PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
Allame Muhammed Hüseyin Fadlullah bu konuşmayı Dr. David Hold başkanlığında Orta Doğu üzerine çalışan bir grup ABD’li öğrenciye hitaben yaptı. Beyyinat dergisinin 39. sayısında yayımlanan konuşma metnini arkadaşımız Furkan TORLAK çevirdi.
İslam dini, öğreti ve yasaları itibariyle insan hakikatini göz önünde bulundurmuştur. Genel çizgi ve yönelişlerini bu doğrultuda sunan İslam, insanlar arası ilişkilerde diyalogu ön plana çıkarmıştır.
Kanaat oluşturma; düşünce ve eylemleri değiştirme; ortak değerler üzerinde yoğunlaşma ve çeşitli sorunların çözümü noktasında İslam dini hep bu metodu kullanmıştır ki bu metot insan fıtratıyla, salim akılla ve ahlaki değerlerle uyumludur. Nitekim adalet, iyilik ve sevgi üzerine kurulu bir dünya yaratmanın ana şartı da bu metottur.
Bu çerçevede insanın insanla diyalog kurması gerektiği gerçeğine vurgu yapmamız gerekiyor. Müslümanlarla Hıristiyanlar, Müslümanlarla Yahudiler, Müslümanlarla Batılılar ve Müslümanlarla laikler arasında gerçekleşecek herhangi bir diyalogu da bu çerçevede değerlendirmeliyiz.
İnsanlar arası ilişkilerde şiddet kullanımını desteklememiz söz konusu olamaz. Öte yandan sivillere yönelik terör eylemlerine de karşıyız ve halkların kendi kaderlerini belirleme gibi bir hakka sahip olduğuna da inanmaktayız.
Öyleyse herhangi bir ülkenin bir başka ülkeyi işgal etmesine kesinlikle karşı çıkmalıyız. Bir halkın lehine diğer bir halkın kendi bölgesinde tecrit edilmesine karşı çıkmalıyız. Biz, bir başka insanla aramızdaki ilişkilerde kendi insanlığımızı yaşamak istiyoruz.
İnsanların, dinsel, düşünsel ve kültürel farklılıklarını görüyoruz. Dolayısıyla her insanın diğer insanın varlığını kabul etmesi gerekiyor. Herhangi bir konuda ihtilafa düşmemiz bir başka insanın varlığını inkâr etmemizi gerektirmez. Bilakis bakış açısını anlamalı ve görüşüne saygı duymalıyız.
Bizler elbette barışından yanayız. Ancak dünyada şiddetin devam etmesi için müstekbirler hareket etmektedir. Nitekim büyük devletlerin ekonomik rotasını çizdiği küreselleşmenin de dünyayı fakirleştirdiğini görmekteyiz.
Bu noktada bize düşen sorumluluk, dünyanın fakirleşmesine karşı topluca mücadele vermektir. Özellikle Afrika ve üçüncü dünya ülkelerine yardım etmeliyiz. Silahlanma ve yıkımlarla dolu savaşlar için milyarlarca dolar harcamak yerine bu halklara yardım etmeli; bu halkları fakirlikten kurtarmalıyız.
Biz ABD yönetiminin politikalarına karşı çıksak da ABD halkının gösterdiği dostane tavrı seviyoruz ve bu halka yönelik herhangi bir düşmanlığa karşı çıkıyoruz. Biz tüm dinlerin ve tüm medeniyetlerin herhangi bir halka düşmanca davranmayı onayladığını düşünmüyoruz. Bizim dışımızdakiler de halkımıza saygı göstermeli ve halkımıza düşmanca davranmamalıdır.
Biz teröre karşıyız; karşılıklı anlayıştan ve halkların birbiriyle diyalog kurmasından yanayız. Halklar arası dostane ilişkilerin güçlendirilmesinden yanayız. İslam şiddet yollu baskıdan, işgal ve tuğyandan uzak durulmasını ve tüm insanların diyalog kurmalarını, karşılıklı görüşmelerini ve birbirlerini tanımalarını istemiştir.