PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Hizbullah'ın Lübnan meclisindeki grubu, ABD'de Kongre çoğunluğunun el değiştirmesinin Washington'ın İran, Filistin ve bölge politikalarını değiştirmeyeceğini belirterek Lübnan hükümetine İsrail'le doğrudan müzakere politikasını gözden geçirme çağrısı yaptı.

YDH ― Hizbullah'ın Lübnan meclisindeki grubu, ABD Kongresi'nde çoğunluğun el değiştirmesine ilişkin açıklamasında, seçim sonuçlarının Washington'ın temel politikalarını değiştirmeyeceğini söyledi.
Parti, “ABD rejiminin uluslararası hukuka uyacağına, dünya halklarının özgür iradesine ve devletlerin egemenliğine saygı göstereceğine dair hiçbir beklentimiz yok” dedi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
Washington'ın Filistin'i işgal eden Siyonist yapıya sağladığı desteği ve korumayı sona erdirmesini ya da başka ülkelerin iç işlerine ve yönetimlerine müdahale etmekten vazgeçmesini beklemiyoruz.
Parti, Amerikan yönetiminin yalnızca küresel kontrol ve nüfuz alanlarını genişletmek amacıyla kullandığı “hegemonya, baskı, aldatma ve siyasi manevra araçlarını” değiştireceğini kaydetti.
İran'a karşı yürütülen savaşın ve Gazze'deki Filistin halkına yönelik soykırıma verilen desteğin seçim sonuçlarına etkisine ilişkin açıklamada, “Bu gelişmelerin Cumhuriyetçi Parti'yi ve Trump rejimini hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluktan ettiğini anlamak için uzun uzadıya düşünmeye gerek yok” denildi.
ABD'li seçmenlerin tutumuna ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı:
Seçmenler, İran'a karşı yürütülen maliyetli ve başarısız savaşa sandıkta tepki gösterdi. Aynı zamanda ABD'nin terörle özdeşleşen politikalarına ve Trump rejiminin Gazze'deki vahşi Siyonist soykırım suçunu destekleme ve örtbas etme rolüne karşı oy kullandı.
Demokratlar ile Cumhuriyetçilerin politikaları arasındaki farklılıklara bakarak büyük beklentilere kapılmanın doğru olmadığını belirten Parti, “İki parti arasındaki ayrım yalnızca uygulama biçimlerinde, başvurulan yöntemlerde ve belki de öncelik sıralamasında ortaya çıkıyor” dedi.
Açıklamada, her iki partinin de aynı temel stratejik hedefleri benimsediği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
Bu hedefler, ABD'nin dünya liderliği konumunu koruması, küresel karar alma süreçlerindeki belirleyici rolünü pekiştirmesi, nüfuz ve hegemonya alanlarını yeniden çizerek muhafaza etmesi ve farklı ülkelerdeki vekil aktörlerin rollerini sürdürmesi etrafında şekilleniyor.
Parti, “Filistin'i işgal eden, Arap ve İslam dünyasının güvenliğini tehdit eden Siyonist yapının bu strateji içinde özel bir rolü bulunuyor” dedi.
Washington ile Tahran arasındaki arabuluculuk girişimleri ve karşılıklı mesajlaşmalara da değinen Parti, “ABD'nin askeri yığınağı ve tehditleri devam ederken savaş ile çözüm arasındaki yarış hâlâ belirleyici konumda bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın sonunda İran'a tam destek veren blok, “Liderliği, halkı ve devletiyle İran'ın yanında duruyoruz. ABD'nin saldırgan tutumunu bir kez daha şiddetle kınıyoruz” dedi.
Devrim Lideri'nin tutumuna ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:
Devrim Lideri'nin cesur, kararlı ve sağduyulu duruşu, bölgedeki tüm halklara, hükümetlere ve dünyanın neresinde olursa olsun özgürlük ve onur mücadelesi veren insanlara yol gösteren bir pusula niteliği taşıyor.
Parti, “Başta ABD ve Siyonist yapı olmak üzere dünyadaki kötülük ve zorbalık odaklarına karşı yürütülen direnişte izlenmesi gereken yolu bu duruş ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Blok, “Lübnan henüz Siyonist tehditlerden kurtulmuş değil. İsrail, Güney Lübnan'daki köyleri ve mülkleri yıkmaya, yakmaya ve havaya uçurmaya devam ediyor” dedi.
