
YDH- Intel Sky'dan Telal Nahle, Ürdün’den Girit’e, Diego Garcia’dan Körfez hattına uzanan son askerî trafiğin, büyük bir çatışmanın altyapısının tamamlandığını düşündürdüğünü; meselenin artık hazırlığın niteliği değil, devreye alınacağı takvim ve hedef seti olduğunu öne sürdü.
Telal Nahle'ye göre, 18 Ocak itibarıyla gelen bilgiler, gözlemcileri “spekülasyon” aşamasından çıkararak “savaş quorumu tamamlanmış” bir evreye taşırken, sahada yalnızca büyük ölçekli savaşların hemen öncesinde görülen son derece hassas bir seferberlik sürecinin işlediğini gösteriyor.
Nahle, askeri terminolojide “quorum” olarak adlandırılan, kritik kararların alınabilmesi için gerekli asgari yetkili ve unsur eşiğinin bu konuşlanmayla birlikte sağlanmış olabileceğine işaret ediyor: Bu durum, önümüzdeki günlerde bölgedeki askeri hareketliliğin seyrini belirleyecek temel faktörlerden biri olacak.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) “CORONET” kodlu konuşlanma hareketliliğine ilişkin istihbarat değerlendirmeleri, Washington’un Ortadoğu’da uzun süreli ve yüksek yoğunluklu bir hava harekâtına hazırlandığını ortaya koyuyor.
Rapora eşlik eden askeri uçuşlar ve üs faaliyetleri, Ürdün’ün fiilen ana taarruz üssü hâline getirildiğine işaret ediyor.
İstihbarat değerlendirmesine göre, İngiltere’deki RAF Lakenheath Üssü’nden havalanan iki adet C-17 askeri nakliye uçağının (REACH 183 ve REACH 180), F-15E Strike Eagle savaş uçaklarının hemen ardından Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’ne intikal etmesi, sıradan bir intikalden ziyade kalıcı bir operasyon planlamasına işaret ediyor.
Raporda, söz konusu C-17’lerin personel değil, yeni konuşlandırılan F-15E’ler için yer destek ekipmanları, yedek parçalar ve özel mühimmat taşıdığı belirtiliyor.
Kaynağa göre, savaş uçaklarıyla birlikte bakım ve destek paketlerinin de bölgeye taşınması, bunun yalnızca bir güç gösterisi değil, uzun süreli operasyonlara yönelik bir hazırlık olduğunu gösteriyor. Bu çerçevede Ürdün’ün, taktik savaş uçakları için ana harekât ve çıkış üssü konumuna yükseltildiği değerlendiriliyor.
Raporda, CENTCOM sorumluluk sahasında hâlihazırda yaklaşık 35 adet F-15E Strike Eagle bulunduğu tahmin ediliyor. Değerlendirmede, F-15E’lerin tercih edilmesinin tesadüf olmadığı vurgulanıyor.
F-15E’ler; yüksek mühimmat taşıma kapasitesi, derin taarruz kabiliyeti ve uzun süre havada kalabilme özellikleriyle özellikle güçlendirilmiş hedeflere yönelik saldırılar için tasarlanmış platformlar olarak öne çıkıyor. İstihbarat analizine göre bu sayıda uçağın varlığı, tek bir sortide yüzlerce hedefe yönelik eş zamanlı saldırı kapasitesi anlamına geliyor.
Öte yandan, Girit’in Hanya kentinde yaşanan bir gelişme de raporda dikkat çekici başlıklardan biri olarak yer alıyor. TABOR 83 çağrı kodlu bir F-15E’nin planlanan rotasını tamamlamayıp acil iniş için Hanya’ya yönlendirilmesi, Girit’in operasyonel rolüne dair soru işaretlerini artırdı.
Değerlendirmede, yoğun Amerikan askeri faaliyetleriyle birlikte Girit’in yalnızca bir geçiş noktası değil, ateş hattından uzakta bir “arka hat” ve alternatif komuta merkezi olarak konumlandırıldığı hipotezi dile getiriliyor.
Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü ise raporda “aldatıcı sessizlik” başlığıyla ele alınıyor. Diğer askeri nakliye uçakları bölgeden ayrılırken, REACH 866 çağrı kodlu uçağın Diego Garcia’da kalmaya devam etmesi, burada B-2 veya B-52 gibi stratejik bombardıman uçaklarına lojistik destek sağlandığı ihtimalini güçlendiriyor.
İstihbarat değerlendirmesine göre, bu tür bombardıman uçaklarının sivil radar sistemlerinde görünmemesi nedeniyle üsse dair sessizlik, “harekâta hazır” bir duruma işaret ediyor olabilir.
19 Ocak sabahı itibarıyla yapılan saha değerlendirmesinde, konuşlanmanın ana unsurlarının tamamlandığı belirtiliyor.
Buna göre; Ürdün derin taarruzlar için F-15E’lerin konuşlandığı “mızrak ucu”, Ürdün ve İsrail hattı füze savunması için THAAD sistemleriyle “kalkan”, Diego Garcia stratejik bombardıman uçakları için “çekiç” ve Girit ise ateş hattından uzakta bir “komuta merkezi” olarak tanımlanıyor.
Raporda ayrıca zamanlama vurgusu da yer alıyor. 18 Ocak’ta bölgeye ulaşan savaş uçaklarının tam muharebe hazırlığına ulaşabilmesi için genellikle 24–48 saatlik bakım, mühimmat yüklemesi ve personel dinlenmesi süresine ihtiyaç duyduğu hatırlatılıyor.
Bu sürenin, bir uçak gemisinin bölgeye varışıyla açılabilecek olası operasyonel pencerenin hemen öncesine denk gelmesi dikkat çekici bir gösterge olarak değerlendiriliyor.