PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İran'ın eski Dışişleri Bakanı Menuçehr Muttaki, ABD'nin İran'a yönelik 47 yıllık politikasının hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimlerin sorumluluğunda olduğunu belirterek yaşananları ABD hegemonyasının yenilgisi olarak nitelendirdi.

YDH ― İran'ın eski Dışişleri Bakanı Menuçehr Muttaki, ABD'nin İran'a yönelik 47 yıllık politikasının hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimlerin sorumluluğunda olduğunu söyledi.
Muttaki, Washington'ın İran'ı kontrol altına alma girişimlerinin başarısızlığa uğradığını belirterek yaşananları şöyle değerlendirdi:
Bugün Amerika'da yaşananlar sadece Cumhuriyetçi veya Demokrat partinin yenilgisi değil; her iki parti de Amerika'nın İran'la 47 yıllık geçmişinden sorumludur. Yaşanan, Amerika'nın hegemonyasının ve gücünün ve bu politikaların arkasındaki gizli hükümetin yenilgisidir.
Muttaki, Hacı Kasım Süleymani'nin şehadetinden önce hiçbir süper gücün ABD üslerini hedef alma cesareti gösteremediğini savundu.
İran İslam Cumhuriyeti'nin Irak'taki ABD komuta merkezini füzelerle vurduğunu hatırlatan Muttaki, bu saldırıyı ABD'nin askeri dokunulmazlığının kırıldığının bir göstergesi olarak değerlendirdi.
ABD ile İran arasındaki 47 yıllık karşıtlığın tarihsel kökenlerine değinen Muttaki, Washington'ın devrimden itibaren İran'ı ve halkını kontrol altında tutmaya yönelik planlar yürüttüğünü söyledi.
Devrim öncesindeki dönemde ABD askerlerinin İran'da yargı dokunulmazlığından yararlandığını hatırlatan Muttaki, bir Amerikan askerinin bir İran vatandaşına saldırması halinde İran mahkemelerinin bu askeri yargılayamadığını belirtti.
Buna karşılık şahın dahi ABD'de yargılanabildiğine dikkat çeken Muttaki, bu uygulamanın İran halkına yönelik bir aşağılama olduğunu ifade etti.
Muttaki, İmam Humeyni'nin 12 Şubat 1979'da İran halkına kazandırdığı bağımsızlığın bu aşağılayıcı düzeni sona erdirdiğini vurguladı. Devrimin İran'ın kendi kaderini tayin etmesinin önünü açtığını dile getirdi.
İran-Irak Savaşı ile IŞİD'e karşı yürütülen mücadeleyi karşılaştıran Muttaki, iki savaşta İranlı savaşçıların farklı koşullarda mücadele ettiğine dikkat çekti.
İran-Irak Savaşı'nda askerlerin hayatta kalmak için savaştığını belirten Muttaki, IŞİD'e karşı mücadele eden İranlı savaşçıların ise ülkelerinden uzakta, yabancı topraklardaki cephelerde şehit düştüğünü söyledi.
Bu savaşçıların İslam İran'ını savunmak ve ABD tarafından kurulduğunu ve desteklendiğini söylediği IŞİD'in İran halkına yönelik saldırılarını ve suikastlarını önlemek amacıyla cepheye gittiğini vurguladı.
Muttaki, Hz. Peygamber'in ailesini ve onların takipçilerini hedef alan terör eylemlerinin arkasındaki faillerin ve saldırıları planlayanların amaçlarının kamuoyuna anlatılması gerektiğini belirtti.
Bugünün kuşağının silahlı ve kana susamış bu grupların hangi hedefleri taşıdığını, bölge ve Müslüman halklar için ne tür planlar yaptığını açıkça öğrenmesi gerektiğini söyleyen Muttaki, bu süreçte tarihsel ve siyasi sorumluluk taşıyan aktörlerin de ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.
İran'ın dünya çapındaki askeri güçler karşısındaki kapasitesine de değinen Muttaki, düşmanların bütün silahları, askeri üsleri ve güçleriyle İran'a saldırmasına rağmen İran halkının ve ülkeyi savunan güçlerin geri adım atmadığını ifade etti.
İran'ı “İmam Mehdi'nin ülkesi” ve “şehitler diyarı” olarak nitelendiren Muttaki, ülkenin direnişini bu inançla ilişkilendirdi.