Filistin Ekonomisinin İsrail'e Bağımlılığı Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
Makale
09 Nisan 2006 · 20:57

Filistin Ekonomisinin İsrail'e Bağımlılığı

Elizabeth Young Washington Enstitüsü’nün Ortadoğu’da Barış Süreci Projesi’nde çalışan bir araştırma asistanıdır. Young’un bu makalesi arkadaşımız Tuba KARASU tarafından çevrildi.

Uluslar arası Yardım Örgütü Hamas yönetimindeki Filistin’e yardım etme konusunda tutumunu belirlemeye çabalarken, Filistin ekonomisinin İsrail’in vereceği kararlara bağlı olduğu gerçeğini hatırlamak çok önemlidir. Geçen yıl bu örgüt Filistin’e yardım olarak 1.4 milyon dolar yardım yapmıştır. Ancak İsrail’in bu miktarı ticaret ilkeleri, İsrail'deki Filistinli işçiler ve topladığı vergi miktarlarıyla etkileme olanağı vardır.

 

Ticaret

 

Şu anki prosedürlere göre Filistin’in bütün ithalat ve ihracatı İsrail’in kontrolünden geçmek zorunda. Şu an Gazze’de sadece iki giriş noktası açık tutulmakta, bunlar da çok ciddi kısıtlanmalara uğrayıp sıklıkla kapatılmaktadır. Filistin otoritesi 22 Martta İsrail’in önerisini kabul etmiş ve Mısır’dan gelen yardım mallarının İsrail-Mısır- Gazze sınırındaki Kerem Shalom’dan geçirilmesine izin verilmiştir.

 

Filistin’e giren ve çıkan malların ana kontrol noktası önceden “Karni”ydi; ancak İsrail burayı 2006’da çok uzun bir süre için kapattı. İsrail ve Filistin 15 Kasım 2005’te Gazze’den Mısır’a geçen Rafah’taki giriş çıkışlar üzerine bir anlaşma imzalamışlardı. Buna rağmen Refah’tan Mısır’a giden hiçbir Filistinli kamyonun dönmesine izin verilmedi. İsrail Mısır’dan Gazze’ye gidişte, bu yol yerine hiçbir şekilde silah kaçakçılığına izin vermeyeceği Kerem Shalom’un kullanılmasını istiyor. Filistin’de daha çok denetime sahip olduğu ve daha fazla ticaret hacmine sahip olan Karni’nin bir daha açılmamasından korktuğu için bu yolu kullanmayı reddediyor.

 

İsrail bu yıl Karni’yi olası patlama ve kaçakçılık tehlikelerini öne sürerek 15 Ocak- 4 Şubat, 22 Şubat- 4 Mart ve 14- 20 Mart tarihleri arasında kapattı. Karni Ocak 2005’te bombalı intihar saldırılarının hedefi halindeydi. İsrail Savunma Bakanı Shaul Mofaz Karni’nin durumunun daha belli olmadığını son günlerde yaşanan olaylar sonucunda belirleneceğini belirtti. Bu açıklamalardan sonra Karni sadece 9–13 Mart ve 21 Mart tarihlerinde sınırlı olarak açıldı.

 

Bu kapatmalar ihracatta en az 17 milyon dolarlık –ki bu miktar 2005’teki Filistin’in ihracat gelirlerinin yaklaşık yüzde üçüne denktir- kayba neden oldu. Ayrıca çok dayanmayan tarım ürünlerinin yaklaşık yüzde 40’ı (çilek, çiçek, domates ve benzeri) da sınırların yeniden açılmasını bekleyen tırların içerisinde bozuldu. Bu ürünlerin birçoğu da Quartet özel elçisi James Wolfensohn ve bazı Amerikan hayırseverlerin 14 milyon dolara aldığı İsrail’in küçük yerleşim birimlerindeki seralarda yetiştirilmişti. İsrail’in bu sınır kapatma kararları Gazze’deki ithalatı da etkiledi. Bu ithalatların içinde yalnızca satılmak için gelen mallar değil Gazze için gönderilen yardımlar da vardı. Haftalardır The United Nations Relief and Works Agency (UNRWA) and World Food Programme Gazza nüfusunun yüzde 63’ünü karşılayan ilaç ve yardımı Gazze içine sokamadı. Mart’ın ilk haftalarında temel gıda maddelerinin fiyatları çok fazla yükseldi, örneğin unun fiyatı bir hafta içerisinde yüzde 25 yükseldi.

 

İsrail’deki İşçiler

 

2000 yılındaki ikinci intifadanın patlak vermesinden önce, Filistinli işçilerin yüzde 22’si İsrail’de ya da yakınlarındaki yerleşim birimlerinde çalışıyordu. İntifada sırasında bu rakam yavaş yavaş düşerken Dünya Bankası 2005’te yaklaşık 44,800 Filistinlinin günlük olarak İsrail’de çalıştığını ve bunların 7,400’ünün İsrail’in izniyle veya yabancı pasaportlarıyla, 18,800’ünün yasal olarak, 18,600’ünün ise yasadışı olarak çalıştığını öne sürdü. Bu rakamların içine Doğu Kudüs’te çalışan ve son beş yıl içerisinde sayıları neredeyse aynı kalan işçiler dâhil değildir. Bunların hepsi birlikte değerlendirildiğinde ise bu işçiler tüm Filistinli çalışanların yüzde 10 ‘unu oluşturuyor ve Filistin gelirinin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor.

