Moskova-Washington ilişkilerinde beklenenler Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
Makale
05 Nisan 2007 · 13:23

Moskova-Washington ilişkilerinde beklenenler

Putin kendisini, Çar Büyük Petro ve Çariçe II. Katerina’nın halefi olarak görüyor. Bu kimseler büyük bir güce sahip olan Rusya’nın yapımcılarıydı

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in Şark’ul Evsat’ta yayınlanan 5 Nisan 2007 tarihli yazısını arkadaşımız Furkan TORLAK çevirdi.

 

Moskova-Washington ilişkilerinde beklenenler

 

Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerde belirginleşen nokta bir karmaşadır. Başkan Vladimir Putin Amerikan politikası ve gidişatını beğenmezken (Rus) Dışişleri Bakanı Rusya’nın çıkarlarının ABD’yle ortaklıktan yana olduğunu söylüyor. Diğer taraftan Washington silahların yayılmasının engellenmesi çerçevesinde Rusya’yla dayanışmaya gitmeye çalışırken Rusya sınırlarında Moskova ve birçok Rus’un büyük derecede kışkırtıcı bulduğu politikalar güdüyor.

 

Tüm bunlar yaşanırken radikal İslam iki ülkeyi de tehdit ediyor ki bu da dünyadaki nükleer güçler arası dayanışmayı zorunlu kılıyor. Öte yandan çevre ve küresel ısınma gibi dünya çapında çözülmesi gereken sorunlar da var. Çıkarların iç içe bulunduğu şu durumu göz önünde bulundurulursa kimse soğuk savaş istemiyor ve kimse bunu yapabilecek durumda da değil. Ancak bu yeni soğukluk, barışçıl ve harika bir uluslar arası düzenin geleceği açısından gerçekten tehlikeli…

 

İki ülke de bu noktaya yaklaşık olarak aynı zamanda yönetimi ele alan liderlerin hareketinin gölgesinde ulaştı ve her ikisi de yakın zamanda yönetimden ayrılacak. Dikkat çekici bir nokta da iki lider arasındaki şahsi ilişkiler kapsamlı ilişkilerden büyük ölçüde daha yapıcı idi ve her ikisinin elinde de fırsat vardı. Nitekim şahsi güven çerçevesinde politikaların yürütülmesi belli sınırlarda daha kolaydır. Şu surumda iki lider de kalan süreleri boyunca uzun soluklu dayanışmanın temellerini zayıflatan bazı kaygı verici olayları çözmelidir.

 

Şu anda karşılıklı bir çekimserlik söz konusu. ABD, Rusya içerisindeki eğilimlerden rahatsız; Rusya’nın İran’ın nükleer konusunda sert bir tavır takınmadığını hissediyor; Rusya’nın eski imparatorluk döneminde parçaları olup da şu anda bağımsızlığa kavuşan ülkelerle sert ve sürpriz yollarla yaptırıma gittiğini düşünüyor. Rusya ise ABD’nin kendisini küçümsediği ve zorluklarını hesaba katılmasını istediği, ancak Rusya’nın taleplerine saygı göstermediği hissine kapılıyor. Sorunlar yeterli müzakereler yapılmadan başlıyor ve ABD kabul edilemez şekilde Rusya’nın iç işlerine karışıyor.

 

Putin kendisini, Çar Büyük Petro ve Çariçe II. Katerina’nın halefi olarak görüyor. Bu kimseler büyük bir güce sahip olan Rusya’nın yapımcılarıydı. Yine her ikisi de önde gelen reformculardandı. Putin ve birçok Rus ise Sovyetler sonrası tarihe karşı darbeci girişime kalkışan deneyimleri temsil ediyorlar. Ancak tarih de Rus imparatorluğuna ilişkin hassasiyetleri de yaratmıyor değil!

 

Amerika’nın içerisinde 11 ayrı zaman dilinimin bulunduğu Rusya’nın hızlı değişimler yaşanan merkezi bölgelere komşu olduğunu göz önünde bulundurması gerekiyor. Bu bölgeler Avrupa, Ortadoğu, Çin, Hindistan ve Japonya. Atlas’tan Pasifik’e cazibe merkezi onun gözetiminde hareket ediyor. Ancak Rus politika üretimine ilişkin görüş bildirdiğimizde içerleyici bir durum var: “Size Rusya sorunundan bahsettiğimizde ilgileneceğinizi söyleyerek yanıt veriyorsunuz. Oysa biz sizden onla ilgilenmenizi değil onu anlamınızı istiyoruz.”

 

Amerika ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilmesi için Amerika’nın uluslar arası vesayet noktasındaki ısrarcı yönelişi ile Rusya’nın diplomatik idare noktasında bir güç olduğunu vurgulama eğilimini yeniden yapılandırmak gerekiyor.

