PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
1989 yılında Berlin duvarı yıkılışıyla Sovyetler Birliği çöküşe geçmiş; Kırım Türkleri neredeyse Sovyetler Birliği tarihi boyunca cezalandırılmıştı...
Tarih 18 Mayıs 1944’ü gösteriyor; Kırım Türkleri bir gece vakti Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Josef Stalin’in sürgün kararını öğreniyordu. 2. Dünya savaşı sırasında Nazi Almanya’sıyla işbirliği yapmayla suçlanan Kırım Türkleri, Kabartay, Kazakistan, Özbekistan ve Sibirya’ya sürülüyordu.
Kararın duyurulmasının ardından kent ve köy meydanlarında toplanan 420 bin Kırım Türk’ünü, 40 gün sürecek bir sürgün yolculuğu bekliyordu. Yolculuk sonunda yaklaşık 200 bin kişi hayatını kaybedecek, sağ kalanlar ise uzun yıllar boyu zor şartlarda yaşam mücadelesi verecekti.
Stalin, sürgün sonrası Karadeniz’in kuzeyindeki Kırım yarım adasının Slavlaştırılması için bölgeye çok sayıda Rus göçmen yerleştirdi. Stalin dönemi Kırım Türkleri için bir felaketti; sosyal hakları ellerinden alınmış bir halk “vatana ihanet” suçlamasıyla cezalandırılıyordu.
Sürgün yılları
Gürcü Stalin sonrası Sovyetler Birliğinin başına geçen Ukraynalı Nikita Kruşçev, Stalin’i acımasızlık ve hoşgörüsüzlükle suçluyordu. Kruşçev döneminde kısmen rahatlayan Kırım Türkleri kültürel faaliyetlere başladı; eğitim imkânına kavuştu. Sürgün cezasının kaldırılması için kitlesel faaliyetler başlatan Kırım Türkleri Kruşçev’e gönderdikleri heyetler aracılığıyla haklarını talep etti. Kruşçev ise Kırım Türklerinin kitlesel harekete dönüşen faaliyetlerini kontrol altında tutmaya çalıştı; Rusya’ya bağlı Kırım eyaletini de Rus-Ukrayna kardeşliğinin 1000. yılı münasebetiyle Ukrayna’ya bağladı.
Kırım Türkleri, Kruşçev sonrası devlet başkanı olan yine Ukrayna asıllı Leonid Brejnev döneminde de mücadeleyi sürdürdü. Sonunda Sovyetler Birliği Hükümeti 5 Eylül 1967’de yayınladığı bir kararname ile Kırım Türklerine haksızlık yapıldığını kabul etti. Ancak bu karar Kırım Türklerine yurda dönüş hakkı tanımıyordu.
Kırım Türkleri 1987 yılında 6 Temmuz – 5 Ağustos tarihleri arası tam bir ay boyunca Kızıl Meydanda gösteri düzenledi. Mihail Gorbaçov döneminde hazırlanan bu kitlesel protestolarla birlikte Kırım Türklerinin “vatana ihanet” suçu kaldırıldı. 1989’da Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı’nı kuran Kırımlılar 1990 yılı Temmuz ayında da yurtlarına dönme hakkını kazandı.
Yurda dönüş
1989 yılında Berlin duvarı yıkılışıyla Sovyetler Birliği çöküşe geçmiş; Kırım Türkleri neredeyse Sovyetler Birliği tarihi boyunca cezalandırılmıştı. Ancak yurda dönüş hakkını kazanan Kırımlıların sürgün yılları henüz bitmemişti. Rusya’nın dört bir yanına dağılmış Kırım Türklerinin vatana dönüşü hiç de kolay olmayacaktı.
Sovyetler Birliği’ne dağıtılmış Kırım Türklerinin bir kısmı birkaç ay süren yolculukları sonrası Kırım’a ulaştı. Ancak kalacak yerleri, işletecek toprakları yoktu. Çadırdan şehir kuran Kırım Türklerinin sayısı gittikçe artmış; yurda dönenlerin sayısı 260 binleri bulmuştu. Ancak onlar bir zamanlar çoğunluğunu oluşturdukları Kırım’da azınlığa dönüşmüştü. Artık 2 milyon civarında nüfusu olan Kırım’ın % 67’si Rus, % 22’si ise Ukraynalıydı.
Kendi vatanında azınlığa dönüşen Kırım Türkleri uzun mücadeleler sonucu Kırım Yüksek Sovyet’inin kendilerine 14 Ekim 1993 tarihli kararla 14 kişilik bir parlamento kotası ayırmasını sağladı. Nihayetinde 10 Nisan 1994 seçimleri sonrası Kırım Milli Kurultayı listesinden 14 temsilci parlamentoya girmeyi başardı.
Kırım Türklerinin talepleri
Kırımlı Türklerin şu anda bağımsızlık gibi afaki bir siyasi talebi yok. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Abdulmecid Kırımoğlu iki ana siyasi taleplerinin olduğunu söylüyor. Bunlardan birincisi kendi dillerine devlet dili statüsü tanınması. Ülkenin resmi dili olan Ukraynaca’nın yanı sıra Rusça yürürlükte. Kırım Türkleri dillerinin devlet dili haline gelmesini ve kendi dillerinde eğitim hakkı istiyorlar. İkinci talepleri ise yasama ve yürütme mekanizmalarında görev alabilmek. Nitekim Kırımoğlu, Kurultay’ın resmi sitesinde yayınlanan röportajında bağımsız bir devlet kurma niyetinde olmadıklarını vurguluyor.
Kırımoğlu sosyal alandaki en önemli problemlerininse toprak sorunu olduğunu söylüyor. Uzun mücadeleler sonucu hükümetten 46-48 bin müstakil arsa almayı başaran Kırım Türkleri Ukrayna Toprak Kanunu’nun başlı başına bir problem olduğunu düşünüyor. Zira bu kanunun kabulü sırasında sürgündeki Kırımlı Türklerin geri dönüşü hesap edilmemiş. Bu yüzden sürgünden dönen Kırımlı Türklerin % 80’i toprak sahibi olamamış.
Turuncu devrimle Ukrayna’nın başına gelen Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko Kırım Türklerinin yanında gözüküyor. Ancak Rus yanlısı Başbakan Viktor Yanukoviçi liderliğindeki muhalefet nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın başı dertte. Ukrayna daha çok Kırım’ın merkeze bağlı kalmasını ya da Kırım’ın tam bağımsızlığını savunuyor. Rusya ise Karadeniz kıyılarında önemli bir konuma sahip Kırım’ı geri almanın peşinde. Kimi aydınlara göreyse Küçük Kaynarca anlaşmasına bağlı olarak Rusya’nın Kırım’ı başka bir ülkeye bırakması durumunda Osmanlı’ya Kırım üzerinde hak talep etme imkanı doğuyor. Kırım Türklerininse şu anda yüzleşmek zorunda olduğu çok daha acil sorunlar var.
Kaynak: Renkli