Merendi: Hava sahasını açanların altyapısı bir-iki günde yok edilir Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
MEDYA
31 Ekim 2026 · 11:00

Merendi: Hava sahasını açanların altyapısı bir-iki günde yok edilir

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyyid Muhammed Merendi, ABD-İsrail'in İran'a yönelik yeni bir saldırıya hazırlandığını vurgulayarak Tahran'ın askeri misilleme planlarını ve olası bir savaşın Körfez ülkeleri ile küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı sonuçlarını değerlendirdi.

YDH — ABD ordusundan emekli Yarbay Daniel Davis’in YouTube platformunda yayınlanan “Daniel Davis Deep Dive” adlı programına konuk olan Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyyid Muhammed Merendi, ABD—İsrail’in tırmandırdığı askeri gerilime, diplomasinin arka planına ve İran'daki toplumsal atmosfer ile stratejik hazırlıklara ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. 

Bölgede savaş ihtimalinin son derece yüksek olduğunu vurgulayan Merendi, İran İslam Cumhuriyeti’nin, silahlı kuvvetlerinin ve halkın temel varsayımının çatışmaların yeniden başlayacağı yönünde olduğunu ifade etti.

“Trump savaşa girmezse rezil olacak”

Trump'ın siyasi duruşunu değerlendiren Merendi, ”Elbette hiçbir şey imkânsız değildir; Trump son derece dürüstlükten uzak bir isim ve duruşunu sürekli değiştiriyor. Ancak kendisini öyle bir köşeye sıkıştırdı ki, eğer savaşa girmezse küçük düşecek ve rezil olacak” dedi.

İran Silahlı Kuvvetleri'nin en üst düzeyde teyakkuzda olduğunu ve devletin muhtemel bir saldırıda kayıpları asgariye indirmek adına askeri altyapıyı geniş bir alana yaydığını kaydeden Merendi, İran'ın hedef setlerini şimdiden belirlediğini söyledi.

Olası bir çatışmada sivil ve kritik altyapıların vurulması halinde Tahran'ın sessiz kalmayacağını belirten Merendi, “Eğer altyapı tesislerine saldırı düzenlenirse, İran da hem Fars Körfezi genelindeki hem de İsrail'deki altyapı tesislerini hedef alacaktır” uyarısını yaptı.

Karşı tarafın geçmişte üst düzey liderleri hedef alan suikast girişimlerinde bulunduğunu ancak bunun devlet mekanizmasını felç etmediğini hatırlatan Merendi, yeni bir saldırı dalgasında Amerikalıların daha alt düzey personeli hedef alabileceğini öne sürdü:

Üst düzey yetkililere suikast düzenlemeyi muhtemelen başaramayacakları için, her zaman yaptıkları gibi alt düzey personeli evlerinde ya da iş yerlerinde hedef alacaklardır... Evimizin yakınlarında, buradan yürüyerek yaklaşık 15 dakika mesafede bir apartman bloğu vardı; orayı vurdular ve koca bina tamamen yok oldu. Buradan yürüyerek yaklaşık 30 dakika mesafedeki bir hastaneyi, hastanenin iki binasını vurdular. Dolayısıyla ellerine ne geçerse hedef alacaklardır.

“Füzeleri depolayacak yer bulamıyoruz”

Suikast operasyonlarını bir “çaresizlik eylemi” olarak nitelendiren Merendi, ABD'nin atacağı her adımın İran tarafından katbekat sert bir misillemeyle karşılanacağını ve bunun küresel ekonomiyi mahvedeceğini dile getirdi.

İran ordusunun son aylarda gece gündüz savunma hazırlığı yürüttüğünü belirten Merendi, üst düzey bir subayla yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, ”İran o kadar çok füze üretti ve yeraltı füze ile İHA üslerini öylesine genişletti ki, füzeleri depolamakta dahi zorlanıyorlar. Üretim işte bu kadar hızlı ilerliyor. Füzeleri modernize ediyorlar, İHA'ları geliştiriyorlar” bilgisini paylaştı.

