PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Yeni stratejinin, mevcut şartlar altında Washington’un Irak çerçevesinde kendilerine sunabileceğinin en iyisi olduğunu anlıyorlar
Marianna Belenkaya, Rus Haber Ajansı RIA Novosti'nin siyasi yorumcusudur. Bu yazıyı, RIA Novosti'nin internet sitesindeki Arapça sayfasından Furkan TORLAK çevirdi.
Arap ülkelerinden ABD’ye yeşil ışık
ABD’li bir grup parlamenter, George Bush’un Irak’a özel stratejisini tartışmaya yahut reddetmeye devam ederken belirli Arap liderleri bu stratejiyi desteklediklerini açıkladılar.
Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, dün Kuveyt’in başkentinde Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amman’ın Dışişleri Bakanlarıyla toplandı. Mısır ve Ürdün de oradaydı. Toplantı ABD’nin yeni Irak stratejisini tartışmaya yönelikti. Toplantıya katılanlar Rice’a ABD planına destek verdiklerini açıkladılar.
Suud tarafı Bush’un yeni stratejisinin, Irak’ın bütünlüğünü ve Irak toplumunun tüm oluşumları arasında eşitliği sağlamayı garanti altına alması durumunda desteklenmeyi hak ettiğini söyledi.
Hiç şüphesiz 8 Arap ülkesinin lideri de Irak’taki durumun zorluğunun farkında. Yeni stratejinin, mevcut şartlar altında Washington’un Irak çerçevesinde kendilerine sunabileceğinin en iyisi olduğunu anlıyorlar. Özellikle de bu strateji, Irak anayasasında tüm etnik ve dini grup temsilcilerinin siyasi katılımını sağlayacak yeni değişiklikleri öngörüyor. Buna göre Irak yönetiminin yetkileri artırılacak; ülkenin iç işlerini karışılmayacak ve Irak’ın bütünlüğü garanti altına alınacak.
ABD’nin yeni stratejinin önemli bir yönü de Irak’taki şiddetin kaynaklarıyla etnik yahut dini herhangi bir aidiyet gözetilmeksizin mücadele edileceğine işaret etmesidir. Burada bizzat Şiilere yönelik bir mesajın olduğunu belirtmek gerekir. Zira silahlı Sünni gruplarla savaşan Irak ve ABD güçleri, hâlihazırda ülkedeki kaostan aynı şekilde sorumlu olan Şii örgütlere göz yumuyordu.
Yine ABD stratejisi Arap liderlerin kalbine su serpti. Zira bu strateji, Irak’ta istikrarın gerçekleşmesi için İran’la yapılacak müzakerelere dayanmıyordu. Gerçi Kuveyt toplantısında bu meseleye değinilmedi.
Arap ülkelerin Amerikan stratejisine onay vermesinin başka bir sebebi de var. Bu da yeni planın onlara herhangi bir sorumluluk yüklememesidir.
Hatırlanacağı üzere ABD Dışişleri Bakanı Kuveyt’e gitmeden önce Suudi Arabistan’ı ziyaret etmişti. Bu ziyarette Suudi Arabistanlı yetkililerle Irak’ta istikrarın gerçekleşmesini destekleme görevini Suudilerin nasıl gerçekleştireceği tartışıldı. Suudi Arabistan’ın cevabı ise şu ana dek ilan edilmiş değil.
Burada hatırlatılması gereken bir diğer mesele de Riyad’ın birçok kez Irak’ın geleceğinin bizzat Iraklıların sorumluluğunda olduğunu vurgulamalarıdır.
Burada Prens Sultan b. Abdulaziz’in, Amerika’nın yeni Irak stratejisini ilan etmeden önce “Şark’ul Evsat”ta yayınlanan konuşmasına da değinmek istiyorum. Prens Sultan b. Abdulaziz, Irak’a yabancı müdahalesinden endişe duyduklarını dile getirmiş, Suudi Arabistan’ın kendisine böylesi bir siyaseti izlemeye izin vermeyeceğini kaydetmişti. Ona göre Iraklılar, şu anki şartlar altında yaşanan çıkmazdan kendi buldukları yollarla çıkmalıydılar. Prens, Suudi Arabistan’ın birçok kez orta yol bulunması için Irak’taki çeşitli siyasi güçlerin buluşmasına ev sahipliği yaptığına işaret ediyordu. Nitekim Suudi Arabistan tarafı, Iraklı yetkililerle yaptıkları müzakereler sonucu onları aralarında diyalog kurmaya ikna etmişti.
Bu sözlerden anlaşılacağı üzere Suudi Arabistanlı liderler, Condoleezza Rice ile toplanan diğer dışişleri bakanları olan liderler gibi Iraklılara siyasi destek vermeye ve Iraklıların talep etmesi durumunda Irak’taki çeşitli siyasi güçler arasında hakem rolü oynamaya hazırdır. Ancak Suudi Arabistan bu noktada parasal yahut askeri destek verme yahut bu ülkede olan bitenlerin sorumluluğunu alma niyetinde değildir. Buna göre Arap liderleri sorunların Iraklıların ve ABD’nin kendi sorunları olduğu sinyalini de veriyor. Bunun anlamı Arap ülkelerin, Amerikalılarla Iraklıların şu anki zor durumu aşması durumunda sevinen, Washington ve Bağdat’ın başarısız olması durumunda ise izleyici pozisyonunda olacaklarıdır.
Washington’un şimdilik böylesi bir desteğe de ihtiyacının olduğunu söyleyebiliriz. Zira önemli olan bu 8 Arap ülkesinin sözlü de olsa vereceği destektir. Buna göre destek veren taraflar bir siyasi gruba karşı diğer bir grubun yanında durmayacaklar. Yine bu ülkelerin Iraklıların haklarının bu zor şartlarda garantiye alınması ve bir arada toparlanmalarına yönelik mesajları çok önemliydi.
Nitekim Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Sabah El-Salim El-Sabah sabah saatlerinde en son şunu söylemişti. “Biz ABD’nin ortağıyız, memuru değil” Bu ifadeleri yine millet meclisi bakanı Casim El-Harafi de ABD’nin İran’a yönelik bir darbe girişiminde bulunması durumunda ne gibi bir tavır sergileyeceklerine yönelik soruda tekrar etti.
Bu sözleri, İran’a karşı ABD’nin askeri operasyonlara başlama ihtimaliyle ilintilendirmemek gerekir. Bu, ABD’nin Ortadoğu’ya ilişkin herhangi bir siyasi projesi de olabilir. Bu sekiz Arap ülkesi çıkarlarını desteklediği sürece ABD’yi destekleyecektir. Nitekim bu desteğin de sonsuza dek sürmeyeceğini belirtmek gerekiyor.