
YDH- El-Ahbar'da yer bulan analizinde Muhammed Hacavi, Tahran ve Washington arasındaki görüşmelerin nükleer dosyadaki kırmızı çizgilerinden milim sapmadığını vurgulayarak İran’ın masaya oturmadan hemen önce, 2 bin km menzilli Hürremşehr-4 füzesini hizmete soktuğunu; bu hamleyle mesajlarını net bir şekilde muhataplarına ilettiğini ifade ediyor.
Sekiz ayı aşkın bir kesintinin ardından İran ve ABD, diplomatik kanalları Umman’ın başkenti Maskat’ta yeniden hareketlendirdi. Ancak bu geri dönüş; keskin görüş ayrılıkları, derinleşen karşılıklı güvensizlik ve karamsar bir atmosferin gölgesinde gerçekleşti.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki İran heyeti ile ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Wittkof başkanlığındaki Amerikan heyeti, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaydi’nin arabuluculuğunda dolaylı bir görüşme trafiği yürüttü.
Tartışmalı başlıklarda somut bir ilerleme kaydedilemezken, tarafların üzerinde uzlaştığı tek nokta diyaloğu sürdürme iradesi oldu.
Diplomatik kaynaklar, görüşmelerin temel odak noktasının bir "müzakere çerçevesi" oluşturmak olduğunu ancak yaklaşımlardaki yapısal farklılıklar nedeniyle bu konuda bile ortak zemin bulunamadığını aktarıyor.
Müzakere masasına taşınan konuların içeriği ve taleplerin sınırları konusundaki uçurum varlığını koruyor.
ARKA PLAN: İran yeni füze şehrini tanıttı
Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer dosya ile sınırlı kalması gerektiğini vurgulayarak uranyum zenginleştirme hakkından taviz vermeyeceğini yineliyor.
Buna karşılık Washington, bu hakka kategorik olarak karşı çıkıyor ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarının derhal İran dışına çıkarılmasını şart koşuyor.
Yaklaşık altı saat süren temasların ardından süreci "iyi bir başlangıç" olarak niteleyen Arakçi, son aylarda zirve yapan güven bunalımının en büyük engel olduğunu belirtti. İran televizyonuna konuşan Arakçi, tehdit ve baskı dilinin terk edilmesinin temel şart olduğunu belirterek, sonraki turların takvimi ve formatının Umman aracılığıyla netleşeceğini ifade etti.
Umman cephesi görüşmeleri "oldukça ciddi" şeklinde tanımlarken, Amerikan tarafındaki sessizlik dikkat çekti. Ancak sızan bilgiler, ABD heyetindeki yapısal değişikliğe işaret ediyor. Trump’ın damadı Jared Kushner ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ın heyette yer alması, Washington’ın sürece askeri ve siyasi ağırlığını daha doğrudan yansıtma isteği olarak yorumlanıyor.
Özellikle Amiral Cooper’ın varlığı, Trump’ın ikinci döneminde İran ile yapılan dolaylı görüşmelere katılan ilk yüksek rütbeli askeri yetkili olması bakımından kritik önem taşıyor.
Öte yandan Reuters, bölgesel kaynaklara dayanarak Tahran’ın zenginleştirme seviyesi ve bölgesel bir konsorsiyum gibi teknik detaylarda esneklik gösterebileceğine dair sinyaller verdiğini iddia etti.
Maskat’taki bu tur, geçtiğimiz yıl başlayan ancak İsrail’in ABD katılımıyla İran nükleer tesislerine düzenlediği askeri saldırı sonrası Haziran ayında kesilen sürecin devamı niteliğinde.
ARKA PLAN: Maskat masasında generallerin baskısı
AYRICA OKUYUN: İran’ın diplomatik iradesi sınandı: Müzakere çerçevesi korunuyor
Sahadaki askeri gerilim, diplomasi masasına da doğrudan yansıyor. Nitekim görüşmelerden hemen önce İran Devrim Muhafızları, en gelişmiş balistik füzesi olan Hürremşehr-4'ü hizmete soktuğunu duyurdu.
Devrim Muhafızları Siyasi Başkan Yardımcısı Yadullah Cevani, bu hamleyi "müzakere masasında olsak da askeri yeteneklerimizden vazgeçmeyiz" mesajı olarak tanımladı. 2 bin kilometre menzilli ve elektronik harbe dayanıklı bu füzenin ilanı, ABD ve İsrail’in "füze programına kısıtlama" taleplerine karşı Tahran’ın çizdiği kırmızı çizgiyi simgeliyor.
Sonuç olarak; diplomatik kanallar açık tutulmaya çalışılsa da, müzakerelerin başarısız olma ve yerini askeri çatışmaya bırakma ihtimali masadaki ağırlığını koruyor.
AYRICA OKUYUN: İran, Maskat masasını kendi çizgisine çekti
İran tarafındaki askeri hazırlık dozunun artması da bu senaryonun ciddiyetini doğruluyor.
Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi’nin, İran’ın askeri doktrinini "savunma"dan "saldırı"ya geçirdiğini ve "ezici misilleme" politikasını benimsediğini açıklaması, bölgedeki güç dengelerinin ne denli hassas bir eşikte olduğunu gösteriyor.
Çeviri: YDH