İsrail: Lübnan'a Suriye üzerinden saldırdık

29 Mart 2026

İsrail ordusu, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri üzerinden ilk kez Lübnan’ın güneyindeki Şeba Çiftlikleri bölgesine sınır ötesi sızma operasyonu düzenlediğini açıkladı.

YDH- Times of Israel'e göre, İsrail ordusu, bölgesel tırmanışın bir parçası olarak, işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri'nden Lübnan'ın güneyine yönelik nadir bir sınır ötesi sızma harekâtı gerçekleştirdiğini duyurdu. 

Pazar günkü, işgal ordusu açıklamasına göre; İsrail ordusunun 810. Dağlık Bölge Tugayı komutası altında faaliyet gösteren yedek askerlerden oluşan elit Alpinist Birliği, ilk kez Suriye topraklarından Lübnan'a geçerek sınır hattında "nokta atışı" bir operasyon icra etti. 

╰┈➤ Colani "vekil" güç olduklarını doğruladı

╰┈➤ Colani'den İsrail'e savaşmama taahhüdü

İsrail ordusu, bu intikalin bölgedeki "terör örgütlerinin" mevzilenmesini engellemek ve düşman altyapısını tespit etmek amacıyla yapıldığını iddia etti. 

Suriye'de yaşananlar bizi zayıflatmaz
Direnişe Vefa bloku üyesi milletvekili Hasan Fadlullah, 9 Aralık 2024 günü, "Suriye'deki olaylar tüm ciddiyetine rağmen bizi zayıflatamaz. Biz bu toprakların ve ülkenin evlatlarıyız.'' dedi

Yapılan resmî açıklamada, dağ komandolarının özel yeteneklerini kullanan birliklerin, Suriye'nin eş-Şeyh Dağı bölgesindeki derin karların ve zorlu dağlık arazinin içinden yürüyerek Lübnan'ın güneyindeki Şeba Çiftlikleri bölgesine geçtiği, burada istihbarat toplama ve keşif faaliyetleri yürüttüğü belirtildi. 

İki taraf arasında herhangi bir çatışma yaşanıp yaşanmadığına veya can kaybı olup olmadığına dair ek bir detay paylaşılmadı.

Kar ve düşük sıcaklıklarda muharebe konusunda uzmanlaşan Alpinist Birliği, ocak ayında askerleri Şeyh Dağı'nın zorlu ve ekstrem hava koşullarına hazırlamak üzere tasarlanan yıllık eğitim tatbikatları serisini tamamlamıştı.

Suriye hava kuvvetleri tamamen yok edildi
İsrail, 10 Aralık 2024 günü, Suriye'deki askeri hedeflere yönelik geniş çaplı operasyonlar düzenlediğini ve bu saldırılarla gelişmiş silahların "düşmanların eline geçmesini engellemeyi amaçladığını" duyurdu.

İşgal varlığının başbakanı Netanyahu daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in ''ne Esed rejimini deviren isyancı grubun ne de yeni kurulan Suriye ordusunun Şam'ın güneyine girmesine izin vereceğini'' belirtmişti. 

Hizbullah'tan İsrail'in Suriye'deki saldırılarına tepki

Hizbullah, darbe sonrası İsrail’in Suriye topraklarına yönelik artan saldırılarını kınayarak bunları “tehlikeli bir saldırganlık” olarak niteledi; uluslararası toplumun ve özellikle Arap-İslam dünyasının sessizliğinin ise Tel Aviv’i daha cüretkâr adımlar atmaya teşvik ettiğini vurguladı.

"Güney Suriye'nin, yani Kuneytra, Dera ve Süveyda vilayetlerinin, yeni rejimin güçlerinden tamamen arındırılmasını ve silahsızlandırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, Güney Suriye'deki Dürzi toplumuna yönelik hiçbir tehdide de müsamaha göstermeyeceğiz," diyen Netanyahu, bölgedeki kırmızı çizgilerini açıkça çizmişti. 

HTŞ, İsrail'i sorun değil çözüm olarak görüyor
İsrail'in casusluk teşkilatı Mossad’ın emekli görevlisi Mordechai Kedar, HTŞ'nin önde gelen liderleriyle irtibat halinde olduğunu belirtti ve muhalif grupları “İsrail’in dostları” olarak nitelendirerek, bu grupların İsrail’i bir çözüm yolu olarak gördüğünü ve Esed hükümeti ile bağlantılı İran ve Hizbullah gibi güçlerden kurtulmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Bu kapsamda, İsrail ordusu Mayıs 2025'te Şeyh Dağı bölgesinde eski meşru Suriye hükümetine ait merkezî askerî karargâhı tespit ederek imha etmiş; operasyon sırasında topçu sistemleri, havan topları, roketatarlar, patlayıcılar ve kara mayınlarını barındıran sığınaklar ile geniş çaplı bir silah zulası da ele geçirilmişti.


