PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Siyasal analizcilere göre AB, yeni dönemde ABD ile Blair kadar sıcak olmasa bile Chirac kadar da soğuk politikalar izlemeyecek.
Son yıllarda AB'nin üç baş aktörü, Almanya, Fransa ve İngiltere’deki liderlik değişiklikleri ile AB’nin geleceği yeniden şekilleniyor. Ancak bu yeniden şekillenme süreci ABD-AB arasındaki farklılığı asgari düzeye indirecek şekilde gelişiyor.
2005 sonlarında Almanya Başbakanlığı görevini üstlenen Angela Merkel, 2007’de Fransa Devlet Başkanlığı görevine gelen Nikola Sarkozy ve İngiltere’nin başına geçmesi beklenen Gordon Brown AB’nin aktif politika yürütmesinden yana isimler.
AB’nin aktif politika izlemesi öngörülen yeni süreçte Ortadoğu politikaları ve ABD ile ilişkiler önemli gözüküyor. Siyasal analizcilere göre AB, yeni dönemde ABD ile Blair kadar sıcak olmasa bile Chirac kadar da soğuk politikalar izlemeyecek.
Aslında Fransa’nın yeni devlet başkanı Sarkozy’nin Chirac’ı ABD ile soğuk ilişkiler dolayısıyla eleştirmesi ve atadığı Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in İran’ın nükleer programı konusundaki sert demeçlerine bakılırsa AB’de şahinler döneminin yükselişe geçtiği de söylenebilir.
Angela Merkel’in AB dönem başkanlığı görevine geldiğinden beri ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice’dan pek de farklı olmayan Ortadoğu politikaları zaten biliniyor. Selefi Blair kadar ABD yanlısı politikalar izlemesi beklenmeyen Gordon Brown’un da Irak işgalini başından beri savunan İşçi Partisi kurmaylarından olması ve Irak işgalinin arkasında duran yeni demeçleri İngiltere açısından durumun yeni dönemde pek de değişmeyeceğini gösteriyor.
Bu şartlarda ne Türkiye ne de başka bir ülkenin AB’yi ABD’ye karşı bir denge unsuru olarak görmesi zorlaşıyor. Öte yandan Sarkozy’nin Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki tavizsiz duruşu yeni süreçte Türkiye’nin elini kolunu bağlayacağa benziyor.
Türkiye’deki bazı çevreler ABD ve Yahudi lobilerinin Sarkozy üzerindeki etkisini düşünerek bu kanalların Türkiye’nin AB üyeliği yönünde Sarkozy’yi etkilemesini ümit ediyor. Asıl sorun da burada yatıyor. Bu beklenti, Türkiye’yi ABD ve Yahudi lobilerine daha fazla muhtaç kılacağa benziyor.
ABD’nin yeni Ortadoğu projeksiyonu Türkiye-Irak ilişkileri bağlamında ele alındığında Türkiye lehine gözükmüyor. AB ile ilişkilerde Türkiye’nin ABD ve Yahudi lobilerine daha fazla ihtiyaç duymasının Türkiye’nin Kuzey Irak politikalarını etkileyeceğini düşünürsek bu etkinin pasif kalma yönünde gelişmesi bekleniyor. Şu halde Kuzey Irak’a düzenlenecek her türlü operasyonun -Washington’un kaygı duyacağı şekilde- Rusya-İran bloğundan ilham alacağının tahmin edilmesi hiç de zor olmayacak!
Kaynak: Renkli