PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Ensarullah Lideri Seyyid Abdülmelik el-Husi, Yemen’e yönelik saldırıların ABD’nin gözetiminde, İsrail’in teşviki ve İngiltere’nin ortaklığıyla yürütüldüğünü belirterek üç ülkenin saldırıların planlanması ve hedeflerin belirlenmesinde rol oynadığını söyledi.

YDH ― Ensarullah Hareketi Genel Sekreteri ve Devrim Lideri Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi, ABD—İsrail’in özgürlük, ekonomik refah ve insan hakları söylemlerini kendi politikalarını meşrulaştırmak için kullandığını söyledi.
Bu söylemlerin sahadaki uygulamalarla çeliştiğini belirten Seyyid Husi, iki ülkenin sistematik baskı, suç ve zorbalık politikası izlediğini savundu.
Şehit anma yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada Seyyid Husi, kötülük ve zorbalık güçlerinin halkları ve toplumları boyunduruk altına almak, işledikleri suçları meşrulaştırmak için aldatıcı söylemlere başvurduğunu ifade etti. ABD—İsrail’in uygulamalarında sistematik zorbalığın süreklilik taşıdığını belirtti.
Düşmanların İslam dünyasını kontrol altına almak, kaynaklarına el koymak ve ülkelerini işgal etmek istediğini söyleyen Seyyid Husi, İslam dünyasının hedef alındığını vurguladı. Yemen halkının ise özgürleşme mücadelesini sürdürdüğünü ve boyun eğmeyi reddettiğini dile getirdi.
Yemen’e yönelik savaşa da değinen Seyyid Husi, Yemen halkının 2015’ten bu yana ABD’nin gözetiminde, İsrail’in teşviki ve İngiltere’nin ortaklığıyla yürütülen saldırılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
ABD, İsrail ve İngiltere’nin rolünün yalnızca siyasi destekle sınırlı olmadığını belirten Seyyid Husi, bu ülkelerin saldırıları gözettiğini, planladığını ve yönettiğini, hedeflerin belirlenmesinde de rol oynadığını savundu.
İsrail’in saldırılardaki rolünün açık olduğunu söyleyen Seyyid Husi, aralarında ABD’li yetkililerin de bulunduğu bazı isimlerin bu rol hakkında konuştuğunu hatırlattı. İsrail’in ortaklığının istihbarat bilgileri sağlanmasını ve hedeflerin belirlenmesini de kapsadığını ifade etti.
Yemen’e yönelik saldırıların ve uygulanan ablukanın hiçbir gerekçesi olmadığını savunan Seyyid Husi, Yemen halkının kendi kaynaklarından mahrum bırakılmasının da haklı bir temeli bulunmadığını söyledi. Ona göre bütün bunların amacı Yemen halkını boyun eğmeye zorlamak.
Suudi rejimini Yemen’de yaşamın temel dayanaklarını hedef almakla suçlayan Seyyid Husi, 2022’de yaşanan gerilimi azaltma dönemine rağmen saldırıların sürdüğünü söyledi. Suudi rejiminin daha sonra yeniden tırmanma politikasına yöneldiğini ve kendi ifadesiyle en yüksek düzeyde gerilimi körüklemeye başladığını belirtti.
Seyyid Husi, ABD’nin Suudi rejimini saldırıları yürüten, üstlenen ve finanse eden Arap ve İslam dünyasından bir vitrin olarak kullandığını öne sürdü. Suudi rejimini ABD ve Batı’nın politikaları doğrultusunda hareket etmekle suçlayan Seyyid Husi, siyasi söylemlerin kamuoyunu harekete geçirmek için kullanıldığını ve bunun bölünme ile parçalanmayı derinleştirdiğini savundu.
Ensarullah’ın saldırılara karşı tutumunun haklı bir davaya dayandığını söyleyen Seyyid Husi, çeşitli ülkelerin Suudi rejimine saldırıları durdurması ve ablukayı kaldırması yönünde tavsiyelerde bulunduğunu belirtti. Buna rağmen Suudi rejiminin saldırıları sürdürmekte ısrar ettiğini ifade etti.
Seyyid Husi, Yemen’in güneyindeki vilayetlerin halkına da seslenerek hedef alınan tarafın “Suudi subayların komuta ettiği Suudi yığınakları” olduğunu söyledi.
Taiz vilayetinin halkını da takdir eden Seyyid Husi, Suudi rejiminin kentte kuşatma uygulandığı yönündeki iddialarını reddetti. Bu iddiaları “asılsız suçlamalar” olarak nitelendirdi.
Suudi rejimine saldırıları durdurma ve ablukayı kaldırma çağrısını yineleyen Seyyid Husi, bunun Suudi rejiminin de çıkarına olacağını savundu. Saldırıları sürdürmekte ısrar etmenin Suudi rejimine yalnızca daha fazla kayıp getireceği uyarısında bulundu.
İsrail’in uygulamalarına da değinen Seyyid Husi, Filistin halkına ve bölge halklarına yönelik saldırıların insanların yaşamını, gelecek nesilleri ve geçim kaynaklarını hedef aldığını söyledi.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde yaşamın temel koşullarını ortadan kaldırdığını, halkı öldürme ve imha politikalarıyla hedef aldığını belirten Seyyid Husi, Lübnan’daki İsrail saldırılarının da tarım arazilerine, çiftliklere ve ekili alanlara zarar verdiğini ifade etti.
İsrail’i hedef alınan bölgeleri bütünüyle harabeye çevirmeye çalışmakla suçlayan Seyyid Husi, bu bölgelerde yaşamı mümkün kılan koşulların ortadan kaldırılmak istendiğini savundu.
Seyyid Husi’ye göre bu uygulamalar, İsrail’in insan hakları, özgürlük ve refah konularında öne çıkardığı söylemlerin gerçek niteliğini ortaya koyuyor.
Seyyid Husi, konuşmasının sonunda Ensarullah’ın İslam dünyasını ilgilendiren meseleler karşısındaki değişmez ve ilkesel tutumunu koruduğunu yineledi.
Bu meselelerin başında Filistin davasının geldiğini vurgulayan Husi, Filistin halkına desteği sürdürme kararlılığını dile getirdi.