İsrail'in saldırılarını genişleterek Lübnan topraklarında yeni bölgeleri işgal etme tehdidinde bulunduğunu belirten grup, “Direnişe ve liderlerine karşı savaşı tırmandırma, yeni saldırılar düzenleme ve suikastlara başvurma tehditleri de giderek artıyor” ifadelerini kullandı.
Blok, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Soykırımı Önleme Özel Danışmanı Bani Chaluka tarafından hazırlanan Güney Lübnan'daki Şiilere Yönelik Etnik Temizlik Tehlikesi: Erken Ön Uyarı başlıklı rapora da dikkat çekti.
Açıklamada, “Raporda İsrail'in Güney Lübnan'daki uygulamalarının etnik temizlik suçu düzeyine ulaştığı değerlendiriliyor” denildi.
Tüm bu gelişmeler karşısında Lübnan yönetiminin kayıtsız ve soğuk bir tutum sergilediğini savunan Parti, hükümetin ülkeye yalnızca felaket getirdiği herkesçe görülen uğursuz çerçevenin ayrıntıları üzerine doğrudan müzakereleri sürdürmekte ısrar etmesini eleştirdi.
Blok şu çağrıda bulundu:
Bu yaklaşım Lübnan'daki yıkım ve tahribatı daha da artırıyor. Ülkenin elinde kalan ulusal birlik ve onuru korumak için yönetim inatçı tutumundan vazgeçmeli, hesaplarını yeniden gözden geçirmeli ve müzakere seçeneğinin yol açtığı ağır kayıplarla ciddi sonuçları kapsamlı biçimde değerlendirmeli.
Lübnan hükümetine, ilgili bakanlıklara ve kurumlara uluslararası alanda mümkün olan en geniş kapsamda harekete geçme çağrısı yapan Parti, ”İsrail'in sistematik suçlarının kararlılıkla takip edilmesini, Lübnan'ın ve bölgenin maruz kaldığı Siyonist vahşetin dünya kamuoyuna anlatılmasını ve böylece gerekli adımların uygun zamanda atılmasını” istedi.
Dahr el-Baydar'daki araç meselesine de değinen Parti, “Suçlayıcı tartışmalar ve medya üzerinden yürütülen polemikler sona ermeli. Ulusal çıkarları gözeten sağduyulu çözüm girişimlerine fırsat tanınmalı” çağrısında bulundu.
Blok, “Lübnan halkının vatanını savunma ve düşmana karşı direnme yönündeki kutsal hakkını yok sayan, anayasal düzeni ve ulusal hukukun temel ilkelerini aşan tüm siyasi tutumları kınıyor ve reddediyoruz. Meseleye sorumlu bir ulusal anlayışla ve nesnel biçimde yaklaşan tutumları ise takdir ediyoruz” dedi.
Lübnan'da nefret söyleminin kontrolden çıktığını ve kışkırtıcı dilin daha önce görülmemiş ölçüde yayıldığını belirten Parti, “Çeşitli televizyon kanalları, medya kuruluşları ve platformlar aracılığıyla yayılan bu dil, artık Lübnan toplumunun geniş kesimleri için önem taşıyan kavramları ve kutsal değerleri hedef alıyor” ifadelerini kullandı.
Başta Enformasyon Bakanlığı olmak üzere resmî medya kurumlarının bu söyleme karşı harekete geçmemesini eleştiren blok, “Bu yaklaşım istikrarı tehdit ediyor, toplumsal çatışmaları körüklüyor ve ulusal dokunun bütünlüğüne ağır zarar veriyor” dedi.
Elektrik arzındaki kesintisiz ve benzeri görülmemiş kötüleşmeye de sert tepki gösteren Direnişe Vefa Bloğu, krizin ülkenin en önemli tesislerinden biri ve başkent Beyrut'un dünyaya açılan kapısı konumundaki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nı elektriksiz bırakma noktasına ulaştığını belirtti.
İlgili bakanlığın sorumsuz tutumunu ve en temel görevlerini yerine getirmekten tamamen kaçınmasını kınayan Parti, bakanlığın sergilediği "skandal niteliğindeki" davranışların açık bir başarısızlığı ortaya koyduğunu, sorumluluktan kaçmanın ve suçu başkalarına atmanın bu başarısızlığı örtmeye yetmeyeceğini ifade etti.