İran-ABD görüşmelerinde güven sorunu ve şartlar çıkmazı Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
İRAN
30 Ekim 2026 · 10:06

İran-ABD görüşmelerinde güven sorunu ve şartlar çıkmazı

Bölgesel arabuluculuk sürerken Tahran, nükleer görüşmelerden önce deniz ablukasının ve yaptırımların kaldırılmasını istiyor; önceki mutabakatın çökmesi ABD’nin taahhütlerine duyulan güvensizliği artırıyor.

YDH- ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatma ihtimalini gündeme getirdiği bir dönemde Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’ye mektup gönderdiği bildirilmişti.

Wall Street Journal’a göre mektubun amacı, Washington ile Tahran arasında müzakerelerin yeniden başlaması ve yeni bir çatışma dalgasının önlenmesi için ortak bir zemin bulunup bulunmadığını sınamak.

Wall Street Journal’ın ABD’li yetkililer ve konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre Vance, mektubu Trump’ın talimatıyla gönderdi. New York Times ise mektubun pazar günü Katar’ın arabuluculuğuyla Rızai’ye ulaştırıldığını yazdı. Gazetenin aktardığına göre Vance, doğrudan müzakereler yoluyla anlaşmazlıkların çözülmesini ve nükleer dosyanın görüşmelerin başlangıcından itibaren gündeme alınmasını istedi.

New York Times’a göre Vance’in önerisinin kabul edilmesi halinde görüşmeler ön koşul olmadan başlayabilir; temasların gelecek haftanın başlarında Katar’da ya da Türkiye’de yapılması ihtimali değerlendiriliyor.

Gazete, ABD adına görüşmeleri Vance’in yürütmesi önerisinin İranlı liderlerce olumlu karşılandığını aktardı. Ancak mektup, anlaşmazlıkları sona erdirecek kapsamlı ve somut bir barış planı içermiyor; müzakereler için bir çerçeve oluşturulmasına odaklanıyor. Görüşmelerin yapılacağı yer konusunda kesin karar bulunmadığı belirtiliyor.

Rızai neden muhatap seçildi?

Rızai’nin muhatap seçilmesi de dikkat çekiyor. Wall Street Journal’a göre bazı ABD’li yetkililer, Tahran’daki güvenlik yapısında etkili ve sert tutumuyla bilinen isimlerle görüşmenin farklı sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor. Rızai’nin temasların merkezine yerleşmesi, İran’ın müzakere sürecindeki diğer isimlerin, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ya da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın rolünü de etkileyebilir.

Johns Hopkins Üniversitesi öğretim üyesi ve Obama döneminde Orta Doğu danışmanlığı yapan Veli Nasr, girişimdeki çelişkiye dikkat çekti. Nasr’a göre Vance, İran savaşının MAGA tabanının bir bölümünde destek görmediği ve 2028 başkanlık seçimlerinin siyasi hesaplarda yer tuttuğu bir dönemde diplomasi kanalı açmaya çalışıyor.

Nasr, mektubun Vance’e savaş yeniden başlarsa çatışmayı önlemek için çaba gösterdiğini söyleme imkânı verebileceğini belirtti. Ancak önceki müzakere süreci Tahran’da kuşku yaratıyor: Vance, daha önce mutabakat zaptına ulaşılmasında rol almış; uygulama süreci Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya devredildikten yaklaşık iki hafta sonra savaş yeniden başlamıştı. Bu deneyim, İran’ın yeni bir diplomatik girişimin uygulama aşamasında askerî kararlarla ya da yeni taleplerle boşa çıkarılmasından kaygı duymasına yol açabilir.

Bu nedenle Tahran açısından mesele yalnızca bir mesajın alınması ya da müzakere teklifinin kabul edilmesi değil; ABD taahhütlerinin ne ölçüde güvenilir olduğu ve çatışmanın yeniden başlamasını önleyecek somut güvencelerin bulunup bulunmadığı.

Arabulucular devrede, temel anlaşmazlık sürüyor

Wall Street Journal’ın haberinin yayımlandığı sırada bölge ülkelerinin iki tarafın tutumlarını yakınlaştırma girişimleri de devam ediyordu. Katar’ın yanı sıra Pakistan, Suudi rejimi ve Türkiye’nin mesajların iletilmesi ve olası anlaşma çerçevelerinin değerlendirilmesinde rol aldığı bildirildi.

Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık, taahhütlerin hangi sırayla uygulanacağı konusunda sürüyor. Tahran, nükleer müzakerelere geçilmeden önce ekonomik baskının ve deniz ablukasının kaldırılmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını istiyor. Washington ise yaptırımları hafifletmeden önce nükleer dosyada görüşmelerin başlamasını talep ediyor.

İran’ın yedi günlük planı ve arabulucuların önerileri, aşamalı güven artırıcı adımların değerlendirildiğine işaret ediyor. Ancak Hürmüz Boğazı, yaptırımlar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimi ve İran’ın nükleer taahhütlerinin kapsamı konularındaki görüş ayrılıkları giderilmiş değil.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çarşamba gecesi X hesabından yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetlerin ülkeyi savunmaya hazır olduğunu, buna rağmen İran’ın diplomasiye başarı şansı tanımayı sürdürdüğünü söyledi. Arakçi, yedi günlük planın bir haftadan kısa sürede uygulanmasını sağlayabilecek fikirleri değerlendirmek üzere arabulucularla yakın ve sürekli temas hâlinde olduklarını belirtti.

Vance’in mektubu, Washington’ın askerî seçeneği masada tutarken diplomasi kanalını da sınadığını gösteriyor; ABD’nin saldırı seçeneğinden vazgeçtiğini kanıtlamıyor. Mektubun içeriği ve görüşmelerin yeri konusunda kesinleşmiş ayrıntılar bulunmazken, ABD’li ve İranlı yetkililer doğrudan temasların gelecek hafta Katar’da ya da Türkiye’de başlayabileceğini belirtiyor.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 30.10.2026 12:02 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46666/iran-abd-gorusmelerinde-guven-sorunu-ve-sartlar-cikmazi