Körfez'i olası bir savaşta İran misillemelerinin stresi bastı Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
ARAP DÜNYASI
02 Kasım 2026 · 22:23

Körfez'i olası bir savaşta İran misillemelerinin stresi bastı

ABD'nin İran'a yönelik olası yeni saldırısı, Körfez ülkelerini ABD üslerine ev sahipliği yapmanın ağır bedeliyle karşı karşıya bırakıyor.

YDH ― ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik yeni saldırı tehditleri, Körfez'deki ABD müttefiklerini karanlık bir ihtimalle karşı karşıya bırakıyor. 

Washington'un vereceği yeni bir savaş kararı, “kendilerini korumak amacıyla” topraklarında ABD üsleri bulunduran Körfez ülkelerini İran'ın sert misillemelerinin hedefi haline getirebilir.

Son çatışma turunda İran füzelerinin Fars Körfezi'ndeki ABD askeri üslerini ve enerji tesislerini vurması, Washington'un onlarca yıldır inşa ettiği güvenlik düzeninin temelindeki zayıflığı ortaya çıkardı.

ABD'nin bölgeye yayılan askeri varlığı, Tahran'ı caydırmak yerine İran'a vurabileceği sabit hedefler sundu. Bu üsleri topraklarında barındıran Körfez ülkeleri de İran'ın kullanabileceği baskı noktalarına dönüştü.

Bu ihtimal, hafta başında Bahreyn'de düzenlenen yıllık güvenlik konferansı Manama Diyaloğu'nda bakanların, politika yapıcıların ve güvenlik yetkililerinin gündemine damga vurdu.

Hükümetler, yeni bir savaş turunun hem ABD askerleri hem de bu askerlere ev sahipliği yapan ülkeler açısından ne anlama gelebileceğini değerlendirdi.

Körfez ülkelerinin liderleriyle yakın temas halinde bulunan Avrupalı bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, “Savaş geliyor. Kimse bu savaşı istemiyor” dedi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati de Manama Diyaloğu'nda yaptığı konuşmada, "Bir sonraki çatışma turu çok daha tehlikeli ve yıkıcı olacak, üstelik hiçbir sonuç getirmeyecek" ifadelerini kullandı.

Kalkan olmaktan çıkıp hedefe dönüştüler

Reuters'a konuşan iki Avrupalı yetkili, olası bir askeri harekâtın İran'ın kapasitesini tamamen ortadan kaldırmak yerine yalnızca zayıflatabileceğini söyledi.

Böyle bir strateji, savaşın maliyetini cephe hattının çok ötesine taşıyabilir. Enerji altyapısı, deniz suyunu arıtarak içme suyu sağlayan tesisler, iletişim ağları ve Körfez şehirlerindeki sembolik ya da önemli hedefler saldırı riskiyle karşı karşıya kalabilir.

İran'ın askeri açıdan ABD ve İsrail'le boy ölçüşmesi mümkün değil. Ancak üç delegeye göre Tahran'ın böyle bir üstünlük kurmasına da gerek yok. 

İran'ın stratejisi giderek yıpratma üzerine kuruluyor. Bu strateji, ABD askerlerini savunmanın ve bölgedeki askeri varlığı sürdürmenin maliyetini yükseltmeyi, ABD güçlerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerini baskı altında tutmayı ve Washington'un bölgedeki varlığını azaltmasını müttefiklerini koruyamadığının göstergesi olarak kullanmayı hedefliyor.

Manama Diyaloğu'nu düzenleyen Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün (IISS) bölgesel güvenlik direktörü Emile Hokayem, “İranlılar için asıl önemli olan, ABD askerlerinin bölgeden ayrılması” dedi.

Hokayem, Reuters'a yaptığı açıklamada Tahran'ın Körfez rejimlerine vermek istediği mesajı şöyle aktardı:

“ABD'ye yatırım yapmak için 40 yıl harcadınız. Aradan 40 yıl geçti ama bu üsler sizi korumadı; aksine sizi tehlikeye attı.”

Bu görüşün en belirgin biçimde görüldüğü yerlerden biri Bahreyn. ABD Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapan ülke, onlarca yıldır Washington'un bölgedeki askeri gücünün temel dayanaklarından biri konumunda.