İsrail kuvvetleri, Beşşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından, büyük kısmı iki ülke sınırındaki Birleşmiş Milletler (BM) devriyesindeki tampon bölgede olmak üzere Suriye'nin güneyindeki dokuz farklı noktaya konuşlanmıştı; bu askerî noktaların ikisi doğrudan Şeyh Dağı'nın Suriye tarafında bulunuyor.  1967'den bu yana Suriye'nin Golan Tepeleri'ni işgal altında tutan İsrail, 2024'teki rejim değişikliğinin ardından tampon bölgeye doğru yayılmacı bir strateji izleyerek alan hakimiyetini genişletti.

İsrail askerleri, bu süreçte Hizbullah da dahil olmak üzere "düşman güçlerin" eline geçmesi hâlinde kendileri için tehdit oluşturabileceğini savundukları silahları ele geçirmek amacıyla sınır hattında operasyonlar yürütüyor. Nitekim İsrail ordusu, geçtiğimiz yıl boyunca Şeyh Dağı üzerinden Suriye'den Lübnan'a yönelik çok sayıda ikmal girişimini engellediğini de rapor etmişti.

İsrail, Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğünde Suriye’de gerçekleştirilen darbenin yaşandığı 8 Aralık 2024’te, stratejik öneme sahip Şeyh Dağı zirvesinin kontrolünü ele geçirdi.
Ordu, bu tarihten itibaren Suriye tarafında kalan silahsızlandırılmış bölge içinde en az yedi yeni askerî karakol inşa etti. İsrail'i Suriye'den ayıran tampon bölgede kritik stratejik noktalar olarak değerlendirilen bu yeni karakollar; kuzeyde Şeyh Dağı'ndan başlayarak güneyde İsrail, Ürdün ve Suriye sınırlarının kesiştiği Tel Kudna'ya kadar tüm silahsızlandırılmış hattı kapsıyor. 

Hatta tam 8 Aralık günü İbranice yayın yapan Makar Rişon, ''düzenli tugaylar ve yedek birliklerin Golan Tepeleri'ne konuşlandırıldığını'' duyurdu.


'Suriye yönetimi, İsrail'i büyük ölçüde tedirgin eden Hizbullah faaliyetlerinden derin bir endişe duyuyor'

Chatham House'a göre, küresel gündem büyük ölçüde ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşa kilitlenmiş durumda. Ancak aynı anda Lübnan sahasında, bu savaşla doğrudan bağlantılı ve şiddeti giderek yükselen çok katmanlı bir çatışma hattı genişliyor.

Söz konusu gerilim, yalnızca Lübnan iç dengelerini değil, bölgesel güç mimarisini de sarsabilecek bir potansiyel taşıyor.

Lübnan yönetimi 22 Mart’ta olası bir işgal riskine dikkat çekerek uluslararası kamuoyunu uyardı.

Bu uyarıdan iki gün sonra, 24 Mart’ta işgal varlığının Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in güney Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar uzanan bir hattı kontrol altına alarak burada bir “savunma tamponu” kurmayı hedeflediğini açık biçimde duyurdu.

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta görece erken bir aşamada -hatta haftalar içinde- zafer ilan ederek geri çekilmesi ihtimal dahilinde görülüyor.

Buna karşılık Lübnan cephesinde hızla tırmanan gerilimde İsrail’in kısa vadede sahadan çekilmesi beklenmiyor.

Tersine, gelişmeler İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu'nun ardından bölgesel askeri üstünlük tesis etmeye yönelik uzun vadeli stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan ekonomik ve siyasi krizlerle sarsılan Lübnan devletinin, böylesi uzun süreli bir çatışma baskısını ne ölçüde kaldırabileceği ciddi bir soru işareti olmaya devam ediyor.

Chatham House, ''İsrail'in güneyde fiilen toprak ele geçirmesi durumunda Lübnan hükümetinin seçeneklerinin son derece kısıtlı kalacağına'' dikkat çekiyor. 

Yediot Ahronot'a göre, Batılı bir kaynak Amerika Birleşik Devletlerinin İran'daki savaşla fazlasıyla meşgul olduğu için Lübnan'a yeterli dikkati gösteremediğini aktardı.

Batılı kaynak değerlendirmelerine şu şekilde devam etti: 

''Suriye, bu bölgenin jeopolitik denkleminde son derece kritik bir öneme sahip. Suriye yönetimi, özellikle İsrail'i büyük ölçüde tedirgin eden tanksavar füzeleri başta olmak üzere, Hizbullah'ın silah kaçakçılığı faaliyetlerinden derin bir endişe duyuyor. Suriyeli yetkililer, tespit ettikleri çeşitli kaçakçılık girişimlerini başarılı bir şekilde engellediler. Hatta Suriye topraklarında, bizzat Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın onayıyla gerçekleştirilen bazı İsrail operasyonları dahi yaşandı. Suriye yönetimi, Lübnan hükümetinin de mutabakatıyla, Suriye'den Lübnan'a yönelik silah akışının yeniden başlamasını kesinlikle istemiyor.''