 

Dünya Bankası’na göre, 2000 yılında Filistin ekonomisi, gelirinin yüzde 21’ini sınırlarının dışından sağladığı için, dünyanın en fazla dışa bağımlı ekonomilerinden biriydi. Ayrıca Dünya Bankası Filistinlilerin bu yolla ihracatta İsrail’e bağımlılıktan uzak durdurmaya çalıştıklarını, bununla birlikte bu ara dönemde işçiliğin korunmasına da önem verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

 

Bu kurum ayrıca 10 bin Filistinlinin daha İsrail’de çalışmasına izin verilmesi durumunda bunların 120 milyon dolar gibi bir rakama tekabül edeceğini ve bunun Filistin’in ulusal gelirini yüzde 2.5 oranında küçülteceğini de öngörmüştür. Bu durumun işsizliğin yüzde 22, fakirliğin yüzde 43 ve açlığın yüzde 22’lerde olduğu Filistin ekonomisine çok önemli etkileri olabilir.

 

İsrail 2007 sonunda çalışan yabancı işçi oranını düşürüp Filistinlilere verilen bütün çalışma izinlerini iptal edeceğini açıklamıştır. Şu anki yönetmelikler çalışanların 35 yaşında olmasını ayrıca evli ve çocuk sahibi olmalarını zorunlu kılıyor. Ancak son politik gelişmeler bu süreci zorlaştırıp hızlandırabilir. Bu arada da Purim (Yahudi bayramı) ve seçimler sebebiyle “terörist” saldırılardan korkulduğu için 11 Mart’tan bu yana hiçbir Filistinli işçinin İsrail’e girişine izin verilmemektedir. Bu yasaklamanın ne zamana kadar süreceği ise henüz belirsizliğini korumakta.

 

Vergi Gelirleri

 

İsrail ve Filistin hükümetinin 1994’te birlikte imzaladığı Paris Protokolü’ne (Oslo Ateşkes Anlaşmasının bir parçası) göre Batı Yaka ve Gazze için İsrail tarafından yönetilen bir gümrük birliği kurmuşlardır. Buna göre İsrail Batı Yaka ve Gazze için gelen her ithal mal için belirli bir vergi almakta, ayrıca katma değer vergisi adıyla Filistin’e girmek için İsrail’den geçmek zorunda olan her türlü maldan da para almaktadır. İsrail Maliye Bakanı 2005’te her iki yolla toplanan vergilerin aylık takriben 75 milyon dolar olduğunu belirmiştir. İsrail bu tutardan, Filistinlilerin İsrail’i boykot için yıllardır ödemediği elektrik ve su faturalarının tutarlarını da kesmektedir. Maliye Bakanı 6.5 milyon elektrik, 2.2 milyon su, 3.2 milyon Batı Yakası giderleri için ve 3.1 milyon da sağlık ve temizlik giderleri için olmak üzere aylık olarak toplam 15 milyon dolar kesmektedir.  

 

Bunların sonucunda İsrail’den Filistin’e geçen miktar, aylık olarak takriben 60 milyon dolar civarındadır. İsrail hükümeti Şubat ayı ortalarına kadar Filistin lehine topladığı bu vergilerden hep kesintiler yaptı. Bu kararla ilgili şikâyetleri değerlendiren Wolfensohn; Filistin’in bir İsrail şirketi olan Dor Alon’dan aldığı benzinin ödemelerinde bu kesintileri kullanan Quartet’e bir mektup yazdı. Maliye Bakanı yardımcısı Jihad al-Wazir’e göre aylık 66 milyon dolar olarak belirlenen bu faturalar İsrail’in kestiği toplam paraya neredeyse eşit miktardadır.

 

Şu an Dor Alon, İsrail ve Filistin arasında beklenilen bir eşitlik durumu belirmeye başlamıştır. Şubat ayı sonlarında Filistin’in çeklerinin karşılıksız çıkması üzerine Dor Alon derhal petrol sevkıyatını askıya almıştı. Dor Alon İsrail’i de bu tartışmanın içine çekmeye çalışmış; ancak Başbakanlık bunu özel ticari bir tartışma olarak niteleyerek bu olaya karışmayı reddetmiştir. İsrail’in bu olayın çok büyütülmemesi yönündeki açıklamalarına rağmen, Filistin’in ödeme hatası yüzünden yine bir kriz yaşanıp yaşanmayacağı belirsizdir.

 

Sonuç

 

İsrail- Filistin ekonomik ilişkilerinin gelecekteki konumu hala çok değişkendir. Hamas Hükümeti “terörden” vazgeçmediği ve kendisini tanımadığı sürece İsrail vergi geliri transferini sürdürecek gibi gözükmemektedir. Hatta bu transferin İsrail’in güvenlik endişeleri sebebiyle daha da fazla kesintiye uğrayacağı belirtilmektedir. İsrail’in bu konu hakkındaki kararları hayırseverlerin Filistin’e yapılan yardımların devamı hakkında verecekleri kararlara benzemektedir.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 19.08.2026 16:44 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/makale/47/filistin-ekonomisinin-israil-e-bagimliligi