İran ordusunun farklı komuta kademelerinin yarı özerk yapılandırıldığını ve olası lider tasfiyelerinde sistemin aksamayacağını ifade eden Merendi, Trump'ın söylemlerine tepki göstererek, ”Trump, karşı kabilenin mensuplarını, kadınlarını ve çocuklarını boğazlamaya ant içmiş orta çağ liderleri gibi konuşuyor" dedi.

Batı kamuoyunun ve siyasetçilerinin sivil kayıplara duyarsız kaldığına dikkat çeken Merendi, Senatör Chris Murphy'nin dahi insan hayatı yerine Amerikan çıkarlarını öncelediğini savunarak, ”Bu yaklaşım, ABD'nin —daha doğrusu siyasi elitlerinin— Gazze'deki soykırımı neden desteklediğini açıkça ortaya koyuyor; zira onlar için dünyanın bu bölgesinde yaşayan insanların hayatının hiçbir kıymeti yok” değerlendirmesini yaptı.

“İsrail ABD'nin ikmal uçakları olmadan İran'la savaşı sürdüremez”

İsrail kanadındaki gelişmeleri de yorumlayan Merendi, İsrail rejiminin ABD desteği olmadan tek başına İran'la savaşı sürdüremeyeceğini vurguladı.

Son günlerde İsrail'e yapılan askeri sevkiyatlara işaret eden Merendi şu şekilde konuştu:

Aksini iddia etseler dahi tam bir koordinasyon içinde hareket edeceklerini tahmin ediyorum; çünkü nihayetinde İsrailliler saldırı düzenlemek isteseler bile bunun için ABD'nin havada yakıt ikmal uçaklarına muhtaçlar. ABD olmadan İran'la yürütülecek bir savaşı sürdürmeleri mümkün değil. Dolayısıyla İran'daki genel beklenti —ya da en azından çalışma varsayımı— bunun İsrail rejimi ile ABD'nin ortak bir operasyonu ve ortak bir taarruzu olacağı yönündedir.

ABD'deki siyasi elitlerin tamamının benzer bir anlayışa sahip olduğunu savunan Merendi, eski Başkan Barack Obama'nın Michigan konuşmasında sivillerin katledilmesine hiç değinmeyip yalnızca benzin ve pompa fiyatlarından bahsettiğini hatırlatarak şöyle dedi:

Benim ve daha pek çok insan için Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında gerçek bir fark yok... Libya'da,Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da ve bilhassa Yemen'de soykırım boyutuna varan savaşa yeşil ışık yakan bizzat Obama'ydı.

“Halkın yüzde 70'i nükleer silah istiyor”

İran halkının ekonomik zorluklara ve yaptırımlara rağmen teslimiyetçi bir ruh halinde olmadığını belirten Merendi, kamuoyundaki genel eğilimi sokaktaki gözlemleriyle aktardı.

İnsanların kendisini sokakta durdurup iki temel talepte bulunduğunu kaydeden Merendi, ”Birçoğu, 'Nükleer silaha sahip olmamız şart, neden hâlâ nükleer silahımız yok?' diyor. İnsanların birçoğu nükleer silahımız olmadığı için öfkeli ve bunu büyük bir kızgınlıkla dile getiriyorlar. İkincisi ise: 'Bakın, bu adamlar saldıracak. Neden önce biz saldırmıyoruz? İlk darbeyi onların vurmasına izin vermeyin.' Sokaktaki hava bu” dedi.

