Görünmez mayınlardan optik güdüme: İran’ın çok katmanlı deniz seti

25 Şubat 2026

Washington’un artan askeri baskısına karşı Tahran; mayın, sürat botu, balistik ve hipersonik füze katmanlarından oluşan entegre savunma mimarisiyle Fars Körfezi’nde olası bir çatışmada Amerikan donanmasını yapısal bir riskle karşı karşıya bırakıyor.

YDH- Washington ve Tahran hattında yükselen askeri retorik, Fars Körfezi ve çevresinde son yılların en kritik güç konuşlandırmasına sahne olurken ABD yönetiminin azami baskı stratejisini askeri sahaya tahkim ederek uçak gemisi görev gruplarını bölgeye sevk etmesi, İran’ın asimetrik deniz doktrini ile doğrudan karşı karşıya gelme riskini doğurdu. 

Uzmanlara göre, İran’ın denizdeki ilk direnç halkası, agresif ve ileri düzey zekâya dayalı mayın döşeme stratejisi. Tahran; taban, ses ve manyetik duyarlılığa sahip gelişmiş deniz mayını cephaneliğiyle Hürmüz Boğazı ve kritik geçiş güzergâhlarını saatler içinde ulaşıma kapatma kapasitesine sahip.

Kıyı topçu ateşinin koruması altında, çatışma koşullarında bu mayınların temizlenmesinin askeri açıdan "imkansıza yakın" olduğu değerlendiriliyor. Bu, devasa Amerikan platformlarının hareket alanını baştan daraltan stratejik bir pratik olarak konumlanıyor.

İkinci ve çok daha yıkıcı senaryo, Devrim Muhafızları Donanması’nın binlerce sürat teknesiyle (Zülfikar, Aşura, Tarık) gerçekleştireceği toplu saldırıdır. 90 knot hıza ulaşabilen bu botlar, kısa menzilli gemisavar füzeler ve torpidolarla donatılmış birer su üstü mermisi işlevi görüyor.

Amerikan gemilerindeki Phalanx gibi yakın savunma sistemleri teknik olarak aynı anda sınırlı sayıda hedefi angaje edebilirken; 50 ila 100 botun aynı anda, farklı açılardan gerçekleştireceği bir "sürü saldırısı", Aegis radarlarını ve savunma mekanizmalarını aşırı yükleyerek gemiyi savunmasız bırakıyor.

Bu taktiksel kuşatma, milyon dolarlık SM-6 önleme füzelerini birkaç bin dolarlık asimetrik unsurlara karşı harcatarak, filonun mühimmat depolarını (VLS hücrelerini) çatışmanın ilk evresinde kritik seviyenin altına indirmeyi hedefliyor.

Ayrıca sürat teknelerinin yarattığı bu yoğun termal ve akustik gürültü, Amerikan muhriplerinin AN/SPY-1 radarlarını alt frekanslarda veri çöplüğüne boğarak, asıl ölümcül darbeyi vuracak olan gemisavar füzelerin 'temiz bir koridordan' sızmasına zemin hazırlamaktadır.

═══════════════════════════════
İran, Seyyad-3G'yi sahneye çıkardı: 150 kilometrelik yeni hava kalkanı
═══════════════════════════════

Tahran, gemisavar balistik füze geliştirme kapasitesiyle bu alanda dünyada parmakla gösterilen mahdut güçler arasında yer alıyor.

Fars Körfezi füzesi, bin 500 poundluk devasa bir harp başlığını Mach 3 hızının üzerinde hedefe ulaştırıyor. Yatay seyreden seyir füzelerinin aksine, balistik füzeler çok yüksek irtifadan dik bir açıyla iniş yapar.

Bu açı, Amerikan gemi radarlarının en kör noktasına hitap ederek engellemeyi neredeyse imkansız kılıyor.

Bu füzelerin çarpma anındaki saf kinetik enerjisi, patlayıcı olmasa dahi bir uçak gemisinin katlarını delip geçerek nükleer reaktörleri veya yakıt depolarını imha etmeye yetecek düzeydedir.

Ayrıca, radyasyon önleyici arayıcı başlıklarıyla donatılmış Hürmüz serisi füzeler, Amerikan muhriplerinin radar şemsiyesini doğrudan hedef alarak tüm filoyu kör bırakma kapasitesine sahip.