 

ABD ve Rusya’nın en büyük nükleer güç olma nitelikleri dolayısıyla nükleer silahlanmaya karşı özel bir sorumluluk hissetmeleri gerekiyor. Her ikisi de bu hedefi dikkate alarak meselenin bu yönüne eğilmeleri gerekiyor. Şu anda İran ilgilenilmesi zorunlu olan bir konu!

 

Burada sorun şu: Eğer anlaşmazlık taktik ise bu anlaşmazlık nerede doğdu? Acaba İran’ın nükleer gücü konusunda yahut diplomatik çalışmalar noktasında farklı bir değerlendirme mi söz konusu?  İran ne zaman geri dönüşü olmayan nükleer güç seviyesine yahut noktasına gelecek? Bu sorulara verilecek cevaplar belirlenecek taktikleri yönlendirecektir; taktikler bu soruları değil! Tabi ki bu noktada Rusya’nın İran’a nükleer yakıt gönderimini durdurmaya ilişkin son kararını göz önünde bulundurmak gerekiyor.

 

ABD’nin Rusya’yla ilişkilerinde en fazla hassas olan psikolojik yanı yeni bağımsızlığa kavuşan cumhuriyetlerle ilgili… Bu cumhuriyetler önceden Rus imparatorluğunun bir parçasıydı. Birçok Rus bu cumhuriyetlerle farklı devletler olarak ilişki kurmayı düşünme noktasında zorluk yaşıyor. Özellikle de klasik Rus yönetim merkezine yakın olan cumhuriyetler noktasında… İşte bu noktada Rusların, Amerika’nın Rus güvenliğini ihlal ettiğini düşünerekten canı sıkılıyor.

 

Bu konu iki tarafın da oto kontrolünü gerektiriyor. NATO’nun şu anki sınırları dışına çıkaran genişlemesini şiddetle destekleyen birisi olarak ciddi bir provakatif durum olmadıkça daha fazla genişlemek beni de rahat ettirmiyor. Buna karşın Rusya da ABD’nin Ukrayna, Gürcistan gibi ülkelerle uluslar arası barışçıl düzenin ana unsuru olan gerçek bir bağımsız ülke gibi davrandığı gerçeğini kabullenmek zorundadır.

 

Burada ana tehdit edici unsur Rusya içi gelişimin Amerikan-Rus ilişkilerine etkisi noktasında belirginleşiyor. Bu konunun iki yönü var. Bunlardan birincisini şu soruda özetlemek mümkün: Rusya’nın içerideki tutumunun Amerika’nın tavır ve yönelişine etkisinin boyutu nedir? İkincisini ise ABD’nin Rusya’nın içerisindeki gelişmelere nüfuzunun boyutlarıyla ilgili. Acaba bu etki tavsiye yoluyla mı yoksa baskı yoluyla mı olmalı!

 

İlk sorunun cevabı noktasında Rus liderlerin Amerika’nın genel görüşünün ulusla tarihiyle şekillendiği gerçeğini idrak etmeleri gerektiğini söyleyebiliriz. Nitekim Rusya’nın de genel perspektifi kendi ulusal tarihi yoluyla şekillenmektedir. ABD diğer toplumlara insan haklarına saygı çerçevesinde hükmedecektir. Birçok açıdan bu bakış açısı Amerikalı başkanların önündeki yolun belirleyicisi olacaktır.

 

Rusya içerisindeki dönüşüme dönük değişimi baskı yoluyla desteklemek izlenmesi güç birçok sorun doğurur. Rusya’nın içerisindeki durum tarihi olarak otokratik bir gelenekten geliyor ve Sosyalist ideolojiye dayalı yönetimin düşüşü yeni fırsatlar yarattı. Bu durumda batı tarzı bir demokratik düzen Rus siyasi tarihi enkazı üzerine kısa zamanda kurulamaz. Şu halde Putin’in Rusya’sının bir dönüş sürecinden ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Bu süreç, içine kapalı Rus yönetiminin süratli globalleşmenin talepleriyle etkileşimiyle ortaya çıktı. Bu düzen Rusya’nın diktatör geçmişinin unsurlarıyla merkezi bürokratik devletin unsurlarını ihtiva ediyor. AB ile dost Amerika arasındaki dayanışmaya dönük ilişkilerse önü açık fırsatları ortaya çıkarıyor.

 

Şu anda Rusya’da genel durum diktatör yönleriyle birlikte merkeziyetçi devletin kalıntılarını temsil ediyor. Tabi ki bu durum Rus tarihinin geçmişine nazaran çok daha yumuşak… Rusya’nın her tür olumlu politikası, iç gelişimi ve demokratik kriterlere daha fazla uyumu hedefliyor. Bu gelişime etki eden etmenler yerel olmalı; dışarıdan değil! Aynı şekilde Rusya’daki politik gelişimi sınırlandırma çabası taşımayan adımların da büyük ölçüde Rusya’daki otokratik düzen eğilimlerini güçlendireceğini dikkate almak gerekiyor.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 19.08.2026 17:15 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/makale/251/moskova-washington-iliskilerinde-beklenenler