PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Batı'nın 73 yıldır İran'a kültürel, askeri, medeniyet ve ekonomik alanlarda savaş yürüttüğünü savunarak ülkesinin mutlak caydırıcılığa ulaşması ve medya, sanat ve kültür alanlarında etkin mücadele vermesi gerektiğini söyledi.

YDH ― Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Komutan Yardımcısı Hüseyin Muhibbi, İran'ın askeri ve stratejik hedeflerini değerlendirdi.
İran'ın mevcut mücadeleden galip çıkması ve ABD—İsrail karşısında dayanıklılığını koruyarak ilerlemesi halinde bölgenin siyasi ve güvenlik ilişkilerine yön verebilecek konuma yükseleceğini belirten Muhibbi, ülkesinin dünya çapında bir süper güç haline geleceğini ve bunun ulaşılması mümkün bir hedef olduğunu ifade etti.
Ülkenin askeri ve stratejik hedefleri doğrultusunda mutlak caydırıcılığa ulaşması gerektiğini vurgulayan Muhibbi, ”Hiç kimsenin kaynaklarımıza, toprak bütünlüğümüze ve medeniyetimize saldırmaya cesaret edemeyeceği bir caydırıcılık düzeyine ulaşmalıyız. Bu hedefi gerçekleştirmek tamamen mümkün” dedi.
Muhibbi, İran'ın gücünün din, ahlak, vatana bağlılık, medeniyet bilinci ve ülke liderliğine duyulan güvenden kaynaklandığını belirterek, bu unsurların bir araya gelmesinin ABD—İsrail'i geri püskürten temel güç olduğunu kaydetti.
İran'ın tarihinin belki de en kritik dönemeçlerinden birinden geçtiğini ve bugün karşı karşıya bulunduğu koşulların geçmişte benzeri görülmemiş bir nitelik taşıdığını söyleyen Muhibbi, Batı ile İran arasındaki mücadelenin geçici bir anlaşmazlık veya çözülebilecek bir yanlış anlaşılmadan ibaret olmadığını dile getirdi.
Batı'ya karşı tarihsel bir mücadele yürüttüklerini savunan Muhibbi, ”Bizim Batı'dan alacağımız var. Vahşi Batı, 73 yıldır kültürel, askeri, medeniyet ve ekonomik alanlarda bize karşı savaşıyor” ifadelerini kullandı.
ABD—İsrail’in hareketlerinin yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayan Devrim Muhafızları Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu savaş bir yanlış anlaşılma değil. Bu, varlığımızı ve kimliğimizi yok etmeyi amaçlayan bir varoluş savaşı. Düşman bütün kimliğimizi değiştirmek istiyor. Nitekim Kur'an-ı Kerim 1400 yıl önce bizi bu konuda uyardı ve 'Düşman, dininizden döndürmek için sizinle sürekli savaşır' diye bildirdi.
“Düşmanlarının İran'ı yok etmek, ülkeyi parçalamak, İran medeniyetini ortadan kaldırmak ve İranlıları kendi medeniyetlerinden koparmak istediğini” ileri süren Muhibbi, ülkenin geniş topraklarının bu planın önünde bir engel oluşturduğunu ve ABD—İsrail'in bundan "çekindiğini" belirtti.
İran'ı medeniyetten yoksun bir ülke gibi göstermeye çalıştıklarını savunan Muhibbi,bu girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Muhibbi ayrıca, ABD—İsrail’in içinde bulunduğu durumu “çaresizlik” olarak tanımlayarak Batı'nın önünde iki seçenek bulunduğunu ifade etti.
Batı'nın savaşa devam etmesi halinde hedeflediği sonuca ulaşacak güce sahip olmadığını savunan Muhibbi, geri çekilmesi durumunda ise dünya kamuoyu önünde itibar kaybedeceğini ileri sürdü.
İran'ın bu mücadeleden güçlenerek çıkması için askeri caydırıcılığın yanı sıra kültürel ve medeniyet alanlarında da etkin bir mücadele yürütmesi gerektiğini kaydeden Muhibbi, Devrim Lideri'nin silahlı kuvvetler komutanlarıyla yaptığı görüşmede dile getirdiği açıklamalara değindi.
ABD—İsrail’in hedeflerinin maddi ve manevi boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Muhibbi, fiziksel ve somut nitelikteki maddi hedeflerin kolayca tespit edilerek doğrudan vurulabildiğini belirtti.
Buna karşılık ABD—İsrail’in manevi hedeflerinin medya, sanat ve kültür alanlarını kapsadığını vurgulayan Muhibbi, sanatın ve medyanın güçlü anlatım dilinin, "düşmanın bu alanlardaki kazanımlarını hedef almakta çok daha etkili olabileceğini" ifade etti.
Medyanın insan zihnini etkileme gücüyle İran'ın süper güç haline gelmesinde son derece önemli bir rol oynadığını belirten Muhibbi, dünya genelinde insanların zihinlerini ve kalplerini kazanmayı başarabilirlerse nihai zaferin İran'ın olacağını söyledi.
Muhibbi, bunun için elde edilen başarıların anlatılması, kamuoyunda yerleşik hale getirilmesi ve sürekli gündemde tutulması gerektiğini vurguladı.
ABD—İsrail'in dünya genelinde insanlığın manevi yönünü zayıflatmaya çalıştığını savunan Muhibbi, ilahi dünya görüşünde insanın “bir melek gibi” yüce bir konuma ulaşabileceğini ve dünyanın manevi tekâmülünde önemli bir rol oynayabileceğini dile getirdi.
Batı'nın ise “insanı hayvan seviyesine indirmeye çalıştığını ve kadını bir meta gibi sunduğunu” ileri süren Muhibbi, bu konuda “uyanık olunması” çağrısında bulundu.