İran’ın “coğrafi sınırları olmayan savunma” yaklaşımı ne anlama geliyor? Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
İRAN
03 Kasım 2026 · 11:46

İran’ın “coğrafi sınırları olmayan savunma” yaklaşımı ne anlama geliyor?

İranlı güvenlik uzmanı Hamza Ali Pur, avunma kapasitesinin savaşı önleme, halkı ve kritik altyapıyı koruma ve krizin büyümesini engelleme ölçütleriyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

YDH- Uluslararası güvenlik uzmanı Hamza Ali Pur, İran Devrim Lideri’nin “coğrafi sınırları olmayan savunma” açıklamasının tüm ülkelerle savaş ilanı anlamına gelmediğini, tehdidin kaynağına karşı çok boyutlu bir caydırıcılık anlayışını ifade ettiğini söyledi.

Tesnim Haber Ajansı’na konuşan Ali Pur, bu yaklaşımın askerî hedeflerin belirlenmesinde uluslararası hukuk sınırlarına tabi olduğunu vurguladı.

Ali Pur’a göre kavramı değerlendirirken yalnızca tehditlerin ve düşmana ait unsurların coğrafi kapsamına bakmak yeterli değil. Güç unsurları arasındaki ilişki, hedeflerin hukuki niteliği ve yaklaşımın bölgesel güvenlik dengeleri üzerindeki olası sonuçları da hesaba katılmalı. Açıklanan bir yaklaşımın operasyonel doktrine dönüşmesi ise savunma, istihbarat, teknoloji ve lojistik alanlarında kurumsal değişiklikleri gerektiriyor.

Güç, askerî teçhizattan ibaret değil

Ali Pur, ulusal gücü maddi ve maddi olmayan unsurların birbirine bağlı olduğu bir yapı olarak tanımladı. Ekipman, sanayi, enerji, ulaşım ve altyapı maddi varlıklar arasında yer alırken bilgi, teknoloji, veri, itibar ve ağlar maddi olmayan unsurları oluşturuyor. Komuta, koordinasyon, ikmal ve faaliyetleri sürdürebilme kapasitesi de bu unsurları savunma, caydırıcılık ve ulusal dayanıklılık gücüne dönüştürüyor.

Bu nedenle askerî gücün yalnızca gelişmiş silah ve teçhizata sahip olmakla ölçülemeyeceğini belirten Ali Pur, iletişim ağlarının, tedarik zincirinin, bilgi sistemlerinin ya da lojistik desteğin aksamasının teçhizatın etkinliğini de azaltabileceğini söyledi. Buna karşılık yerli sanayisi, bilgi teknolojileri ve sürdürülebilir destek kapasitesi güçlü olan ülkelerin zor koşullarda da savunma kabiliyetlerini koruyabileceğini kaydetti.

Her düşman varlığı askerî hedef sayılamaz

Ali Pur, “düşman varlığı” şeklindeki stratejik kavramla hukuken “askerî hedef” sayılan unsur arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı. Uluslararası insancıl hukuk kapsamında bir nesnenin askerî hedef kabul edilmesi için askerî eylemlere etkili katkı sunması ve imha edilmesinin, ele geçirilmesinin ya da etkisiz hale getirilmesinin somut bir askerî avantaj sağlaması gerektiğini belirtti. Bu iki koşulun birlikte karşılanması gerektiğini söyledi.

Uzman, saldırılarda ayrım, orantılılık ve ihtiyat ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini de ifade etti. Beklenen sivil kayıpların doğrudan ve somut askerî avantaja kıyasla aşırı olması halinde saldırının yasak olduğunu belirten Ali Pur, askerî hedef sayılan bir unsurun vurulması durumunda bile sivillere verilecek zararı önlemek ya da azaltmak için tedbir alınmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Bu çerçevede, stratejik anlamda düşmanın gücünün parçası sayılan her ekonomik, altyapısal, istihbarî, siyasi ya da diplomatik unsurun askerî hedefe dönüşmeyeceğini söyleyen Ali Pur, bir varlığın güç unsuru olarak tanımlanmasıyla ona karşı askerî harekâtın hukuken meşru sayılması arasında önemli bir fark bulunduğunun altını çizdi.