Bu teknik üstünlük, yalnızca bir mühimmat kapasitesi değil, aynı zamanda savunma literatüründe "karşılıklı imha" dengesini deniz sahasına taşıyan stratejik bir sıçramadır. 

Özellikle hipersonik manevra kabiliyetiyle birleşen bu balistik vuruş gücü, Batılı donanmaların on yıllardır yatırım yaptığı çok katmanlı hava savunma mimarisini, teknik bir anakronizme dönüştürerek işlevsiz kılmaktadır.

═══════════════════════════════
İran, Ebu Mehdi füzesiyle Fars Körfezi'ndeki deniz caydırıcılık kapasitesini genişletiyor
═══════════════════════════════

İran’ın füze envanterindeki çeşitlilik, operasyonel esnekliği de beraberinde getiriyor:

• Zülfikar Basir: 700 kilometre menzilli, ayrılabilir ve güdümlü savaş başlığına sahip bu katı yakıtlı füze, yüksek doğruluğuyla hareketli deniz hedeflerini avlıyor.

• Fetih Mübin: Termal görüntüleme kamerası (IIR) sayesinde gece ve olumsuz hava koşullarında bile son aşamada hedefi belirleyip imha eden bir "hibrit" teknoloji sunuyor.

• Kasım Beşir: 1.200 kilometre menzile sahip olan bu sistem, Mach 10 hıza ulaşan ara aşaması ve Mach 5 hızındaki son aşamasıyla savunma sistemlerini atlatırken, uydu navigasyonuna ihtiyaç duymadan 1 metre hassasiyetle vuruş yapabiliyor.

İran’ın savunma piramidinin zirvesinde, dünyadaki güç dengesini sarsan hipersonik füzeler (Fettah ailesi) yer alıyor.

Mach 5'in çok üzerinde hızlarda uçan ve atmosfer içinde/dışında öngörülemez manevralar yapabilen bu füzeler, modern hiçbir savunma sistemi (Arrow-3, Patriot, THAAD) tarafından durdurulamıyor.

Gerçek Vaat 3 Operasyonu, bu füzelerin çok katmanlı Batı savunma şemsiyesini nasıl delip geçtiğini sahada kanıtlamış bir referans niteliğindedir.

Bir uçak gemisini vurmak, sadece füze ateşlemek değil, 30 knot hızla hareket eden bir mobil kaleyi anlık takip etmektir.

═══════════════════════════════
İranlı askeri uzmandan uçak gemilerini 'batırmadan bitirmek' için 3 yöntem
═══════════════════════════════

İran; askeri uydular, Muhacir-6 gibi keşif dronları ve ufuk ötesi radarlarla kurduğu entegre bilgi ağıyla bu geometrik bilmeceyi çözmüş durumda. Dronlardan gelen anlık telemetri verileri, hipersonik ve balistik füzelerin uçuş bilgisayarlarına işlenerek, mobil üsleri hassas vuruşlu birer hedef haline getiriyor.

İran’ın asıl kozu eş zamanlı yoğun saldırı (saturation attack) doktrinidir. Senaryoya göre, önce ucuz Şahid-136 intihar dronları filonun üzerine salınır, savunma füzeleri ve radarlar bu ucuz hedeflerle meşgul edilir.

═══════════════════════════════
İran'ın Hut torpidosu, uçak gemilerini menzil dışına itiyor
═══════════════════════════════

Savunma kapasitesi doygunluğa ulaştığı anda, yer altı tünellerinden fırlatılan Nur, Kadir ve bin km menzilli Ebu Mehdi seyir füzeleri su yüzeyine yakın (sea-skimming) uçuşla radarların altından sızarak ölümcül darbeyi indirir.

Sonuç olarak, Pentagon’un Fars Körfezi’ndeki geleneksel deniz hakimiyeti projeksiyonu; İran’ın görülemez hipersonik teknolojisi ve önlenemez doygunluk taarruzu doktrini karşısında yapısal bir felce uğratıyor.

Bu tablo, olası bir sıcak temas anında Amerikan yüzer kalelerinin birer stratejik varlık değil, denizin derinliklerine mahkûm edilmiş devasa çelik tabutlara dönüşeceğini askeri bir kesinlikle teyit ediyor.