Adayların emniyet müdürüyle bu konuyu görüşmeleri neden yasak? Çünkü seçim günü sahte haberlerin yayılmasına veya seçimden sonra hile yapıldığı iddialarına zemin hazırlamalarını önlemek amaçlanıyor.