İran'da dış yaptırımlardan değil tamamen içerideki oligarşiden kaynaklanan bir ekonomik kriz yaşanıyor.
Bu ekonomik kriz beceriksizliğin değil, hedefli bir politik mühendisliğin ürünü.
Peki bir hükümet neden kasıtlı bir ekonomik krizi önlemiyor? Çünkü hükümet bu krizi yaratan oligarşinin bir parçası, öte yandan oligarşi sadece yürütme gücüne değil yasma ve yargı gücünün de önemli bir kısmına hakim.
İran'da oligarşinin sözcüsü olmayan ekonomistler aylardır 'ekonomik darbe (coup d'etat) hazırlığı" uyarısı yapıyordu. Geçtiğimiz hafta hazırlık aşamasından uygulama aşamasına geçtiler.
Krizin sebebini ve bu ekonomik darbenin hedefini anlayabilmek için öncelikle bahsettiğimiz oligarşiyi tanımamız gerekiyor.
İran'daki oligarşi, neoliberal ekonomi modelinin bir sonucu.
1980'li yılların sonları neoliberalizmin hakim olduğu yıllardı tüm dünyada olduğu gibi İran'da da bu model tek kurtuluş reçetesi olarak alıcı buldu.
Neoliberal modelin İran'daki mimarı Haşimi Rafsancani'ydi; ancak birkaç istisna dışında sonraki tüm hükümetler bundan asla sapmadı.
8 yıllık Hatemi hükümeti, Ahmedinejad'ın 8 yıllık hükümetinin son 4 yılı, 8 yıllık Hasan Ruhani hükümeti ve mevcut hükümet bu model sayesinde oligarşiyi besleyip büyüttü. İbrahim Reisi, fark yaratmaya çalışsa da hükümeti kısa sürdü.
İran'da devrimden sonra devletçiliği hedefleyen bir ekonomik anlayış vardı.
Daha sonra 'reformcu' adını alacak olan siyasi kesim o dönemde özel sektöre şiddetle karşıydı. Bu yüzden onlara 'solcu', Rafsancani gibi özel sektörün güçlendirilmesinden yana olanlara da 'sağcı' deniyordu.
Solcular, Hatemi döneminde 'reformcu' adını aldı. ABD elçiliğinin işgalinden tövbekar oldu, 'sağcılar' gibi özelleştirmeyi savunmaya başladı.
Rafsancani'nin Ahmedinejad'a karşı aldığı ilk seçim yenilgisi 'sağcılar' ile 'reformcu' adını alan 'solcuların' ittifakının da miladı oldu.
Rafsancani'nin prensi olan Hasan Ruhani'nin hükümeti bir neoliberal 'sağcı-solcu (reformcu) koalisyonuydu.
Rafsancani döneminde başlatılan sonraki dönemlerde de gelişerek süren özelleştirmeler bir oligarşik sınıf yaratıyordu. Hasan Ruhani döneminde bu sınıf bugünkü sultanlığını kazandı.
Oligarşi, küresel sermaye ile ortak olmak istiyor; ancak İslam Cumhuriyeti'nin ana omurgası ve geleneksel değerleri buna izin vermiyor.
Oligarşi bu yüzden, "Ne Gazze ne Lübnan" diyor. Ekonomik sorunların sebebi olarak 'Direniş Ekseni'ni gösteriyor. ABD-İsrail karşıtlığını sorguluyor ve ülkenin tek kurtuluş yolunun ABD ile anlaşmak olduğunu söylüyor.
Ülkenin füzelerle değil, diplomasiyle ve 'dünya' ile uzlaşarak kurtarılabileceğini savunuyor.
ABD daha önce sözde anlaşma söylemine sahipken bunlar nükleer anlaşma yaptılar, anlaşmayı sorgulayanları linç ettiler.
ABD anlaşmayı bozduktan sonra da bu kez tetik mekanizmasının ülkeyi felakete sürükleyeceğini iddia ederek ABD'nin şartlarında anlaşmaya yeniden dönmeyi savundular.
Trump'ın ikinci döneminde açıkça teslimiyet dayatması da İran oligarşisinin çözüm modelini değiştiremedi.
12 günlük savaştan hemen sonra oligarşiye ait tüm medya "paradigma değişikliği" önerdi. 150'den fazla reformcu parti ve örgüt, ortak bildiri yayımlayıp Trump'la anlaşma (teslim) önerdi.
Kendilerinin imzaladığı tetik mekanizmasının hiç de felaket getirmediği görüldü.
Bu oligarşi, sanılanın aksine sadece özel sektörden oluşmuyor. Oligarşinin yüzde 80'ini yarı özel devlet holdingleri oluşturuyor. Bu holdingler milyarlarca dolarlık sermayeyi yurtdışında tutuyor. Ama hükümet bunlara hiçbir yaptırım uygulamıyor. Ekonomik krizin beceriksizlikten değil, kasıtlı olduğunun ispatı da işte bu.
Yarı özel bu holdingler, doların fiyatıyla istedikleri gibi oynuyor ve bazen düşürerek bazen yükselterek rantlarına rant ekliyor.
Aylardır darbe uyarısı yapan ekonomistler, oligarşinin halkı sokaklara dökmeye çalıştığını söylüyor.
Ekonomik krizin sorumlusu olan oligarşi, sahip olduğu muazzam medya gücü sayesinde bu krizden çıkış için rejimin değişmesi gerektiğini ve ABD ile anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.
Sonuç
Mevcut ekonomik kriz sonrası üç tip gösterici sokaklara çıktı.
1-ABD ve İsrail beslemeleri
2-Oligarşinin güdebildiği kesim,
3-Olup bitenin farkında olan ve devletin hala oligarşinin hakimiyetinde olmayan temiz kesimlerini harekete geçirmek isteyen kesim.
Sokaklara ilk ikisi hakim olursa Amerika ve İsrail, 3'üncüsü hakim olursa İran halkı kazanacak.