Amerika ve İsrail rejimi, artık tahammül sınırlarını zorlamaya başlayan savaşı bitirmek için dün büyük bir kumar oynadı.
Trump, önce Fars Körfezi’ndeki İran adalarını ele geçirme tehdidini savurmuş; ardından İran’ın petrol ihracatının yüzde 90’ını gerçekleştirdiği Harg Adası’ına sınırlı bir saldırı yapmıştı.
Dün ise çok daha tehlikeli bir adım attı, İran’ın Buşehr ve Aseluye’deki enerji altyapısını bombaladı.
İran Harg Adası’ndaki petrol ihraç terminaline saldırıyı kırmızıçizgi olarak ilan etmiş ve enerji altyapısını hedef alacak her türlü saldırıya karşı bölgedeki tüm ABD bağlantılı enerji altyapısını vuracağını açıklamıştı.
Enerji tesislerinin vurulması doğrudan İran halkının ekonomik altyapısını yok etmek yani hayatına kastetmekti.
ABD ve İsrail dünkü saldırıyla İran liderliğine ‘ya ateşkesi kabul eder ve artık tahammülümüzü aşan bu savaştan kaçmamıza izin verirsin ya da ekonomik altyapını çökertir ve halkını açlığa mahkum ederiz’ mesajı verdi.
Bir trilyon dolarlık savunma bütçesi olan ABD-İsrail koalisyonu, 8 milyar dolar savunma bütçesine sahip olan İran’a karşı elinin çok güçlü olduğuna inanıyordu.
Trump’ı, müzakere sürdürdüğü İran’a karşı 28 Şubat’ta savaşa heveslendiren işte bu orantısız kuvvet üstünlüğüydü.
Savaş başladı, İran’da ne rejim devrildi ne de yeni liderlik Trump’a teslim oldu.
Tam aksine satranç ustası İran halkı, kendisine dayatılan bu savaşı, 1979’daki güncellemek için fırsata dönüştürdü.
Yakın zamana kadar İran’da savaş olmaması için Amerika ile mutlaka uzlaşmak gerektiğini savunanların sesleri baskındı. Direniş Ekseni’ni stratejik derinlik olarak savunanlar değil, onu yük olarak görenler seçim zaferi kazanıyordu.
Amerikan karşıtlığı slogancılık, ona boyun eğmek ise akılcılık ve gerçekçilik olarak görülüyordu.
28 Şubat’tan itibaren ise kentlerin meydanlarını “şehit bilge liderin” yolunun sürdürülmesini ve onun gösterdiği hedeflerin gerçekleştirilmesini talep eden milyonlar dolduruyor.
11 Şubat 1979’daki bir aşk devrimiydi. İran’da 28 Şubat 2026’dan beri tanık olduğumuz ise kıyaslanmayacak kadar büyük bir aşk ve akıl devrimi.
1979’daki devrime lider yol göstermiş ve liderlik halkı ilkeler ve hedefler doğrultusunda seferber etmişti.
Bu yeni devrime ise önceki devrimin ilkelerini bugünkü hedeflere göre güncellemiş motivasyonlu ve adanmış halk yol gösteriyor.
İran halkı, silahlı kuvvetler yeni bir bölgesel denklem yaratıncaya kadar ateşkesin reddedilmesini hedef olarak gösteriyor.
Siyasi liderlikten de silahlı kuvvetlerin önünü açmasını istiyor.
Amerika ve İsrail, İran’daki bu yeni devrimi savaşın ikinci haftasında fark edebildi. Rejim devirme kuruntularını çöpe atmak zorunda kaldı.
Bu yüzden enerji altyapısına sınırlı bir saldırı yaptılar ve daha büyük saldırı tehditleriyle, İran liderliğini ateşkese mecbur etmeye çalıştılar.
Ancak bu da tıpkı ilkinde olduğu gibi bir poker blöfüydü. ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısını yok edebilecek bir silah üstünlüğü olduğu doğruydu; ancak bu blöf bir satranç oyuncusunun davranışını değiştirmesi için yeterli olmayacaktı.
İran onlardan bu adımı beklediği için zaten daha önce böylesi bir saldırıya karşı atacağı adımları söylemiş ve aslında sonraki hamleleri de planlamıştı.
