İranlı savunma uzmanı Mecid Recebi, ABD’nin bölgeye gönderdiği nükleer tahrikli uçak gemilerinin batırılamayacağını, ancak “mission kill” stratejisiyle görev dışı bırakılabileceğini savunarak 3 yöntem öne sürdü.
YDH- İranlı savunma ve güvenlik stratejileri uzmanı Mecid Recebi, Batı Asya’da tırmanan gerilim ve ABD donanmasının bölgedeki tahkimatlarını değerlendirdiği açıklamasında, Washington’un bölgedeki askeri varlığının ve uçak gemisi görev gruplarının stratejik sınırlarına dair çarpıcı iddialarda bulundu.
Recebi'nin açıklamaları, Trump yönetiminin maceraperestliğinin bir göstergesi olarak USS Gerald R. Ford uçak gemisi görev grubunun Karayipler'den İran’a doğru yola çıkarıldığı sırada geldi.
Abraham Lincoln uçak gemisi görev grubunun halihazırda Umman Denizi'nde konuşlu olduğunu hatırlatan Recebi, Gerald R. Ford ile birlikte her iki nükleer tahrikli uçak gemisinin de on yıllarca kesintisiz su üzerinde kalabilme kabiliyetine sahip, 90’a yakın hava aracı ve 5 bin personel taşıyan "tepeden tırnağa silahlanmış askeri kaleler" olduğunu vurguladı.
╰┈➤ İran Deniz Kuvvetleri Komutanı: Düşmanların hareketlerini gece gündüz izliyoruz
Bu devasa yapıların batırılabilirliği konusundaki tartışmalara açıklık getiren Recebi, ne İran ordusunun ne de bizzat ABD’nin kendi uçak gemilerini "batıramayacağını" ifade etti. Bu görüşünü 2005 yılında USS America gemisi üzerinde yapılan ve 25 gün süren başarısız batırma testlerine dayandıran Recebi, gemilerin batmamasını üç ana teknik nedene bağladı:
►Çift cidarlı gövde yapısı,
►Hasar alan bölgeyi anında izole eden "bal peteği" tasarımı
►Yan yatmayı engelleyen yedek yüzdürebilirlik sistemleri.
Recebi, bu gemilerin ancak iç kısımlarına yerleştirilen ağır patlayıcılarla kontrollü bir şekilde batırılabileceğini, dolayısıyla "Hard Kill" (sert imha) yönteminin bu ölçekteki yapılar için imkansız olduğunu söyledi.
Olası bir savaş durumunda teslimiyetin söz konusu olmadığını vurgulayan Recebi, gemiyi batırmak yerine onu savaş dışı bırakacak olan "Mission Kill" (görev iptali) kavramının hayati önemde olduğunu dile getirdi.
Recebi’ye göre uçak gemisinin "uçak fırlatma, indirme ve yönlendirme" görevlerini engellemek, gemiyi batırmakla aynı stratejik sonucu doğuruyor.
════════════════════════════
İran Ordu Sözcüsü: Amerika'nın uçak gemileri menzilimizde
════════════════════════════
Uçak gemilerinin operasyonel kabiliyetini bitirecek stratejik bir üçleme sunan Recebi, geminin tüm harekat gücünün dayandığı üç hassas noktanın hedef alınması gerektiğini belirtti. Uzman, gemiyi batırmaya çalışmak yerine şu üç ana unsurun devre dışı bırakılmasının savaşı bitireceğini ifade etti:
-
Kalkış sistemleri ve güverte dengesi: Recebi’ye göre ilk hedef, uçakların havalanmasını sağlayan güverte ve fırlatma sistemleridir (catapult). Özellikle yeni nesil elektromanyetik sistemlerin yüzey dengesine karşı aşırı duyarlı olduğunu hatırlatan uzman, bir hipersonik füzenin harp başlığı patlamasa bile 10 Mach hızla güverteye çarpması sonucu oluşacak fiziksel deformasyonun, uçak kalkışlarını imkansız hale getireceğini ve geminin saldırı gücünü sıfırlayacağını belirtti.
-
Komuta merkezi ve ada yapısı: İkinci kritik nokta olarak geminin "beyni ve kulağı" niteliğindeki radar ve muhabere sistemlerinin toplandığı "ada" bölümünü işaret eden Recebi, bu kısmın şarapnel parçalarına karşı son derece hassas olduğunu vurguladı. Uzman, 50 kilogramlık patlayıcı taşıyan hafif bir İHA’nın bu birime çarpması durumunda geminin hedef tespit kabiliyetini kaybederek "kör ve sağır" kalacağını, bu durumun gemiyi savunmasız bir kütleye dönüştüreceğini dile getirdi.
-
İtki sistemleri ve nükleer reaktör hattı: Üçüncü zayıf halka olarak geminin hareket kabiliyetini sağlayan itki sistemlerini gösteren Recebi, ağırlık merkezinin altında patlayacak bir torpidonun yaratacağı "Kamçı Etkisi" (Whipping Effect) sayesinde güç şaftlarının eğilebileceğini ve nükleer reaktör soğutma borularının hasar görebileceğini ifade etti. Bu durumda reaktörün güvenlik gereği kendini kapatacağını ve geminin hareketsiz bir "ölü hedefe" dönüşeceğini aktaran Recebi, II. Dünya Savaşı, Vietnam ve 1991 Irak Savaşı'ndan örnekler vererek gemilerin batmadan da savaş dışı bırakılabileceğini anlattı.
1000 kilometreyi aşan menzili, yapay zeka destekli navigasyon sistemi ve gelişmiş radar tespitini zorlaştıran tasarım özellikleriyle Ebu Mehdi, İran'ın uzun menzilli deniz saldırı envanterinde önemli bir evrimi temsil ediyor.
Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Alireza Tengsiri, füzenin stratejik amacını "Düşmanı kıyılarımızdan uzaklaştırmak ve geri püskürtmek" sözleriyle özetledi.
ABD’nin kendi zayıf noktalarını bildiği için operasyonel yükü koruma gemilerine dağıttığını ve yoğun bir hava savunma şemsiyesi kurduğunu kabul eden Recebi, İran’ın İsrail’e karşı uyguladığı "sistemleri doyuma ulaştırma" taktiğinin uçak gemisi görev grupları üzerinde de başarılı olabileceğini iddia etti.
Recebi, çok sayıda füze ve İHA göndererek savunma katmanlarını aşmanın ve maliyeti artırarak ABD’yi ateşkese zorlamanın mümkün olduğunu söyledi. Yemen’deki Ensarullah güçlerinin bir ABD uçak gemisini sert manevra yapmaya zorlayarak güverteden uçak düşmesine sebep olduğu örneğini hatırlatan Recebi, bu tür baskıların ABD donanmasını bölgeyi terk etmeye mecbur bıraktığını ifade etti.
════════════════════════
Ensarullah: Lincoln Kızıldeniz'e yaklaşamaz
════════════════════════
Son olarak, savunma odaklı bir doktrinin kesin yenilgi getireceğini vurgulayan Recebi, savaşın süresini kısaltmak ve maliyetleri düşürmek için doğrudan uçak gemisi görev gruplarını hedef alan şiddetli ve ofansif bir taarruz stratejisinin izlenmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.
.png)