PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Gazze İnsan Hakları Merkezi, Sarı Hat’ın batıya kaydırılmasıyla İsrail’in Gazze’deki kontrol alanını Şeridin yüzde 70’inden fazlasına genişlettiğini, sivillerin kullanabileceği yaşam alanının ise yaklaşık yüzde 15’e gerilediğini bildirdi.

YDH- Gazze İnsan Hakları Merkezi, İsrail işgal güçlerinin sarı beton blokları Gazze Şeridi’nin batısına doğru taşıyarak askerî kontrol alanını genişlettiğini, yerleşim bölgeleriyle yerinden edilmişlerin barınma alanlarını daralttığını bildirdi.
Çarşamba günü yayımladığı açıklamada merkez, 10 Ekim 2025’teki ateşkes düzenlemesi kapsamında ilan edilen “Sarı Hat”ın yerleşim bölgelerine doğru ilerleyen hareketli bir hatta dönüştüğünü belirtti. Bu durumun Filistinlilerin evlerine, topraklarına ve geçim kaynaklarına erişimini kısıtladığını; saldırılar ve yeniden imar kısıtlamalarıyla birlikte sivil yaşamı daha da zorlaştırdığını kaydetti.
Merkezin saha ekibinin kaydettiği gelişmelere göre, Gazze Tümeni Komutanı Tuğgeneral Liron Bitto 1 Ekim’de İsrail güçlerinin Şeridin yaklaşık yüzde 63’ünü kontrol ettiğini ve yaklaşık 40 yeni askerî mevzi kurduğunu açıkladı. Merkez, sahadaki verilerin kontrol edilen alanın daha da genişlemiş olabileceğine işaret ettiğini belirtti.
8 Ekim’de İsrail’e ait insansız hava araçları, Han Yunus’un doğusunda Sarı Hat yakınındaki bir barınma merkezine yangın çıkarıcı bombalar attı. On yedi aileye ait çadır ve eşyalar yandı; aileler yeniden göç etmek zorunda kaldı.
İşgal güçleri 11 Ekim’de Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde beton blokları batıya taşıyarak Selahaddin Caddesi ve Şucaiyye Kavşağı’na yaklaştırdı. Topçu ateşi ve silah sesleri eşliğinde gerçekleşen hareketlilik, yerinden edilmiş ailelerin kaldığı alanları tehlikeye soktu. 17 Ekim’de Şucaiyye’deki Kaakaa Caddesi’ne yeni bloklar yerleştirilmesi, yoğun ateş ve patlayıcı yüklü robotların infilak ettirilmesi üzerine aileler aceleyle bölgeden ayrıldı; bazıları çadır ve eşyalarını taşıyamadı.
21 Ekim’de hareketlilik, Megazi Mülteci Kampı’nın doğusundaki Eski Klinik çevresine uzandı. 25 Ekim’de ise İsrail’e ait insansız hava araçları, Gazze kentinde Ömer Muhtar ve Vahdet caddelerinin doğu uçları, park çevresi ve Şucaiyye Kavşağı yakınındaki onlarca çadıra yangın bombaları attı. Merkeze göre onlarca aile batıya göç ederek açık alanda gecelemek zorunda kaldı.
Merkez, İsrail’in kontrol ve erişim alanlarını Şucaiyye, Tuffah ve Zeytun’un bazı bölümlerinden Cibaliye ve Beyt Lahiya’ya, Deyr Belah’ın doğusu ile Megazi ve Bureyc kamplarından Han Yunus ve Refah’ın doğusuna kadar genişlettiğini belirtti. Yeni askerî mevziler, toprak setleri ve yıkımların bu bölgeleri tecrit ederek erişimi ve yeniden imarı engellediğini kaydetti.
Açıklamaya göre İsrail güçlerinin kontrol ettiği veya erişimi ağır biçimde kısıtladığı alanlar, yaklaşık 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin yüzde 70’ini aştı. Yıkım, enkaz, yollar, tarım arazileri ve temel hizmetlerden yoksun bölgeler hesaba katıldığında, sivil yaşam için kullanılabilir alanın toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 15’ine düştüğü tahmin ediliyor.
Sarı Hat yakınlarından göç eden aileler, barınma ve temel hizmetlerin yetersiz olduğu kalabalık bölgelere sığınıyor. Tekrarlanan göç, çadır ve eşya taşıma masraflarını artırırken ailelerin tarım arazilerine, mülklerine ve geçim kaynaklarına erişimini de engelliyor. İnşaat ve onarım malzemelerinin girişine getirilen kısıtlamalar, evlere dönüşü ve kalıcı barınma imkânlarını zorlaştırıyor.
Gazze İnsan Hakları Merkezi, uygulamaların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49. maddesinin sivillerin zorla naklini yasakladığını hatırlattı. Merkez, ateşkes kapsamında belirlenen geçici askerî hattın kalıcı sınıra dönüştürülemeyeceğini ve Gazze’nin coğrafi ya da demografik yapısını değiştirmek için kullanılamayacağını vurguladı.
Ateşkes anlaşmasının garantörleri ABD, Mısır, Katar ve Türkiye’ye çağrıda bulunan merkez, İsrail’in kontrol alanını genişletmesinin durdurulmasını ve anlaşma hükümlerine uyulmasının sağlanmasını istedi. Sivillerin ve yerinden edilmişlerin barınma alanlarının korunması, güvenli barınma imkânı sağlanması, yeniden imar kısıtlamalarının kaldırılması ve Filistinlilerin evlerine, topraklarına ve geçim kaynaklarına erişiminin güvence altına alınması çağrısı yaptı.
Merkez, Sarı Hat’ın batıya kaydırılması ve güvenli barınma seçeneklerinin bulunmamasının tekrarlanan göçü kalıcılaştıracağı, Gazze’de sivil yaşamın yeniden kurulmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.