İran halkının geçmişte yaşanan acılara ve liderliğin fetvasına rağmen nükleer caydırıcılığa desteğini hızla artırdığına dikkat çeken Merendi, ”Benim anladığım kadarıyla şu an İranlıların yaklaşık yüzde 70'i İran'ın nükleer silah üretmesini destekliyor... Sokakta beni görüp bu konuyu açtıklarında söyledikleri şey istisnasız bir eleştiri: 'Neden hâlâ yapmıyoruz? Şimdiye kadar sahip olmalıydık.' Hatta daha bugün, birkaç saat önce sokakta biri bana 'Eğer nükleer silahımız olsaydı, liderlerimize asla suikast düzenleyemezlerdi' dedi” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık İran devlet aklının saldırgan bir doktrine sahip olmadığını, Tahran'ın son 300 yıldır hiçbir savaşı ilk başlatan taraf olmadığını vurgulayan Merendi, geçmiş tecrübelerin İran'a meşru müdafaa ve caydırıcılık stratejisini öğrettiğini belirtti.

“Yedi şart uygulanmadan nükleer program asla masaya gelmez”

ABD temsilcisi Tom Barrack'ın gizli müzakereler yürütüldüğü ve taslak bir uzlaşmaya varıldığı yönündeki iddialarını kesin bir dille yalanlayan Merendi, müzakere masasıyla bağlantılı yetkililerle temas halinde olduğunu aktardı.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in doğrudan nükleer programı müzakere etme teklifinde bulunduğunu ancak Tahran'ın bunu kategorik olarak reddettiğini açıklayan Merendi, şu bilgileri verdi:

İranlılar son derece net konuştu:Nükleer programı ancak Mutabakat Zaptı'nın (MoU) birinci aşaması uygulandıktan sonra görüşürler... Hiçbir koşulda nükleer programı tartışmaya dahi açmayacağız. Bizim için önemli olan tek şey, İran'ın belirlediği yedi şarttır. İsrail rejiminin Lübnan'dan çekildiğini görürsek, Gazze'deki soykırımın bittiğini görürsek, mal varlıklarımızın A hesabından B hesabına aktarıldığını görürsek, işte o zaman somut bir şeylerin yaşandığına inanırız.

Trump'ın diplomasiyi bir aldatmaca ve zaman kazanma taktiği olarak kullandığını öne süren Merendi, geçmişteki 12 Gün Savaşı öncesinde ve Umman arabuluculuğunda yürütülen süreçlerde de benzer bir sahtekarlık sergilendiğini savundu:

Mutabakat Zaptı imzalandığında, onun bunu uygulayacağına şahsen hiç inanmadım. Liderlik kadrosunda da Trump'ın taahhütlerini yerine getireceğine inanan kimsenin olduğunu sanmıyorum. Ancak İran'ın bu yolu izlemesi için geçerli bir sebebi vardı: Devlet halka ve dünya kamuoyuna, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü üyelerine inatçı ve kışkırtan tarafın kendisi olmadığını, makul taraf olduğunu göstermek istedi.

“UAEA bağımsız değil; İsrail'e istihbarat sağlayan bir kuruma neden bilgi verelim?”

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve Genel Direktör Rafael Grossi üzerinden yürütülen diplomatik baskılara da sert tepki gösteren Merendi, UAEA'nın bağımsızlığını yitirdiğini savundu.

Geçmişte İran'ın UAEA tarafından tarihte eşi benzeri görülmemiş şekilde denetlendiğini ve tüm raporların programın barışçıl olduğunu teyit ettiğini hatırlatan Merendi, Tulsi Gabbard ve Joe Kent gibi isimlerin dahi İran'ın nükleer silah arayışında olmadığını teslim ettiğini belirtti.

UAEA'nın İsrail'e istihbarat sağladığını ifade eden Merendi şunu sordu:

UAEA'nın başındaki isim, en hafif tabirle tamamen Amerika Birleşik Devletleri'nin güdümünde olan biridir... UAEA geçmişte İsrail rejimine istihbarat aktardı ve Amerika Birleşik Devletleri de İran'ın nükleer tesislerini bombaladı. O halde saldırganlığın kurbanı olan İran, ülkesinin bombalanmasına çanak tutsun diye Amerika Birleşik Devletleri'ne neden daha fazla istihbarat sağlasın ki?