ABD ve İsrail'in İran’ın enerji altyapısını hedef alan adımı, savaşı askeri hedeflerle sınırlı tutmaya çalışan İran'a aslında çok daha küresel etkileri olacak yeni hedefler armağan etmiş oldu.
İran, daha önceki uyarılarına uygun olarak sözünü tuttu ve dün gece Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki enerji altyapısına ağır darbe vurarak cevap verdi.
Saldırının tekrarlanması halinde de bölgedeki tüm ABD bağlantılı petrol ve gaz tesislerini yok edeceğini açıkladı.
İran’ın dünkü cevabı, Trump'a blöfünün aslında bir intihar saldırısı olduğunu göstermiş oldu.
Trump kendisine ait Truth Social adlı sosyal medya platformundan şu açıklamayı yaptı:
"İsrail, Ortadoğu'da yaşananlardan duyduğu öfke nedeniyle İran'daki Güney Pars Doğalgaz Sahası olarak bilinen büyük bir tesise şiddetli bir saldırı düzenledi.
Tesisin nispeten küçük bir bölümü vuruldu. ABD bu saldırıdan haberdar değildi ve Katar'ın hiçbir şekilde bu saldırıyla ilgisi yoktu, hatta böyle bir saldırının olacağından haberi bile yoktu.
Ne yazık ki, İran da bunu veya Güney Pars saldırısıyla ilgili diğer önemli gerçekleri bilmiyordu ve haksız ve adaletsiz bir şekilde Katar'ın LNG doğalgaz tesisinin bir bölümüne saldırdı.
İran, bu son derece önemli ve değerli Güney Pars Sahası'na yönelik olarak, akıllıca olmayan bir şekilde çok masum bir ülkeye, bu durumda Katar'a saldırmaya karar vermedikçe, İsrail tarafından başka hiçbir saldırı yapılmayacaktır.”
Trump bu açıklamayla saldırının ABD’den bağımsız olarak İsrail tarafından yapıldığını ve zaten çok da küçük olduğunu vurguluyor ve böylece İsrail’i otobüsün altına atıp felaketten kurtulmaya çalışıyordu.
Trump, gerçi açıklamasının devamında savaştaki inisiyatifin kendilerinde olduğu imajını yaratabilmek için şunları da söylemişti:
“Bu durumda ABD, İsrail'in yardımı veya rızasıyla veya rızası olmadan, Güney Pars Doğalgaz Sahası'nın tamamını İran'ın daha önce hiç görmediği veya tanık olmadığı bir güç ve kuvvetle havaya uçuracaktır. İran'ın geleceği üzerindeki uzun vadeli etkileri nedeniyle bu düzeyde şiddet ve yıkıma izin vermek istemiyorum, ancak Katar'ın LNG tesisine tekrar saldırı düzenlenirse, bunu yapmaktan çekinmeyeceğim."
Ancak İran, çok daha önce yine satranç ustalığını göstermiş ve bir sonraki hamlede karşı tarafı açmaza düşürmüştü.
Zira dün Suudi Arabistan ve Katar'daki petrol tesislerine düzenlediği saldırıdan sonra kendi petrol tesislerine yönelik saldırıların artması halinde bu ülkelerdeki enerji altyapısına çok daha şiddetli saldırılar düzenleyeceğini açıklamıştı.
Dolayısıyla kumarbaz Trump’ın bu blöfünü de ciddiye alan olmadı ve onun bu açıklaması İsraillileri kızdırdı.
ABD ve İsrail rejiminin enerji altyapısını hedef alan son kumarı kaybetmesi, İran’a yeni bir stratejik üstünlük kazandırdı.
Şu an Hürmüz Boğazı’na hakim rolüyle Körfez trafiğini istediği gibi yöneten İran, Körfez’e bağlı olmayan iki noktayı da meşru bir hedef olarak vurma hakkı kazandı.
Bu iki noktadan biri Emirliklere ait Fuceyra limanı, diğeri de Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Yenbapetrol tesisleri.
İran, enerji altyapısına yönelik son saldırıdan aldığı meşru savunma inisiyatifiyle Hürmüz Boğazı’na bağımlı olmayan iki büyük petrol ihraç noktasını devre dışı bıraktı.
Bu sonucu, Trump’ın kumarı, İran’ın ise satranç ustalığı yarattı.