 

Colani: İsrail’in artık Suriye'yi işgal etmesine gerek yok, Hizbullah ve İran tehdit sona erdi

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Colani, İsrail’in Golan Tepelerindeki ilerleyişini “sınırda militanların konuşlanmasını önleme amaçlı savunma tedbiri” olarak açıklamasına şu şekilde yanıt verdi: 

“İsrail’in artık kendisini koruma bahanesiyle bu bölgeleri işgal etmesine gerek yok, zira Esed hükümetinin devrilmesiyle Hizbullah ve İran destekli milislerin oluşturduğu tehdit de sona erdi.”

╰┈➤ HTŞ rejimi, Beyrut'taki konsolosluk hizmetlerini askıya aldı

 

İsrail işbirlikçisi Lübnan Kuvvetleri, Colani'den 'yoldaş' diye bahsetti

İsrail işbirlikçisi Semir Caca liderliğindeki Lübnan Kuvvetleri yetkililerinden Şarls Cabbur, el-Meşhed televizyonunda katıldığı canlı yayında, HTŞ lideri Colani'nin hem Lübnan hem de Suriye’nin özgürlüğü için mücadele ettiğini savundu.

Cabbur, “Bugün Colani yoldaş hakkında bugüne kadar pek çok şey söylendi. Ancak gerçekte bu insanlar, Lübnan’ın özgürlüğü ve Suriye’nin devrim sürecine destek için büyük fedakârlıklar yaptı,” ifadelerini kullandı.

╰┈➤ Lübnan ordusu ile HTŞ militanları arasında çatışma

Colani: İsrail'e karşı bölgesel savaşı önledik

Colani, Suudi Arabistan'ın el-Arabiya televizyonuna verdiği mülakatta, son dönemde bölgenin büyük bir savaşın eşiğine geldiğini söyledi.

İran'ın Suriye'de 40 yıl süren projesinin 11 günde çöktüğünü öne süren Colani Beşşar Esed'i devirmeye yönelik yıldırım savaşının Suriye'yi, Körfez'i ve bölgeyi 50 yıl boyunca güvence altına aldığını belirtti.

╰┈➤ Lübnan ordusundan Suriye'den açılan ateşe karşılık emri

 

İsrail, HTŞ ile işbirliği içinde Amerikan projesini uyguluyor

Lübnanlı gazeteci Hasan İllaik, X platformunda yayımladığı gönderisinde, İsrail’in Suriye’de genişleyerek bir tampon bölge oluşturma çabasının, yalnızca Suriye’yi değil tüm Levant bölgesini (özellikle Lübnan’ı) tehdit eden büyük bir tehlike olduğunu belirtti. İllaik, bunun bir İsrail-Amerikan projesinin parçası olduğunu ifade etti.

Lübnanlı gazeteci, İsrail'in Suriye topraklarında genişlemeye yönelik planını ilhak sürecine dönüştüğü şeklinde yorumladı.

İllaik, İsrail’in, son meşru Cumhurbaşkanı Beşşar Esed yönetiminin devrilmesini fırsat olarak değerlendirdiği görüşünü dile getirdi:

‘’Şam'ın idari sınırlarından, batıda Suriye-Lübnan sınırının tepelerine, güneyde Suriye-Ürdün sınırına, doğuda Suriye-Irak sınırına kadar... Siyonistlerin Suriye'de ateşle dayatmayı planladıklarını ilan ettikleri tampon bölge işte budur. Bu olay, eski Cumhurbaşkanı Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'deki silahların imha edilmesinin ardından yaşandı. Başlangıçta tampon bölge olarak çerçevelenen şey, artık gün geçtikçe İsrail kontrolü altındaki yeni bir bölgeye dönüşüyor.’’

İllaik, Suriye ve Lübnan’ın jeopolitik kaderinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurguladı:

‘’Levant ülkelerinin haritalarını sarsan bu İsrail saldırganlığı, Lübnan topraklarındaki birçok yerde devam eden işgalin yanı sıra, Lübnan'daki yönetimin ve tüm siyasi güçlerin (bu tehlikeyi en iyi ifade eden kişi Velid Canbolat'tır) birinci önceliği olmalıdır; çünkü Suriye'de yaşananlar Lübnan'dan ayrılamaz. Bundan şüphe eden varsa en azından 1860'lardan bu yana tarihimize baksın, ondan yüzyıllar öncesine de gidebiliriz.’’

Irak’ın 2003’te ABD tarafından işgal edilmesi, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirmişti; bu tür tampon bölgeler, genellikle askeri ve stratejik amaçlarla oluşturuluyor.