“Uranyum zenginleştirmek çocuk oyuncağı; bir apartman dairesinde bile yapılabilir”

Tahran Cuma İmamı'nın hutbesinde ülkenin nükleer doktrinini değiştirmesi gerektiği yönündeki çağrısına özel bir parantez açan Merendi, bu çıkışın devlet politikası açısından son derece kritik bir sinyal olduğunu kaydetti.

Başkentteki cuma imamlarının fevri açıklamalar yapmayacağına ve bu söze hükümet kanadından hiçbir itiraz gelmediğine işaret eden Merendi, İran'ın nükleer kapasitesine dair şu iddialı değerlendirmelerde bulundu:

Şayet İran nükleer silah geliştirmek isterse, Amerikan hükümetinin buna karşı yapabileceği hiçbir şey yoktur. Bundan zerre kadar şüphe yok. İran'ın bilim insanları var, teknolojisi var ve ülke genelinde yeraltı üsleri bulunuyor. Uranyum zenginleştirmek İran için çocuk oyuncağı. Artık bir apartman dairesinde bile uranyum zenginleştirebilirler. Bu hiç de zor bir şey değil... İran bir nükleer silah veya birden fazla nükleer başlık geliştirmek isterse, bunu çok kısa bir sürede hayata geçirebileceğinden zerre kadar şüphem yok.

“İran akıl oyunlarıyla ABD’yi yanılttı”

ABD istihbaratının sahadaki kabiliyetlerinin abartıldığını ve İran tarafından defalarca yanıltıldığını savunan Merendi, geçmiş çatışmalarda ABD'nin sahte hedefleri vurduğunu anlattı:

Bazı durumlarda ne yaptıklarına dair en ufak bir fikirleri dahi yoktu; zannettiklerinden çok daha az hasar verebildiler ve İranlılar onları akıl oyunlarıyla yanılttı... Amerikan silahlı kuvvetleri bombalanan helikopterlerin görüntülerini servis ediyordu; fakat biraz dikkatli bakan biri, o helikopterin aslında yere çizilmiş bir resimden ibaret olduğunu hemen fark edebilirdi. Çünkü patlama gerçekleştiğinde pervaneler yerinden bile oynamıyordu. Bunun gibi, maketleri ya da yere çizilmiş sahte resimleri vurdukları birçok vaka yaşandı.

“Taktik nükleer silah atsalar bile Suudiler, Emirlikler ve Kuveyt biter”

ABD—İsrail medyasında tartışılan “Pickaxe Dağı'na taktik nükleer silah kullanma” senaryolarını da değerlendiren Merendi, böylesi bir adımın tesisleri yok edemeyeceğini ancak topyekûn bir savaşı ve küresel ekonomik yıkımı tetikleyeceğini vurguladı.

“Böyle bir saldırı gerçekleştirirlerse, bu topyekûn savaş anlamına gelir ve İran her şeyi yerle bir eder; bu da küresel bir ekonomik buhrana yol açar” diyen Merendi şu görkemli uyarıyı yaptı:

Bu durum Suudi rejiminin, Emirlikler'in, Kuveyt'in sonu anlamına gelir. Onlar biter. Ve elbette İsrail rejimi de gece gündüz aralıksız vurulur. Fakat bunun hiçbir şeyi değiştireceğini sanmıyorum; çünkü İranlılar tüm bunları önceden öngördü... Şayet o dağa bir saldırı düzenlerlerse, bu durum İsrail de dahil olmak üzere bu savaşta Birleşik Devletler'e yardım eden ülkelerin altyapısının yerle bir edilmesini meşru kılacaktır.