Bölgesel hesaplar ve diplomasi

Ali Pur, çok boyutlu caydırıcılık yaklaşımının yerleşmesi halinde olası sonuçları beş başlıkta değerlendirdi. Buna göre ABD, İran’a yönelik askerî bir adımın yanıtının İran sınırlarıyla sınırlı kalmayabileceğini hesaba katmak zorunda kalacak. Bu durum, Washington’ın askerî harekâtın maliyet ve faydasına ilişkin değerlendirmelerini etkileyebilecek.

Körfez ülkelerinin de ABD’yle güvenlik ve savunma ilişkilerini sürdürürken kendi topraklarının çatışma sahasına dönüşmesini önlemeye çalışacağını belirten Ali Pur, olası yanıtların coğrafi kapsamı genişledikçe bu ülkelerin yabancı askerî güçlere ev sahipliği yapmanın sonuçlarına daha fazla duyarlılık gösterebileceğini söyledi. İsrail’in de güvenlik hesaplarında doğrudan askerî kapasitenin yanı sıra farklı alanlarda ortaya çıkabilecek yanıtları dikkate alacağını kaydetti.

Uzman, bölgede devlet dışı aktörlerin rolünün artabileceğine ilişkin değerlendirmelerde ise siyasi desteğin, stratejik yakınlaşmanın ve operasyonel katılımın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Bu üç düzeyin aynı anlama gelmediğini, her birinin bölgesel güvenlik dengelerinde farklı sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Caydırıcılığın güçlenmesiyle birlikte diplomasi ve kriz yönetiminin öneminin de artacağını ifade eden Ali Pour, yanlış hesaplamaların önlenmesi ve istenmeyen bir savaşın önüne geçilmesi için iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini söyledi. Caydırıcılığın yalnızca askerî yanıt kapasitesine değil, bu yanıtın sonuçlarını yönetmeye ve siyasi çözüm olanağını korumaya da bağlı olduğunu kaydetti.

Doktrine dönüşümün göstergeleri

Ali Pur, tek bir konuşmadan İran’ın askerî doktrininin bütünüyle değiştiği sonucuna varılamayacağını belirterek, yaklaşımın kurumsallaşıp kurumsallaşmadığını değerlendirmek için yedi gösterge sıraladı: Savunma belgelerinde tehdit ve caydırıcılık tanımlarının değişmesi; istihbarat, keşif ve erken uyarı mimarisinin geliştirilmesi; yerli savunma ve bilgi teknolojilerine yatırım; tedarik zinciri ile lojistik dayanıklılığının artırılması; ordu, Devrim Muhafızları ve diğer güvenlik kurumları arasındaki koordinasyon; bölgesel güvenlik ve diplomasi alanındaki değişiklikler; son olarak da karşı tarafın askerî harekâtın maliyetine ilişkin hesaplarının değişmesi.

Bu göstergelerin, siyasi mesaj, stratejik karar ve operasyonel dönüşüm arasındaki farkı görmeye yardımcı olacağını söyleyen Ali Pur, bu aşamaların aynı anda gerçekleşmek zorunda olmadığını ifade etti.

“Coğrafi sınırsızlık” ifadesinin altı farklı alanda incelenebileceğini belirten uzman, bunları İsrail’in kontrolündeki topraklar, ABD’nin Batı Asya’daki askerî varlığı, Fars Körfezi-Hürmüz Boğazı-Umman Denizi hattı, Kızıldeniz-Babulmendeb-Doğu Akdeniz hattı, Hint Okyanusu ve bölge dışındaki alanlar ile siber ve uzay alanları ve sınır aşan ağlar olarak sıraladı. Ancak bu alanların askerî hedef listesi değil, coğrafi ve stratejik değerlendirme çerçevesi olduğunu vurguladı.

Ali Pur’a göre savunma gücü, düşmana verilebilecek zararla sınırlı biçimde ölçülmemeli. Savaşın başlamasını önleme, halkı ve kritik altyapıyı koruma, çatışma sırasında ülkenin işleyişini sürdürme ve krizin kontrolsüz biçimde büyümesini engelleme kapasitesi de değerlendirmeye dahil edilmeli.

Uzman, “coğrafi sınırları olmayan savunma” yaklaşımının bütün dünyayla savaş ilanı olarak değil, tehdidin kaynağına karşı caydırıcılığın ve yanıt kapasitesinin genişletilmesi şeklinde anlaşılması gerektiğini söyledi.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 03.11.2026 13:37 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/46861/iran-in-cografi-sinirlari-olmayan-savunma-yaklasimi-ne-anlama-geliyor