Suriye’deki güvenlik karmaşası Lübnan’ı da tehdit ediyor Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
SURİYE
28 Ekim 2026 · 11:11

Suriye’deki güvenlik karmaşası Lübnan’ı da tehdit ediyor

Suriye’deki güvenlik karmaşası, IŞİD tehdidinin yanı sıra Colani rejimine bağlı birimlerin Lübnan’daki faaliyetleriyle de Beyrut’un güvenliğini tehdit ediyor.

YDH- El-Ahbar, Ürdün’ün Kerak kentindeki Aziz Yorgi Kilisesi’nde bir cenazeyi hedef alan saldırının ve ardından Suriye’nin Deraa vilayetine düzenlediği hava saldırılarının, Suriye’deki güvenlik ortamının kırılganlığını ortaya koyduğunu yazdı. 

Gazeteye göre, cihatçı örgütlerin faaliyetlerini sürdürmesi ve yabancı savaşçıların varlığı Lübnan’ın güvenliği açısından da risk oluşturuyor.

IŞİD, eski Suriye yönetiminin devrilmesinin ardından stratejisini değiştirdi. Örgüt, Suriye-Irak çölünde geniş alanları kontrol altında tutmak yerine kent ve kasabalara yayılarak halkın arasına karışmaya çalışıyor.

Palmira’da geçen yıl ABD’li danışmanları hedef alan saldırının koşulları, örgütün geçiş yönetiminin kurum ve güvenlik birimlerine sızmış olabileceğine işaret etti.

Lübnan ordusunun İstihbarat Müdürlüğü, geçen eylül ayının son haftasında örgüt üyelerinden birini, geçen yılki Lübnan ziyareti sırasında Papa 14. Leo’ya suikast planladığı şüphesiyle ülkenin kuzeyindeki Batrun’da gözaltına aldı. 

İç Güvenlik Güçleri Bilgi Şubesi de temmuz ayında örgütün “Güney ve Merkez Vilayeti” olarak bilinen yapılanmasının yöneticilerinden birini yakaladı.

Üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynakları, ordunun istihbarat birimlerinin örgütün üst düzey mensuplarını gözaltında tuttuğunu ve bu kişileri Lübnan’da gerçekleştirmeyi planladıkları saldırılar hakkında sorguladığını belirtti. 

Kaynaklar, örgütün toprak kontrolünü kaybetmesine rağmen Lübnan için ciddi bir tehdit oluşturmayı sürdürdüğünü vurguladı.

Ürdün saldırıları Şam’ın güvenlik kapasitesini tartışmaya açtı

Ürdün, Kerak’taki saldırının ardından Suriye topraklarındaki bazı noktaları bombaladı. Saldırılarda sivillerin hayatını kaybettiği bildirildi. 

Amman, “örgütün hareketlerinden artık bıktığını” açıkladı. Bundan saatler önce uluslararası koalisyona ait uçaklar, el-Kaide’nin Suriye kolu Hurras ed-Din’in (Din Muhafızları Örgütü) liderlerinden Ebu Abdurrahman Libi’yi Şam kırsalındaki Kara kasabası yakınlarında araçla seyahat ederken hedef aldı. 

Libi, Şubat 2025’te İdlib’in güney kırsalında düzenlenen benzer bir suikast girişiminden kurtulmuştu.

Ürdün ve koalisyon saldırılarının Colani rejimiyle koordinasyon içinde düzenlenip düzenlenmediği belirsizliğini koruyor. 

Önceden koordinasyon sağlandıysa Colani rejimi, Deraa’daki sivil ölümler ve bölge halkının tepkileri nedeniyle baskı altında kalacak. 

Üstelik rejime ait güçlerinin Lübnan sınırındaki Suriye’nin Kalamun bölgesinde Renkus kasabasına düzenlediği ve yönetimin IŞİD mensubu olduğunu söylediği beş kişinin öldürüldüğü saldırının üzerinden henüz bir hafta geçti. 

Colani rejimi, uluslararası koalisyona katılması ve koalisyonun Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ile diğer örgütlerin liderlerini hedef alan operasyonları nedeniyle rejim içindeki aşırı unsurların da baskısıyla karşı karşıya.

Koordinasyon sağlanmadıysa —ki El-Ahbar’a göre daha olası ihtimal bu— Ürdün’ün Colani rejiminin IŞİD’in güney Suriye’deki yayılmasını durdurma ve örgütün bölgedeki güvenlik birimlerine sızmasını önleme kapasitesinden şüphe duyduğu anlaşılıyor. 

Ürdün güçlerinin IŞİD’in sığınağı olarak tanımladığı noktaların, Deraa’da Colani rejimi güçlerin kontrolündeki kasabalarda bulunduğu belirtildi. 

Şam yakınlarında Libi’nin öldürülmesi de eskiden Colani ile müttefik olan örgütlerin liderlerinin rahatça hareket edebildiğini ve mevcut Colani rejiminin sağladığı örtüden yararlanabildiğini gösteriyor.

Suriye’deki güvenlik açığı Lübnan’a uzanıyor

Colani rejimine bağlı kurum ve güvenlik birimlerine ait sızmalar, Lübnan açısından da tehdit oluşturuyor. Colani rejiminin istihbarat birimleri son dönemde Lübnan’da, Beyrut’un doğusundaki Mansuriye bölgesinden Ali Keyali’yi —“Miraç Ural” olarak da biliniyor— kaçırdı. 

Bölgede Lübnan güvenlik ve askerî kurumlarından çok sayıda yetkili yaşıyor. Daha önce de başka bir Suriyeli, Colani’ye hakaret ettiği iddiasıyla kaçırılmış; eski Suriye ordusu generali Adil İsa’nın Suriye Büyükelçiliği içinde kaçırılmaya çalışıldığı öne bildirilmişti. 

Yeni rejime muhalif Suriyelilere yönelik bazı cinayetlerin de Lübnan’da işlendiği şüphesi bulunuyor; olayların tüm ayrıntıları henüz açıklığa kavuşmadı.

Keyali’nin kaçırılmasıyla ilgili soruşturmada Şam istihbaratı ve Türk istihbaratının rolü henüz ayrıntılı biçimde ortaya konulmadı. Ancak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan operasyonu üstlendi.

Lübnanlı güvenlik kaynakları, Lübnan ordusu istihbaratının olayla bağlantılı olarak aşırı örgütlerle ilişkili dört kişiyi gözaltında tuttuğunu belirtti.

El-Ahbar, kamuoyuna yansıyan bu olayların ve henüz açıklanmayan başka vakaların, Lübnan devletini iki yönlü bir sınamayla karşı karşıya bıraktığını yazdı: terör örgütlerinden kaynaklanan tehditle mücadele etmek ve Suriye’deki Colani rejimiyle ilişkileri, iki ülke arasındaki bağları korurken Suriye’deki güvenlik karmaşası ve yönetim zafiyetini gözetecek biçimde yürütmek.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 28.10.2026 13:14 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46577/suriye-deki-guvenlik-karmasasi-lubnan-i-da-tehdit-ediyor