Suudi heyetinin Tahran ziyaretine de değinen Merendi, bu temasların İsrail'e karşı değil, Suud’un Yemen'de sıkışıp kalmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

“Suudilerin, Pakistan’ın ve bunlara benzeyen aktörlerin ABD kampında yer aldığını ve tam egemen hareket edemediklerini” ifade eden Merendi, ”Suudiler çaresiz bir durumda. Bu ittifak, Suudilerin Yemen'de yeniden başlattığı savaşın bir sonucu olarak kuruldu... Hangi akla hizmetse,Yemen'deki katliam boyutundaki savaşlarını aptalca yeniden başlattılar ve işler ters gidiyor... Dolayısıyla bütün mesele Yemen'den ibaret; başka hiçbir şeyle ilgili değil. Ancak Yemen konusunda yapabilecekleri pek bir şey de yok” tespitini paylaştı.

“Suudiler Yemen'i durduramazken İran'ı nasıl durduracak?”

Olası bir savaşta hava sahasını veya üslerini ABD'ye açacak bölge ülkelerinin doğrudan hedef olacağını Tahran'ın resmen muhataplarına ilettiğini belirten Merendi, Suudilerin savunmasızlığına dikkat çekti:

İran bu seferkinin çok farklı olacağını son derece açık bir şekilde belirtti. Bu, 40 Gün Savaşı gibi olmayacak. İran'ın hedef yelpazesi çok daha genişleyecek... Şayet İran, Birleşik Devletler ile bir savaşa girer ve Suudi altyapısını saf dışı bırakmak isterse, o altyapı çok kısa sürede yok olur. Suudiler Ensarullah'ı durduramıyorsa, İran'ı nasıl durduracaklar?İran, Yemen silahlı kuvvetlerinden katbekat daha fazla hasar verebilir. Her şeyi bir iki günde yerle bir edebilirler...Hürmüz Boğazı'nı işlevsiz kılabilirler. Umarım iş o noktaya varmaz; çünkü bu, 1930'lardakinden çok daha beter küresel bir ekonomik yıkım anlamına gelir ve dünyadaki herkes bunun acısını çeker.

“Gerçekten distopik bir çağda yaşıyoruz”

ABD'de yaklaşan ara seçimlerin ve Beyaz Saray'da üst düzey komutanlarla yapılan olağanüstü savaş kabinesi toplantısının bir harekât hazırlığına işaret ettiğini kaydeden Merendi, Washington'ın saldırgan tutumuna karşılık İran'ın meşru taleplerinin göz ardı edildiğini vurguladı:

Unutmayın Albay, İran'ın talepleri neler? Soykırımın sona ermesi, Güney Lübnan'daki işgalin bitmesi, Yemen'deki kadın ve çocuklara yönelik kuşatmanın kalkması ve İran'ın el konulan varlıklarının iade edilmesi. Bunlar akıl dışı ya da aşırı talepler değil. Buna rağmen Trump, Siyonistlerin yönlendirmesiyle koskoca bir medeniyeti yok etmekten bahsediyor. Gerçekten distopik bir çağda yaşıyoruz.

Açıklamalarının sonunda yakın geleceğe dair karamsar bir tablo çizen Prof. Dr. Seyyid Muhammed Merendi, ABD'deki seçimlerin hemen ertesinde çatışmaların başlayabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

Benim gördüğüm kadarıyla, büyük olasılıkla seçimlerin hemen ardından —belki bu gece bile olabilir ama yüksek ihtimalle seçimlerden hemen sonra— büyük bir saldırı gerçekleşecek. Ardından İran misilleme yapacak ve Trump yenilgiyi bir kez daha kabul edemeyecek kadar kibirli olduğu için tekrar vuracak. Birkaç hafta sonra çok farklı bir dünyada yaşıyor olacağımızı düşünüyorum; ekonomilerin çöktüğü, piyasaların altüst olduğu bir dünya... Umarım iş o noktaya varmaz; aklı başında insanların buna engel olabilmesini temenni edelim. Fakat benim bulunduğum yerden tablo tam olarak böyle görünüyor.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 31.10.2026 15:13 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46739/merendi-hava-sahasini-acanlarin-altyapisi-bir-iki-gunde-yok-edilir