PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Canbolat’ın İsrail’le müzakere çerçevesine ve Suriye’ye ilişkin tutumu, Lübnan’da ve Washington bağlantılı çevrelerde tepkilere yol açtı.

YDH- El-Ahbar gazetesi, Lübnan siyasi kulislerinde eski bakan Velid Canbolat’a yaptırım uygulanması için Washington’da girişim yürütüldüğü iddialarının arttığını yazdı. Gazete, ABD yönetiminin bu yönde adım atacağına dair şu ana kadar somut bir işaret bulunmadığını belirtti.
Yaptırım iddiaları, Canbolat’ın Lübnan’daki nüfuzlu çevrelerle ve bazı Amerikalı yetkililerle yaşadığı görüş ayrılıklarının ardından gündeme geldi. Kulislerde adı geçen isimlerden biri de ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa.
İkili arasında ağustosta, Lübnan-İsrail görüşmelerine ilişkin “üçlü çerçeve” tartışmasında açık bir polemik yaşanmıştı.
İsa, Canbolat’ın anlaşmaya yönelik tutumunu “Bir gün istiyor, bir gün istemiyor” sözleriyle eleştirmiş; Canbolat ise belgeyi reddederek 1949 Ateşkes Anlaşması’na dönülmesi gerektiğini söylemişti.
Canbolat’ın itirazı, sözlü polemiğin ötesine geçiyor. Eski bakan, müzakere sürecinin mevcut hukuki referansların dışına taşınmasına ve İsrail’in saldırıları ile Lübnan’da işlediği suçlar nedeniyle yargılanmasının önüne geçecek bir düzenlemeye karşı çıkıyor.
Bu yaklaşım, görüşme çerçevesini Lübnan’ın güneyi, silahlar ve sınır başlıklarında yeni düzenlemelere kapı açacak bir süreç olarak gören çevrelerle çatışıyor.
Canbolat, haziranda el-Cezire’ye verdiği röportajda Washington’da Lübnan’ın çıkarlarından çok İsrail’in çıkarlarını savunan bazı Lübnanlılardan söz etmiş ve onları “İsraillilerden daha İsrailli” diye nitelemişti.
İlerleyen günlerde İlerici Sosyalist Parti, bu sözlerle kastedilenlerin müzakere heyeti değil, ABD’deki düşünce kuruluşlarında çalışan ve Washington’da lobi faaliyetleri yürüten aktivistler olduğunu açıkladı.
Milletvekili Vail Ebu Faur da üç hafta önce İsrail’in “çerçeve anlaşmasını” geçersiz kıldığını ve yırtıp attığını söylemişti.
Ebu Faur, müzakere yaklaşımının iç uzlaşı temelinde yeniden oluşturulması ve açık bir strateji belirlenmesi gerektiğini savundu. Bu çıkış, Canbolat’ın temsil ettiği siyasi çevrede mevcut müzakere sürecine yönelik itirazların sürdüğünü gösterdi.
Canbolat’ın Suriye’deki gelişmelere, özellikle Süveyda olaylarına ilişkin tutumu da Lübnanlı ve Suriyeli bazı Dürzi isimlerin tepkisini çekti.
Suriye’nin birliğini savunan ve Süveyda’daki Dürzilerin yaşadığı sıkıntıların bölünme projelerine ya da İsrail müdahalesine gerekçe yapılmasına karşı çıkan Canbolat, krizin Suriye’nin genel çerçevesinde ele alınmasını istedi.
Bu tutum, Canbolat’ın yaklaşımını Suriye Dürzilerini korumak için gerekli gören bazı isimlerle karşı karşıya getirdi.
Siyasi çevrelerde, Canbolat’a yönelik muhalefetin yalnızca müzakere dosyasındaki rakipleriyle sınırlı kalmadığı; ABD’de bağlantıları bulunan Dürzi isimlerin de onun Washington’daki imajını etkilemeye çalıştığı konuşuluyor.
Şu aşamada Canbolat’a yaptırım uygulanacağı ya da Washington’ın bu yönde karar aldığı söylenemiyor. Ancak farklı dosyalardaki anlaşmazlıkların ve Lübnan içindeki rekabetin Washington’daki baskı çevreleriyle kesişmesi, Canbolat’ın hareket alanını daraltmaya yönelik ortak bir girişim olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
İddiaların dayandığı temaslar, bu girişimlerin arkasındaki aktörler ve sürecin nereye varacağı ise belirsizliğini koruyor.