Cufeyr'deki ABD üssünün yakınlarında, yerleşim bölgelerinin yalnızca birkaç metre ötesinde saldırıların izleri hâlâ görülüyor. Bir deponun cephesi ağır hasar aldı; isabet alan bölümler karardı. İran yönüne bakan bir radarın ise ön yüzeyinin üçte biri zarar gördü.

Bu hasar, Washington'u yalnızca Bahreyn'i değil, bölgedeki bütün askeri yapılanmasını ilgilendiren bir soruyla karşı karşıya bırakıyor. 

ABD, gücünü göstermek amacıyla kurduğu ancak sürekli füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koyacak şekilde tasarlamadığı askeri varlığını yeniden mi inşa edecek, güçlendirecek mi, yoksa bölgeden çekecek mi?

Savaşın bedelini Körfez ülkeleri ödeyebilir

Bahreyn açısından ABD tesislerine yönelik saldırılar yalnızca ülkedeki Amerikan askeri varlığını değil, bu varlığa ev sahipliği yapan krallığın kendisini de tehdit ediyor.

Körfezden bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Ne açıdan bakılırsa bakılsın mümkün olan en kötü senaryoyla karşı karşıyayız" dedi. Yetkili, ABD'nin İran'a saldırmasını ve bunun sonucunda Tahran'ın Körfez ülkelerindeki sivil altyapıyı hedef alan misillemelere girişmesini beklediğini ifade etti.

Bir başka Körfez yetkilisi ise çatışmanın yeniden başlayıp başlamayacağına ve ne ölçüde şiddetleneceğine “sonuçta tek bir kişinin” karar vereceğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump'a işaret eden yetkilinin bu sözleri, Körfez ülkelerinin, sonuçlarına kendilerinin katlanacağı bir çatışmanın seyrini belirleme konusunda ne kadar sınırlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu.

Emile Hokayem, İran'ın yürüttüğü harekâtın amacının ABD'yi yenmek değil, yıpratmak olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"İran'ın harekâtı Amerikalıları yıpratmayı amaçlıyor, zafer kazanmayı değil. Zaman geçtikçe karşı tarafı daha fazla çaba harcamaya, daha fazla silah tüketmeye ve daha fazla para harcamaya zorlayabilirler."

Körfez ülkeleri yeni savaşı önlemek için diplomasiye yöneliyor

Yeni bir savaş ihtimali karşısında artan kaygılar, Körfez ülkelerini diplomatik girişimlere yöneltiyor.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'dan üst düzey yetkililer geçen ay Tahran'da İranlı yetkililerle görüşmeler yaptı. Riyad, o dönemde bu girişimlerin askeri gerilimin yeniden tırmanmasını önlemeyi amaçladığını açıklamıştı.

Katarlı yetkililer de hafta başında savaşın yeniden başlamasını önlemek amacıyla Tahran ve Doha'da görüşmeler gerçekleştirdi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı'nın diplomatik danışmanı Enver Gargaş, Manama Diyaloğu'ndaki konuşmasında, "Diplomatik bir atılımın gerçekleşmesini umuyoruz. Bölgede yeni bir çatışma turu görmek gerçekten istemiyoruz" dedi. Ancak Gargaş, BAE'nin "en kötü senaryoya hazırlandığını" da vurguladı.

Körfez ülkelerinin liderlerine yakın bir Avrupalı yetkili ise Washington ile Tahran arasındaki görüş ayrılıklarının diplomasi yoluyla giderilebileceğine ilişkin beklentilerin derin bir karamsarlık taşıdığını söyledi.

ABD'nin güvenlik garantileri sorgulanıyor

Artık tartışmanın merkezinde Washington'un Körfez'e bağlılığını sürdürüp sürdürmeyeceği sorusu bulunmuyor.

Asıl soru, ABD'nin güvenlik garantilerinin dayanağını oluşturan askeri altyapının bizzat hedef haline geldiği bir ortamda bu garantilerin ne anlama geldiği.

Çatışmanın sonucunu, taraflardan hangisinin karşı tarafa daha fazla askeri zarar verdiğinden çok, hangisinin savaşın sonuçlarına daha uzun süre dayanabileceği belirleyebilir.

Washington'un Körfez'deki ortaklarının en büyük korkusu ise yeni bir savaş turunun maliyetinin büyük bölümünü yine kendilerinin üstlenmek zorunda kalması.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 03.11.2026 00:31 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46835/korfez-i-olasi-bir-savasta-iran-misillemelerinin-stresi-basti